“Fikirleri fısıldayan hala insan olacak”

Teknolojinin giderek ivmelenen bir hızda ilerlediği bir gerçek. Son 100 yılda insanlığın kaydettiği gelişme, Homo Sapiens’in ortaya çıkışıyla 100 yıl öncesi arasında kaydedilenden daha fazla. Bu baş döndürücü hızın yavaşlayacağını gösterecek bir işaret ise henüz yok. Hayatlarımız, alışkanlıklarımız, uğraşlarımız, mesleklerimiz, her şey değişecek, değişiyor.

Küçük bir örnek; daha dün şahit olduğum oldukça gelişmiş bir text-to-speech projesi NLP ile metnin duygu durumu analizini de yapıp sesi profesyonel bir ses sanatçısından ayırt edilemeyecek tonlamalarla otomatik olarak sentezleyebiliyor. Girişim şu anda sesli kitap alanına odaklanmış ve sektörü baştan aşağı değiştirmek üzere… Bu teknolojinin bir sonraki adımının, içeriğinizi yayınladığınız anda tüm dünya dillerine kendi sesinizle otomatik çevrilen YouTube videoları ya da ses kaydı almadan, sadece yazdığınız metni (hatta belki içinde olduğunuz WhatsApp grubu sohbetini) okutarak yayınladığınız podcast’ler vb. olacağını görmek zor değil. Bu bağlamda reklamcılık alanındaki birçok iş kolunun (stüdyo operatörlüğü, dublaj sanatçılığı vb.) yok olacağını ya da en azından mahiyet değiştirmek zorunda kalacağını söyleyebiliriz.

Fakat bu gelişmeler ne kadar göz kamaştırıcı olursa olsun, işimizin özündeki “entelektüel efor” kısmını tamamen robotlara bıraktığımız bir geleceği (en azından yakın gelecekte) çok olası görmüyorum. Bilgisayarlar cevap vermede pek mahir olabilirler fakat soru sormak bence hala insana özgü bir alan. Sevdiğim bir yazar aradaki farkı şöyle açıklıyor: “Uygun soru sorulmuşsa, doğru cevap önünde sonunda bulunur. Bazen yüzlerce yıl boyunca, binlerce zeki insanın mesaisi gerekebilir, ama mutlaka bulunur. Uygun sorunun ise, eğer sorulmamışsa, sorulmadığı hiç bilinemez. Düşünmek, ‘doğru cevabı bulmak’tan çok ‘uygun soruyu sorma’yı adlandırmaya daha çok yakışan bir fiil.”

Söz gelimi GO oyunu bir “soru”. AlphaGO, yapay zekanın bu soruya tüm insanlardan daha doğru bir yanıt verebileceğini kanıtladı. Fakat yapay zekanın ortaya GO oyununa benzer bir “soru” koyup koyamayacağı meçhul. Ben bu alanın daha uzunca bir süre insanlara ait bir uğraş olarak kalacağını düşünüyorum. Veriye dayalı davranış analizi yaparak hedef kitlede insan gözünün asla göremeyeceği örüntüler tespit etmek, içgörüler çıkartmak ve Amazon’un hayatımıza soktuğu “bunu alan bunu da aldı” benzeri mekanizmalarla satın alma davranışlarını değiştirmek ancak robotlarla mümkün, kabul. Fakat robotun kulağına bu tarz “fikirleri” fısıldayan hala insan olacak.

Emre Süvari
Wunderman Thompson Turkey,
Interactive Communication Director & Head of Mirum

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 94. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.