Güçlü yanları zayıf tutun

Andy Nairn, Amazon Kurucusu Jeff Bezos’ın yeniliğe açık olan insanlara verdiği değeri ve hepimizin öğrenebileceği bu durumu açıkladı.

Jeff Bezos yakın zamanda, insan zekasının en yüksek noktaya geldiğini açıkladı. Ticari başarının bir modifikasyonunu başardığı ve ana müşterilerimizden biri olduğu göz önüne alındığında, Inc’de yer alan yazıyı büyük bir ilgiyle okudum.

Bezos, ne İskoç bir aksan, ne de bir aşk sevgisi istiyordu kendi kriterlerinin arasında ama kendisinin verdiği en iyi cevap yine de oldukça aydınlatıcıydı; “sık sık zihinlerini değiştiren insanları arıyoruz.”

Bu fikir ilk bakışta, bakış açımızın getirdiği modern liderlik hakkında öğrettiklerimiz ile çelişiyor gibi görünüyor. Elbette, güçlü görüşler, sarsılmaz inançlara ve tutarlı stratejilere sahip olmalıyız? “Flop” yazan politikacıları tüketmeyelim ve iyi yapıldığına kanaat getirdiğimiz yorumları nazikçe retweetlemez miyiz? Evet, bir noktaya kadar bunu yapabiliriz ama demek istediğim, herhangi bir liderlik ekibinde açıkça kanaat ve bağlılık son derece önemli kriterlerdir ve bunu yapanlar kaliteli kişiliğe sahip olan yönetici ve kurumlardır. Ancak, bu tutumlar, yeni gerçekler veya koşullar ile çelişkili ve düzensiz hale geldiğinde olmaz diye bir durum yok.

Dünyada klişe gittikçe artıyor ve eşi benzeri görülmemiş bir yüzyılda yaşıyoruz. Ancak, paradoksal olarak, görüşlerin her zamankinden daha yerleşik olduğu ve yeni bilgilere uyum sağlayamadığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu sadece ülkeleri yönetenler için bir meydan okuma değil. Aynı zamanda, insanların zihinlerini değiştirerek bakış açılarını farklı noktalara çekmesi gerekiyor ve yeniliğe adım atmaları gerekiyor. Fakat seçmenler ve tüketiciler için görünürdeki cehalet adım atmayı güçleştiriyor ve yeni adım için eyleme geçmeden önce kendi davranışlarımızı süzgeçten geçirmemiz lazım ama insanlığın buna gönülsüz olması işi yokuşa sürüyor.

Gerçek şu ki, çoğumuz yeni bir zemin arayışında olmamız gereken noktanın ötesinde bir anlayış, strateji veya fikirle ilerliyoruz. Düşüncelerimizi başkalarına sattığımızın bilincindeyiz ve bu nedenle kendimize karşı gelmekten veya zamanlarını boşa harcamamaktan utanırız. Ama bu tam olarak yapmamız gereken şey, eğer önümüzde bulunan delillerin daha doğru bir tanımı varsa o tanıma karşı ön yargımız olmamalı.

Abbott Mead Vickers BBDO’daki ilk zamanlarında, David Abbott’un BT’den bir önceki gecesinde desteğini gönülsüzce geri çektiğini hatırlıyorum ve daha sonra Vickers kendini yenileyerek ve geliştirerek ileriye yönelik adım attı. Aynı şekilde, Nike’ın Phil Knight’ın başlangıçta “sadece yap” dan nefret ettiğini özellikle de Dan Wieden’in idam edilen bir katilin son sözlerine dayandığını duyduğunda yeniliğin aydınlık tarafı gün yüzüne çıkmıştı. Ama dramatik bir U dönüşü yapmaktan çok gurur duymadığını gördüm. Steve Jobs’a gelince genellikle, net düşüncelerin belirleyici lideri olarak görüyoruz.

Sanırım bu titanslar için bizden daha kolay bir olay, çünkü ekipleri gözlerini hep açık tutup, patronlarının yargılarına da güvenerek değişimin en iyisi olacağına inanıyorlar. Ama bizler fikirlerimizin bazılarını, bir stratejiye oturtularak, bir fikri satmak, bir fiyatlandırma kararını tersine çevirmek veya bir ürün tasarımına yeniden başlamak gibi adımları atmak zorundayız. Bunlar, çalışma hayatımızdaki en zor kararlardan bazılarıdır ve hafifçe veya tekrar tekrar alınmalıdır. Tam da bu yüzden, Bezos gibi liderlerin bunları yapma yeteneğini ödüllendirmeli.

Başka bir makalede (Gelecek Enstitüsü Müdürü Paul Saffo),  bu yaklaşımı “zayıf bir şekilde tutulan güçlü inançlar” şeklinde ifade ederek özetledi. Korkarım ki, pazarlamacılar sıklıkla “güçlü bir şekilde tutulan” zayıf inançlara sahipler. Tabii ki farklı hissedebilir ve bu parçanın kaos ve kararsızlık için bir tarifi temsil ettiğini düşünebilirsiniz. Ancak, eğer öyleyse, umarım fikrinizi değiştirirsiniz.

Andy Nairn

Campaign Global Teknoloji Editörü

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 84. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.