Gerçek, şiir gibidir…

Şu anda dolar 5.40, euro 6.27 seviyesinde. Dergi elinize geçtiğinde nasıl bir rakamla karşı karşıya olacağımızı tahmin bile edemiyorum. İçim sıkılıyor. Her zaman 50 liralık alan vatandaş belki olayın tam anlamıyla farkına varamadı ama gerçek kaybeden olduğunu anlaması yakındır herhalde. Bu durumdan, parmağını bile oynatmadan büyük kâr sağlayacak insanların olduğunu bilmek ayrı bir sıkıntı.

Bu ayın kapak konusu üzerine çalışmaya başladığımız zaman aklıma “The Big Short” geldi. Muhtemelen o filmi “korku filmi” kategorisine sokan sayılı kişilerden biriyimdir. Amerika’da mortgage krizi patlak vermeden önce olanları ve bu krizden kimlerin, nasıl kazançlı çıktığını anlatıyor film. Halihazırda bildiğimiz ama sesli olarak söylendiğinde tokat etkisi yaratan cümlelere ev sahipliği yapıyor. Sistemin ne kadar çürük temeller üzerinde yükseldiğini, büyük kuruluşlar tarafından yapılan sahtekarlığın küçük vatandaşı nasıl etkilediğini, cehaletin ne gibi korkunç sonuçlara yol açtığını gösteriyor.

Evet, bunları biliyoruz. Bu bilgi iyi eğitimli, dünyaya ilgi duyan, gelişmeleri takip eden, yaşam kalitesi nispeten yüksek olanların tekelinde de değil üstelik. Murakami’nin yazdığı gibi, “Herkes, kalplerinin derinlerinde bir yerlerde dünyanın sonunun gelmesini bekliyor.” Peki bazıları bu bilgiyi neden ısrarla kalbinin ulaşılmaz bir köşesinde tutuyor ve her şey çok iyi gidiyormuş gibi davranıyor? Cevap yine The Big Short’tan geliyor:

“…ve insanların çoğu şiirden nefret eder.”

Bunca paragrafın ana fikri şu: Her kriz kendi içinde fırsatlar barındırır ve ancak görebilenler bu fırsatları değerlendirebilir.

Bu nedenle kapak konumuz dahilinde yine hem ajans hem de marka tarafından profesyonellerin görüşlerini aldık, farklı bakış açıları sunan yorumları bir araya getirdik. Sadece tüm dünyayı kara kara düşündüren ekonomiyi değil, diğer küresel sorunları ve olası çıkış yollarını da hesaba kattık. Röportajlarımızın ve “Insight” sayfalarımızın da yeni fikirlere ilham vermesini umuyoruz.

Kapak tasarımımız için Alametifarika’ya teşekkür eder, keyifli okumalar dileriz.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 80. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.