artwork

Facebook’a sohbet odaları geliyor, peki neden?

11 yıl önce

7

slm, nbr, ii, u?, ii, asl pls…

80’lerde doğanlar, 90’lardaki ve 2000’lerdeki Mirc, ICQ furyasını çok iyi bilir ve yukarıdaki diyaloglara pek yabancı olmazlar. Ben dahil çevremde birçok kişi o dönem ortaokulda, lisede harçlıklarımızı toplar internet kafelere chat yapmaya giderdik. Mirc’ta kanal kurar, kanala adam toplamaya çalışır, arkadaşlarımıza yöneticilik verir bir yandan da başka kanallara saldırırdık. Ah çocukluk yılları işte :)

Şimdiyse Mirc’in, ICQ’nun yerini çoktan alan Facebook, bu sohbet mantığını kendi bünyesinde tekrar canlandırmaya hazırlanıyor.

Facebook, fotoğraf ve video eklemeli sohbet odaları özelliğiyle web’in tüm elementlerini kendinde toplamaya devam ediyor. Yakın gelecekte internet=Facebook gibi bir algı oluşmaya başlayacak. Bazı haberlerde bu hamleyle Facebook, iMessage’a, WhatsApp’a rakip olacak gibi gösterilse de bence durum böyle değil. Bu servisler birebir mesajlaşma hizmeti sağlar ve gelişimi kısıtlıdır. Ancak sohbet odaları, belli bir konu için veya eğlence amaçlı bir araya gelen insanları kapsar. İletişim daha yoğundur. Ancak 90’lara tekrar dönerek Mirc’ta sohbetin nasıl ilerlediğini hatırlayalım: Önce bir kanala girilir ve herhangi biriyle özel mesajlaşma başlatılır. Bu alışkanlık da aynı şekilde Facebook’a taşınırsa Facebook’ta arkadaşlarla olan etkileşim azalabilir. Fakat burada da Facebook insanları tanımadığı insanlarla sohbet ettirmek yerine arkadaşlarının arkadaşlarıyla sohbet ettirme gibi bir alışkanlığa yönlendirebilir.

Facebook’un neden böyle bir gelişmeye ihtiyaç duyduğunu düşündüğümüzde;

– Kullanıcıların Facebook’ta daha çok zaman geçirmesini sağlamak. Böylelikle, tek gelir modeli olan reklamları ve sponsorlu hikayeleri düşünerek  tüm kullanıcıları sitede daha çok tutacak.

– Reklamlar için yeni hedeflemeler kazandırmak. Örneğin, şu an sen bir bebek arabası üreticisisin ve Facebook reklamlarında anne-bebek, yenidoğan bebekler vb. sayfaları hedefliyorsun. Facebook sohbet odalarına da reklamlar ile hedefleme yapılabilme ihtimalini düşünürsek, anlık iletişimin olduğu “yeni doğan bebekleri olanlar”, “0-3 yaş bebeklerle ilgili herşey” gibi sohbet odalarına da reklamlarını gösterebileceksin. Kullanıcılar sohbet odalarında Facebook sayfalarına göre daha çok zaman geçirebilir. Bu da reklam anlamında daha dolu bir kitleyi getirir.

– İnternet=Facebook algısı yaratmak. Facebook, sosyal ağlarda insanlara bir kimlik oluşturduktan sonra onların web’de en çok kullandığı özellikleri diğerleri gibi şirketleri değil bireyleri müşteri alarak sundu. Yani benim hedef kitlem bireylerdir, onlarda sadakat oluşturursam benim gelir sağlayacağım kısım olan markalar reklam için zaten gelirler anlayışından hareket etti. Diğer örnek, Yemeksepeti. Bu anlayış da Myspace gibi her yerinden reklam fışkıran bir tasarım yerine temiz, düzenli, reklamların son kullanıcıyı düşündüğü bir deneyimi getirdi.

Facebook ilk olarak –Türkiye’de Mynet Okul Arkadaşım‘ın da bir ara denediği– eski arkadaşları bulma, yeni insanlarla tanışma fonksiyonunu üstlendi ve sonra da markalarla iletişimin kurulduğu doğru düzgün ölçülebilir ilk mecra oldu. Şimdiyse sohbet odaları özelliğini getirerek bir bakıma web’in geçmişte başarılı olmuş girişimlerini kendinde toplamaya devam ediyor. Bu yaklaşıma göre ileride forum özelliğini getirmesi de içten bile değil. Bir düşünsenize Donanımhaber’in günlük hitini ekstra olarak kendisine kazandırdığını. Reklam pastasından ne de güzel bir pay :)

Eren Caner / erencaner.com.tr

———————————————————————————–

Eren Caner kimdir?

Şu an Galatasaray Üniversitesi’nde Pazarlama İletişimi Yönetimi bölümünde master yapıyor ve mezunu olduğu Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi’nde Sosyal Medyada Marka Yönetimi dersleri veriyor. İş hayatında ve öğretim hayatında “kullanılabilir bilgi’’ vermeye odaklanıyor, farklı verilerle farklı verileri bir araya getirip “akıl yürütmeler” oluşturmayı seviyor, “Keynote” ile sunum yapmaktan zevk alıyor.

Twitter: @erencaner

 

 

Senin için
Tümünü göster
Netflix Türkiye’ye karşı ayaklanma

Aynı yüzler, aynı hikayeler, aynı kalemler…...