Günümüzde mobil öncelikli düşünmek şart

Open’dan Muharrem Ayın, 2-3 yıl önceki “Tek mecra görüyorum, o da mobil” savının gerçekleştiğini ve önümüzdeki dönemde de programatiğin mobille evleneceğini söylüyor. 

Bağımsız medya ajansı Open, bundan 2 yıl önce kuruldu ve 2015’i ilk sıralarda bitirdi. Open Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Ayın ile ajansın ilk iki yılını konuşurken medya sektöründeki gelişmeleri değerlendirdik. Muharrem Ayın, mobili öncelikli düşünmeyenlerin çok şey kaybettiğine dikkat çekerken “Programatik de mobille bir yerden sonra evlenecek ve otomatik olarak mobili de kapsayacak” diyor. Netflix’in Türkiye’ye gelmesinin önemli bir gelişme olduğunu düşünen Ayın, gelişmeleri izlemek gerektiğini söylüyor. Drone’lar, 360 derece videolar gibi teknolojik gelişmeleri ise “Yapalım da güzel olsun” olarak düşünmemek, gelişmiş tüketici deneyimleri yaratmak için ele almak gerektiğinin altını çiziyor.

Muharrem Ayın… Open Yönetim Kurulu Başkanı

Kamer Yılmaz Open olarak sektörde yeni olmanıza rağmen oldukça başarılı işlere imza attınız. Bu 2 yıllık geçmişinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muharrem Ayın Öncelikle şunu söylemekte fayda var; hedeflerimize doğru, planladığımız şekilde ilerliyoruz. 2 yılın sonunda, Türkiye’nin en büyük bağımsız yerli ajansı konumuna geldik. Bu güzel bir şey çünkü bağımsız bir ajansın bu kadar kısa bir zamanda bu noktaya gelmesi sektörün ve müşterilerin bize duyduğu güvenin sonucudur. Rakamlarla ifade etmek gerekirse; bizim tahminlerimize göre, bahsettiğim gibi bağımsız olan medya ajansları sıralamasında 2015’i 4. büyük olarak kapattık. Bu da bizim toplam sektörde yönetilen medya cirosunun %6’sı gibi bir rakamı yönettiğimizi gösteriyor. Yine 2015 sonu itibarıyla çalışan sayımız 84’e ulaştı. Güzel tarafı da bunların yarısına yakınının dijital olarak bünyemizde yer alıyor olması. Ve hala da dijital kaslarımızı geliştirmeye devam ediyoruz.

Kamer Yılmaz Sizin de hedefleriniz arasında zaten dijital kaslarınızı geliştirmek var ama hala Türkiye’de televizyon ana mecra olarak duruyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muharrem Ayın Bu çok normal bir şey; çünkü dönüşüm bir günde olmuyor. Televizyon hala önemli olmaya devam edecek, bunu yadsıyamayız. Bizi yönlendiren tüketici. Tüketici davranışları, bütün pazarlama platform çalışanlarını tüketiciye göre davranmakla yükümlü kılıyor. Biz de onları izliyoruz çünkü amacımız marka mesajlarını tüketicilerle buluşturmak ve bunu yaparken de onların olduğu yerlerde, onların tükettiği mecralarda olmamız gerekiyor. Bugünün koşullarına genel olarak baktığınız zaman televizyon, Türkiye gibi pek çok ülkenin hala önemli bir parçası ama bugünü yaşarken geleceği de kurmamız lazım. Ancak; dijital için hazırlık yapıyor olmak, televizyondaki gerçekliği, büyüklüğü, değeri göz ardı etmek olarak adlandırılmasın. Biri diğerinin yerine geçmiyor şu an için, tamamlayıcı unsurlar bunlar. Nasıl ki TV geldiği zaman gazete, radyo “ölmediyse”, hala kendi çapında kullanılıyorlarsa, dijital de bu dönüşümü yaşatacak. Biz de bu dönüşüme adapte olmak durumundayız.

 

Kamer Yılmaz Dijital dönüşümün bile geçmişi çok eski değilken şimdi bir de Netflix hayatımıza girecek. Sizce Türkiye’deki medyayı ve medya planlamasını nasıl etkileyecek?

Muharrem Ayın Bu tür şeyler önce niş pazarlar olarak görünür ve zaman içinde belli bir ekonomi çerçevesinde büyürler. Netflix, burada olması istenen bir platformdu. Bizim sektör açısından bir öngörüde bulunmak kolay değil ama biz de “Netflix’le beraber ne yapabiliriz?”i konuşmaya başladık bile. Öncelikle kimlerin Netflix’i nasıl izlediğini, kaç kişi olduklarını ve bizim bunu nasıl kullanabileceğimizi görmek lazım. Şu bir gerçek ki, her yeni gelen oyuncu gibi, Netflix de dikkatimizi çekiyor. Biraz fazla ses getirmesi dünya çapındaki popülaritesinden ve geleceği konusunda konuşulan pazarlama argümanlarından kaynaklanıyor. Biz şu an izleyip takip ediyoruz, dünyada yapılan işleri görmeye başladık. Burada yapılabilecek farklı şeyler varsa da markalarımızı buna adapte etmek konusunda hazırlık yapıyoruz.

 

Kamer Yılmaz Teknolojik gelişmelerden bahsetmişken, artırılmış gerçeklik, 360 derece video çekimi, drone’ların kullanılması gibi yenilikler sizce sektörde nasıl ilerleyecek? Marka ya da ajans tarafı bunların kullanımını nasıl değerlendirecek sizce?

Muharrem Ayın Bunlar özünde sadece pazarlamaya hizmet etmek için yapılan şeylerdir. “Nice to have” dediğimiz “Yapalım da güzel olsun, ses getirsin” denen şeyler değil. Konuyu bu bakış açısıyla ele aldığımızda, yapılacak her türlü işin eğer pazarlama iletişiminde bir değeri varsa – bu değer büyüklük olarak çok olmayabilir ama derinlik olarak önemli olabilir- muhakkak yeri vardır. Bahsedilen teknolojik gelişmeler çerçevesindeki kullanımlar da her zaman takip ettiğimiz, zaman zaman kullandığımız fırsatlardır. Burada önemli olan şu var, bu tür teknolojik gelişmelerin yaygınlaşması, markaların tüketici deneyimi yaratması konusundaki fırsatlarını artırıyor.

 

Kamer Yılmaz Mobille beraber programatik de devreye girmeye başladı. Sizce nasıl ilerliyor bu iki alan?

Muharrem Ayın Aslında programatik çok da yeni değil. Kullanım olarak yaygınlaşmaya başladığı için biz bunları belki yeni yeni duymaya başladık ama sanırım 5 yıldır programatiği konuşuyoruz. Programatik çok hızlı ilerliyor ve aslına bakarsanız çok önemli bir açığı da kapatıyor. Bu arada evrildi, gelişti. Hedeflenebilirlik ve verimlilik argümanlarını daha çok bünyesine kattı. Hala gelişmeye açık yerlerinin var olduğunu görüyoruz ama bu, her zaman olması gereken bir şey.

Burada birkaç önemli nokta var. Biri; programatik artmaya devam edecek fakat programatiğin yan yana getirildiği mecra dijital. Hayatın, mecranın, televizyonun dijitalleşmesiyle beraber programatik artık önümüzdeki 5 yılda, sektörümüzde satın alma açısından da önemli bir merak konusu olacak. Artık yazılımlarla desteklenen, muhteşem hızdaki ve boyuttaki verinin ayrıntılı kullanıldığı yeni bir döneme giriyoruz. Bu da kafa yapılarımızın, iş yapış şeklimizin değişmesi demek. Klasik medya satın alması ve planlamasının bilgisayar ve veri destekli, fakat insan faktörünün hala önemli olduğu yeni bir ortama geçiyoruz. Programatiğin dijital ortamlardaki yeri %50’ler gibi konuşuluyor dünyada ve Batı Avrupa’da özellikle. Türkiye’den oran vermek zor ama dijital olarak %5-10 arasında olacağını bu sene biz tahmin ediyoruz. Bir yandan dijitalin dışında, açıkhavada, radyoda, televizyonda programatik konuşuyoruz. Çünkü onlar da dijitalleşiyor. Programatikle beraber reklamveren için daha hedefli; kaybın ve kazancın çok yakından, günlük takip edilebildiği bir sistem gelecek. Fiyat konusunda da ilginç bir yapılanmaya gidilecek ve farklı bir fiyatlandırma kültürü gelecek.

Mobil ise zaten hayatımızda. 2-3 sene önce, “Ben tek mecra görüyorum, o da mobildir” demiştim. Bütün her şeyimiz mobil üzerinden olmaya başladı. Ekranların birleşmesi dediğimiz olay da mobil üzerinden olacaktır. Bugün eğlencemiz, sağlık ihtiyaçlarımız ve daha pek çok şey orada. Herkesin şu andaki oyun alanı mobil. Farkındaysanız, dijitalde yapılan her şey artık mobil öncelikli yapılıyor. Eğer mobil öncelikli düşünmezsek çok şey kaybediyoruz. Programatik de bir anlamda mobille bir yerden sonra evlenecek ve otomatik olarak mobili de kapsayacak.

 

Kamer Yılmaz Open olarak 2 yılın ardından yeni hedefleriniz ve hayalleriniz ne yönde?

Muharrem Ayın Şu an geldiğimiz nokta bizim için yeterli değil tabii ki. 2016 – 2018 arasını planlarımızda, gelişme döneminin ikinci evresi olarak konumlandırdık. 3 aşamalı bir gelişme bu. İlk olarak, Türkiye’deki büyümemize devam edeceğiz. Büyüklük olarak, sayı olarak gelmemiz gereken yere hızla geleceğimizi varsayıyorum ben. İkinci olarak, bunu yaparken, medya dış hizmetler ya da medyanın standart hizmetlerinin dışındaki büyümelerimizi de artıracağız. Tabii ki en büyük pay dijital hizmetlere ait. Bu amaçla da bu sene çok önemli yatırımlar yapmayı planlıyoruz.

Diğer önemli bir zenginlik gelişmesi olarak, Design Team adını verdiğimiz bir yapılanma oluşturduk. Bu ekibi kurmak, bizim ilk günden beri planlarımızda vardı. Mottomuza uygun olarak farklı bir yapılanmayı bünyemize koyduk. Bu ekip, rakiplerimizle bizi farklılaştıracak noktalardan biri olacak. Şu aşamada kuluçka döneminde. Görece dar bir ekiple fakat tüm ajans bünyesinde çalışıyoruz. Arkadaşlarımız da çok önemli hedeflerle geldiler ve bizim önümüzdeki yıllardaki gelişim ivmemize büyük güç verecekler. Hedeflerimizdeki üçüncü gelişim noktası, belki iddialı olacak ama, Türkiye sınırlarında gelişmek. Önce bölgesel varlığımızı oluşturmak, yakın çevremizde, MENA bölgesinde ve Kafkaslara dahil olan bölgelerde olan varlığımızı netleştirmek ve sonra bunu zaman içinde diğer bölgelere taşımak.

 

 Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Şubat 2016 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.