Fast food sektörünün koronavirüs krizi

Campaign UK editörlerinden Brittaney Kiefer, COVID-19 salgınıyla beraber en çok zarar gören alanlardan biri olan fast food zincirlerine dikkat çekiyor.

Fast food restoranları karantina dönemlerinden sonra yeniden açılmaya başladığında uzun kuyruklar, oldukça dikkat çekti. Bir paket servis için yarışan insanların çılgınlığına ve arzusuna vurgu yapan başlıklar arasında “McDonald’s taraftarları sipariş vermek için iki saat bekliyorlar”, “Burger King kuyruğu trafik sıkışıklığına neden oluyor”, “KFC severler blok etrafında sıraya giriyor” gibileri vardı.

KFC mayıs ayında teslimat ve paket servisi için açıldıktan sonra restoran zincirinin Londra şubesinde kuyruğa giren insanlara kızarmış tavuk için neden bu kadar uzun süre bekledikleri soruluyor, müşterilerin verdiği ortak cevap ise: “Çünkü bunu hak ediyorum.”

Şu anda hepimiz günün sonunu sabırsızlıkla bekleyip hayatımıza biraz neşe getirecek bir şeye ihtiyaç duyuyoruz. Ve insanlar bu tip şeyler için ekstra yol katetmeyi ya da saatlerce beklemeyi göze alıyorlar. Aylar önce hiç kimse, kızarmış tavuk kovası ya da hamburgerin insanların yaşamlarında bu kadar fazla önem kazanacağını tahmin edemezdi. Ancak COVID-19 salgını ve karantina, yiyecek satın alma ve tüketme gibi birçok günlük deneyimi değiştirdi ve kriz öncesi fast food endüstrisini dönüştürmeye başlayan eğilimleri hızlandırdı. Şimdilerde karantina dönemine alıştıkça, markalar bu yiyecek deneyimlerini nasıl sunabileceklerini yeniden düşünüyorlar.

Güvenlik ihtiyacı
Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, koronavirüsün patlak vermesinden bu yana müşteriyle sürekli iletişim halinde olan işletmeler arasındaki en büyük değişimlerden biri, sağlık ve güvenliğe daha fazla odaklanmak oldu.

Mart ayında salgının hız kazanmasıyla birlikte hükümet resmi olarak restoran ve barları kapattı, fakat evlere teslimat için çalışmalarına izin verildi. Bazıları nisan ve mayıs aylarında yavaş yavaş yeniden açılmaya başladı, ancak operasyonlarında ve yeni güvenlik düzenlemelerinde büyük değişiklikler yapıldı. KFC, mutfaklardaki personel sayısını azalttı, sınırlı bir menü oluşturdu ve arabaya servis hizmetini test etti. Burger King ise benzer uygulamaların yanı sıra, restoranlara girmeden önce personel için ateş ölçme ve sosyal mesafeyi teşvik etmek için katlardaki uyarı işaretlerini hayata geçirdi.

Karantina sürecinde 12 hafta boyunca Davies & McKerr ile 20 haneyi izleyen bir araştırma projesi yürütüldü; genç ve yaşlı izleyiciler arasında restoranlara dönme tutumlarıyla ilgili dikkate değer bir fark gözlemlendi. Gençlerin çoğu, mümkün olan en kısa sürede kaçırdıkları deneyimlere geri dönme eğilimindeyken, koronavirüs açısından daha fazla risk altında olan yaşlı insanların; daha temkinli olma, sağlık ve güvenlikle ilgili endişelerini ifade etme eğiliminde oldukları görüldü.

Son yıllarda, birçok köklü fast food markası, bilinçli bir tüketici tabanının taleplerine cevap vermek için sağlık konusu üzerinde daha fazla duruyor. Bazı zincirler menülerini yeniliyor ve düşük kalorili, vejetaryen veya vegan seçenekler sunuyor.

Üstelik pandemi bu talebi daha da artırabilir. Karantina boyunca mutfakta daha fazla zaman geçirildiği görüldü – süpermarketlerdeki un ve maya kıtlıkları, insanların kendi yaptıkları ev yapımı muzlu ekmeği ve hamur işlerini sosyal medyada sıklıkla yayınlamaları bunun kanıtıydı. Tesco’nun yaptığı bir araştırma, İngilizlerin sadece beşte birinin her yemeği evde sıfırdan pişirdiğini, bununla birlikte karantinadan önce bu oranın sekizde bir olduğunu gösterdi. Evden çalışılsa bile, hala yerel kahve dükkanlarında büyük kuyruklar görüyorum. 08:00’da iş başı yapıyorlar ve sanki tuvalet rulosu gibi çok ihtiyaç duyulan bir malzeme için sıraya girmiş gibi görünüyor. Oysa sadece flat white içmek için bekliyorlar.

Online yemek siparişleri ise karantina döneminde daha da arttı, çünkü insanlar evlerine hapsoldu ve restoranlar bu artışın karantina hafiflediğinde bile devam etmesini bekliyor.

Bazı üst düzey restoranlar bu dönemde hayatta kalabilmek için paket servise ve teslimata ağırlık verdiğinden, rekabet bu alanda daha da büyüdü. Son birkaç aya baktığımızda birçok marka bu alanda ön plana çıkmayı başardı.

Sosyalleşmek
Mother’ın yaptığı araştırmaya göre, katılımcıların; özellikle de gençlerin, dışarıda yemek yemenin sosyal tarafını diğer şeylerden daha çok özledikleri ortaya çıktı.

Bu kriz, insanların dışarıda sık sık yemek yedikleri ve oturmak istedikleri ortamları değiştirebilir, ancak dışarıda yemeyi seven bir ülke olarak sosyal etkileşimi ve yeni şeyler deneyimlemeyi seviyoruz. Bu deneyim o kadar önemli ki, yok olduğunu görmüyorum. Arkadaşlarımızla her zaman bu deneyime ve sosyalleşmeye ihtiyacımız olacak.

Burger King de bu bakış açısına sahip olacak ki insanları teşvik etmek için farklı yollar arayışına giriyor. Bu ayın başlarında, insanların komşularıyla paylaşmaları için İngiltere’deki sokaklara yüzlerce ücretsiz Whopper gönderdi.

Ayrıca marka içeriklerinde de insanları biraz daha eğlenmeye ve rahatlamaya çağırıyor diyebiliriz. Mayıs ayında sosyal mesafe kurallarına dikkat çekmek için insanların giyebilecekleri dev taçlar oluşturdu ve “mesafe koyun, ama kendi modanızı yaratın” diye tweet attı.

Son birkaç aydan sonra insanların biraz rahatlaması gerekiyor. Müşteriler markaların endişeli olmamasını, bu neşeyi ve mizahı geri getirmesini istiyor.

Brittaney Kiefer
Editör, Campaign UK

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 102. sayısında yayımlanmıştır.
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.