Hayatım Reklam: Emel Göker

Emel Göker / Happy People Project Kurucu Ortak

Reklamcı olma sebebim: Ankaralıyım. Kendimi bildim bileli aklımla ve elimle bir şeyler yaratmakla mutlu olduğum halde Mülkiye’de işletme okuyordum. Okulu bitirince arkadaşlarım gibi bankacı, hesap uzmanı falan olamayacağımı anlayınca İstanbul’da bulabildiğim ilk işe kapağı attım. 5 sene boyunca pazar araştırmacısı olarak analitik kaslarımı geliştirirken reklam ajanslarıyla birçok dirsek temasım oldu. Reklam ajansları o dönemde markaların pazarlama ve iletişimine mutlak ölçüde hakimdi. Eğer bir markayı file benzetirsek biz sadece kulaklarını veya burnunu tutarak fili hayal etmeye çalışıyorduk, reklamcılar ise fili görmekle kalmıyor, o filin yönünü belirliyorlardı. Beni hem bu “büyük resmi görebilme” hem de “özgürce yaratabilme” imkanı çekti reklamcılığa.

Öte yandan doğrudan reklamcı değil de önce pazar araştırmacı olduğum için hep şükrederim. 2000’de Londra’ya MBA yapmaya gittim. Young&Rubicam EMEA ajansında, araştırma geçmişim sayesinde planlama bölümünde işe girdim. Sonra Türkiye’ye dönünce de reklamcılık kariyerim devam etti. Ama insanların nabzını tutabilmenin gerektirdiği becerileri pazar araştırma yıllarında edindim.

İçinde olmaktan gurur duyduğum kampanyalar: En gurur duyduğum kampanya BES için yaptığımız “100 lira ver 125 lira al” kampanyası. İnsanlara para dağıtmış olmamız, müşterimize 100 milyon liranın üstünde bedava reklam sağlamamız, ana haberlere konu olmamız, 7 sene boyunca anlatılmaya çalışılan vergi indirimini herkesin anlayabileceği kadar basit bir şekilde anlatmayı başarmamız, öyle ki artık hükümetin bile bu hesabı kullanması… Bunların hepsi bana çok gurur veriyor.  Bir de şu var: Bu kampanya dijital mi, event mi, PR mı yoksa reklam kampanyası mı? Hiçbiri ve hepsi. Kalıpların dışında, iletişimin tüm imkanlarını birbiriyle bütünlük içinde kullanabilmek çok güzel.

Onun dışında gnctrkcll için yarattığımız “gençliğin gücü” fikir platformu ve yaptığımız “Gençken yapılacak 100 şey” kampanyası. Electro World için yaptığımız “Çılgın Teklif”, Fiat Punto reklam filmi ilk aklıma gelenler.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam: Her sene bir çok iyi iş çıkıyor. Bizden Vodafone Selim işlerinin hepsi harikaydı. Çok çok eski Bonus işleri (Mesela Kadir inanır ve Ayşe Arman’lı), “Hayatın draması varsa Rondo’nun kreması var”, Profilo anneler günü “o tabak bitecek”, son Lig TV lansmanı…

Droga5’ın tüm kampanyaları… Son kan bağışı kampanyası gibi. Gatorade Replay, zamanında çok ses getiren “Best job in the World” ve P&G’nin aynı adlı olimpiyat reklamı,  Doritos’un “Bring slow dancing back”, Bergenbier’in “Men’s day” kampanyaları. Bunları yaratan ekip içinde olmayı çok isterdim.

Kariyerimdeki en iyi an: Kendi ajansımızı kurmaya cesaret etmemiz, Allah’ın utandırmaması…

İş hayatımdaki en utandırıcı anım: Bir araştırma sunumu üzerine günlerdir çalışıyordum. Sabah 5 gibi bitirdim sat 9:00’da da sunum var. Tam kaydedeceğim sırada makine çöktü…

Bir kampanyada beraber çalıştığım en iyi ünlü: Hiçbirini şahsen tanıyamadım…

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en çok mutluluk duyduğum insan: Yaşar Akbaş. Zekasıyla, çalışkanlığıyla hepimizden daha iyisinin çıkmasını sağlar. Bizimki bol tartışmalı bir ilişki, ancak kesinlikle besleyici.

Kariyerimde en büyük etkiye sahip olan kişi: IBS’deki patronum David Tonge. 25 yaşımdan itibaren beni dünyanın en iyi araştırma kongrelerine (ESOMAR, MRS) götürdü. İngiltere ile birçok araştırma projesi yürütmemizin sonucu kendime güvenip Londra’ya yerleşmeye cesaret ettim.

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Kasım 2012 sayısında yayınlandı.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.