Geleneksel Japon dansı, online video ile horona nasıl dönüşür?

İlk şirketimi 1998 senesinde ABD’de kurdum. “Ne iş yapsak” diye düşünürken, kendimizi internet dünyasında bulduk. O dönemde, Amazon.com veya eBay ancak bugünkü Markafoni kadar eskiydi. Çok iş denedik, çok öğrendik, çok yanıldık. Ama özetle, çeşitli ülkelerde birçok projeye ve işe kalkıştık. Şimdi işimiz internet, e-ticaret, girişimcilik, yeni teknolojiler, streaming tabanlı servisler, melek yatırımcılık, gençlere mentorluk…

İnternet’in hayatımızı bütün hızı ile değiştirdiği bu günlerde konumuz tabii ki internet ve tabii ki yeni trendler. Burada sosyal alışveriş, sosyal oyunlar, mobil ödeme gibi konulara girmeyeceğim. Bu köşede anlatmak istediğim konu, online pazarlama ve iletişim konusunda bir devrim olarak gördüğüm streaming tabanlı video servisleri ve internet canlı yayınları.

WebTV ve internet üzerinden yayıncılık, artık hepimizin radarında olan, dünya üzerinde bambaşka bir paylaşım sunan eğlence ve etkileşim ürünleri arasında yer alıyor. Basit bir örnek vermek gerekirse, Japonya’da arkadaşlar arasındaki bir dans, akıllı telefon ile kaydedilir ve video paylaşım sitesine yüklenir. 15 dakika sonra, arama sonuçlarında çıkan bu videoyu seyredip esinlenen Amerikalı bir genç biraz daha farklı bir versiyon oluşturur, kaydeder ve paylaşır. Trabzon’daki biri bu görüntüleri seyreder, horona uyarlar ve yepyeni bir inovasyon ve iletişim zinciri oluşur.

Video paylaşımını bu şekilde düşündüğümüz zaman, insanlık için ne kadar önemli bir konu olduğunu görmek ve anlamak da daha kolay olacaktır. Herhangi bir konuda vermek istediğimiz mesajı veya anlatmak istediğimiz ürünü, bir video yardımı ile anlatmak, kitleler ile paylaşmak artık hem kolay, hem de bir gereklilik.

Bugün geldiğimiz noktada internet üzerinden video olmadan iletişim düşünemez durumdayız. Akıllı telefonlar ve kaliteli altyapılar sayesinde içeriğin son derece kolay yayına alınması, kesintisiz ve yüksek kalitede seyredilebilmesi ve mesajın son kullanıcıya efektif ulaştırılması video paylaşım sürecini olumlu etkileyen faktörler arasında bulunuyor. Yeniliğe son derece açık ve genç olan Türkiye nüfusu da bu trend içerisinde yerini alıyor.

Videonun dijital pazarlamanın önemli bir parçası haline gelmesinin çok uzun bir geçmişi yok. Medianova olarak Türkiye’ye 2006 yılında geldiğimizde Türkiye’de bu işi yapan ve bu işe inanan kimse yoktu. CDN dediğimiz “Content Delivery Network” konusunu bir iki teknik kişi dışında kimse bilmiyordu. Türkiye’deki süreçte bir kaç milat var diye düşünebiliriz. Bunlardan ilki, talebi yaratmak adımında ilk büyük müşterilerimizden de olan Türkiye Jokey Kulübü, Milliyet ve Hürriyet gibi firmaların WebTV servislerini yayına almaları, arkasından İzlesene.com, Timsah.com gibi yerli girişimlerin hayata geçmesidir.

Bu süreçler ile beraber online videolar her gün milyonlarca kullanıcıya dokunmaya başlarken, reklamverenlerin dikkati de bu alana yöneldi. Bugün artık WebTV ile ürün tanıtımı yapmak, eğitim içerikleri sunmak son derece gerekli bir yapı olarak ekosistemde yer alıyor.

Videonun en önemli özelliği kolay paylaşılması. İş arkadaşlarımız ile belli bir kurumsal yapıda veya tamamen özel ortamlarda video paylaşmak, Turkcell reklamlarında da söylendiği gibi, gerçekten hayatı paylaşmaktır. Bu paylaşım konusunda sosyal ağlar ve akıllı telefonlar inanılmaz bir platform sağlıyor. Bugün büyüklerimiz bile torunlarının videolarını rahatça paylaşabilir durumda. Bu da tabii ki sürecin katlanarak büyümesine yol açıyor. Örneğin, 2 buçuk yaşındaki kızım daha tam konuşamasa bile benden telefon istiyor. Çünkü telefon ile Pepee seyretmek onun sabah rutini haline geldi. Bu, artık akıllı telefonların da video paylaşımı ekosisteminde yerini aldığını gösteriyor.

Tabii bu sürecin daha yeni bir boyutu var: Canlı Yayınlar.

İnternet üzerinden yapılan canlı yayınlar son birkaç yılın en keyifli ve en interaktif servisleri olarak göze çarpıyor. İster finansal bir çeyrek sunumunun yayını, ister bir konferans veya bir konser, ister bir bayii eğitimi. İstenildiğinde interaktif de olabilen bu yayınların online kitleleri hareketlendirdiği artık bilimsel bir gerçek.

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada Twitter, Facebook veya ürün portalleri üzerinden yapılan canlı yayınlara olan ilgi her gün çığ gibi artıyor.

Mayıs ayında yapılan bir araştırmaya göre, online olan Türklerin yüzde 89’u ortalamada 168 video seyretmiş. Ay içerisinde ise yaklaşık 3 buçuk milyar video seyretmişiz. Canlı yayınların bu rakamda aldığı pay, Medianova rakamlarına bakılırsa, artmaya devam ediyor. Birçok kurum artık canlı yayınların önemini görmüş ve bütçelerinde gerekli yeri vermiş durumda.

Fizy.com ve Turkcell Müzik üzerinden yapılan canlı konserler, müzik sektörüne ve masa başında çalışan tüketicilere bambaşka bir hava getirdi. Burası kesin.

En dikkat çekenlerden, Kayahan’ın evinden “dost ortamında” yaptığı konserin markaya kattığı değer nedir? Bebek parkında otururken cep telefonundan bir eğitimi canlı seyretmek, sorular sormak veya bir saat trafik ile uğraşmak yerine ortama canlı yayın ile katılmanın keyfini ve verimliliğini ölçebilir miyiz?

Kim gün içerisinde bir saatliğine bile olsa eğlenmek istemez. Bunu sağlayan markaya ve servise nasıl bağlılık olmaz?

Sektör olarak bu yeni servisleri konuşuyoruz. Ama yeteri kadar farkında mıyız? Bunu hep beraber sorgulamamız gerekir diye düşünüyorum.

Serkan Sevim / Medianova CEO’su

——————————————————————————————————–

Serkan Sevim kimdir?

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nden mezun olduktan sonra University of Baltimore’da master yaptı. Mezun Group’u kurdu ve yönetti. Şu anda Medianova CEO’su.

Twitter: @SekanSevim

 

Bunları da beğenebilirsin

Yoruma kapalı.