Geçilemeyen pre-roll reklamların yıldızı parlayacak

Farklı video reklam formatlarının karşılaştırıldığı çoklu ekran araştırması sonuçları, yayıncılar ve markalar için oldukça çarpıcı bulgular içeriyor.

Dijital video reklamcılığında hangi reklam modelinin reklamveren için en verimli model olduğu, marka ve pazarlama yöneticileri arasında her zaman gündemdedir. Geçtiğimiz günlerde, bu konuşmalara yön verebilecek, oldukça sağlam veriler barındıran bir rapor yayınlandı. Geçilemeyen pre-roll, mid-roll, sosyal video ve outstream video reklam formatlarını birçok açıdan karşılaştıran ve mobil ve desktop cihazların dahil edildiği çoklu ekran araştırmasına göre, en etkili video reklam modeli “geçilemeyen pre-roll” oldu. YuMe, MAGNA ve IPG Media Lab’ın ortaklaşa yürüttüğü ve bilimsel metotlarla yapılan araştırmaya 6864 kişinin katıldı.

Araştırma sonucunda elde edilen veriler, özellikle yayıncılar ve markalar için oldukça çarpıcı bulgular içeriyor. Markaların, kullanıcı etkileşimine oldukça önem verdiğini düşünürsek, bu araştırma sonuçlarına göre geçilemeyen pre-roll’un yıldızının daha da parlayacağını söylemek mümkün. Öyle ki, kullanıcılar tarafından en doğal reklam modeli olarak pre-roll görünüyor. 

Araştırmaya göre, geçilemeyen pre-roll’ları her 4 kullanıcıdan 3’ü, mid-roll’ları her 2 kullanıcıdan 1’i, outstream’i ise her 4 kullanıcıdan 1’i olumlu karşılıyor. 

Kullanıcılar geçilemeyen pre-roll’ları sevdi 

Markalar için oldukça önemli bir parametre olan video reklam izleyenlerin, reklamın içerikle veya kendileriyle ilgili olduğunu düşünmeleri ya da reklamı hatırlama oranları, geçilemeyen pre-roll yayınlarda mid-roll ve outstream modellere göre oldukça önde görünüyor. Başka herhangi bir hatırlatıcı yardımı olmadan pre-roll’ların hatırlanma oranı %53-65 bandında olurken mid-roll’larda bu oran %26-39, outstream’de %19-28 oranında gerçekleşiyor. Başka hatırlatıcılar kullanıldığında ise hatırlanma oranı pre-roll’larda %69-72, mid-roll’larda %47-56, outstream’lerde %21-31 bandında gerçekleşiyor.

Geçilemeyen pre-roll’larda kullanıcılar, gördükleri reklamla, kendilerinin veya izlemek istedikleri içeriklerin diğer video reklam modellerine göre daha ilişkili olduğunu düşünüyor. Bu durum, kullanıcıların etkileşiminin artmasına, dolayısıyla marka iletişimine de katkıda bulunuyor. 

Geçilemeyen pre-roll’lar, izleyicilerin TV ekranlarından alışkın oldukları, dizi/program öncesi reklam kuşaklarına benzer bir model olarak görülüyor. Kullanıcılar, izlemek istedikleri içerikten önce bir ya da iki reklam seyretmenin doğal ve içerik tüketiminin bir parçası olduğunu düşünüyor.

Kullanıcılar, özellikle uzun süreli bir içerik izlemek istediklerinde araya giren mid-roll’larla birlikte bilgilendirici aksiyonlar gördüklerinde, reklamı kapatma eğilimleri düşüyor. Yayıncılar, mid-roll reklamlarda kullanıcıların ne göreceklerine veya en az ne kadar süre göreceklerine dair bilgilendirici aksiyonlar almakla kullanıcı deneyimine pozitif katkıda bulunuyorlar. Ayrıca video reklam modelleri, marka mesajının hatırlanması konusunda destekleyici olarak görüldüğünde de mobilde en yüksek hatırlanma oranı geçilemeyen pre-roll’a aitken, TV benzeri bir ekran olan desktoplarda mid-roll daha önde geliyor.

Diğer taraftan video reklamın hikayeleştirilmiş bir içeriğe sahip olduğu durumlarda mid-roll, mobil cihazlarda geçilemeyen pre-roll ile kafa kafaya görünse de desktoplarda %30’luk bir paya sahip. Son yıllarda reklamların bir hikayesinin olması veya var olan bir marka hikayesinin anlatılması, kullanıcıların ilgisini en fazla çeken içeriklerden biri olarak ön plana çıkıyor.

Header, mid-text ve mini player gibi modelleri kapsayan outstream, marka mesajının hatırlanması konusunda önde gelen destekleyici video reklam modeli olarak kendini gösteriyor. Outstream modeller, desktoplarda, geçilemeyen pre-roll’un gerisinde kalsa da mobil cihazlar baz alındığında hatrı sayılır bir fayda sağlıyor. 

Özetlemek gerekirse; hızla artan video tüketimi ve özellikle kaliteli içeriklerin mobil cihazlar üzerinden tüketimi, hayatımıza geçilemeyen premium video reklamlarını kalıcı şekilde soktu. Bu modellerin kullanıcılar tarafından global anlamda kabul gördüğünü, alışıldığını veya sevildiğini görüyoruz.                              

Pre-roll’lar, marka metrikleri açısından alışkın olunması, tanıdık gelmesi ve içeriği bölmemesi gibi sebeplerle izleyiciler tarafından en çok tercih edilen model olarak karşımıza çıkıyor. Bu modeli de sırasıyla mid-roll’lar ve outstream takip ediyor.

Çok formatlı medya reklamı planlandığında,  bir şeyler okuyan ve video içerik tüketen kullanıcılarda, birbirine eşlik eden banner ve video reklamla etkileşimin ve akılda kalıcılığın arttığı görülüyor. 

Tüketicilerin en hassas olduğu konu, kişisel cihazları olan mobildeki reklam formatları olarak kendini gösteriyor. Tam da bu noktada instream adını verdiğimiz, içeriğin içinde doğal olarak yerleşmiş reklam modelleri, olumlu anlamda en yüksek etkileşimi alıyor. Mobilde yaratıcılığı yüksek native video reklam modelleri, kullanıcılar tarafından dikkatle takip ediliyor ve marka mesajı en çok native modeller vasıtasıyla hatırlanıyor.

 

 

Haymi Behar

Doğan TV Holding AŞ, 

Dijital Reklam ve Satış Grup Başkanı

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Mayıs 2017 sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.