Evden çalışmanın yaratıcılığa etkisi

Campaign US editörlerinden Alison Weissbrot pandemiyle beraber evine kapanan yaratıcı sektörün bu dönemdeki hala nasıl yaratıcı kalabildiğini satırlarına taşıdı.

“Birçok yaratıcı yüz yüze iletişimi özlerken, bazıları da uzaktan çalışma ortamında parlıyor.”

Eğer benim gibiyseniz, muhtemelen siz de son yedi aydır çoğunlukla evde kalıyorsunuz ve arada bir sosyal açıdan uzak tuhaf denebilecek faaliyetler için dikkatlice dışarı çıkıyorsunuz.

Yaratıcılık, kültür ve insan etkileşimi üzerine kurulu bir sektör için bundan daha az ilham verici bir dünya olamazdı.

Herhangi bir ECD ajansı ile konuşun eminim onlar da sosyal izolasyon ve karantina sürecindeyken yaratıcılığın hiç de kolay olmadığını söyleyeceklerdir.

“İnsani ilişkileri ve etkileşimi özlüyor olsak da (özellikle dışa dönükler), sektörün; yaratıcılığın, bir ofisin dört duvarı ile sınırlı olmadığını kanıtladığını rahatlıkla söyleyebiliriz.”

Sanal bir şekilde beyin fırtınası yapmak zor. Ajanslar, yüz yüze işbirliğinin yerini alması için dijital araçları kullanmaya çalışıyor. Örneğin; Google Docs, yeni sanal kara tahtalar haline geldi. Slack’teki kanallar, bir ofiste organik olarak başlayan sohbetlerin yerini alan, günlük ilham kaynakları gibi oldu.

Ancak birçok deneyimli yaratıcı, ilhamın aynı odadaki insanların enerji paylaşımlarının artmasıyla ortaya çıktığını savunuyor. Ve bu da sadece Zoom üzerinden gerçekleşecek bir şey değil. Ayrıca sanırım hepimiz görüntülü sohbetler yüzünden psikolojik olarak tamamen yıprandığımız konusunda hemfikir olabiliriz.

O zaman evden çalışmak madem yaratıcılığı baskılıyor, neden endüstrimizdeki kimi yaratıcı beyinler,

COVID-19 için güvenli prodüksiyonlar yapmıyor ya da nasıl yaratıcı olunması gerektiği konusunda alışılagelmiş senaryoyu reddederek harika işler çıkarmaya devam ediyorlar?

Çünkü evden çalışmak, farklı türde bir yaratıcılık yeteneğinin parlamasına izin veriyor. Sıradan bir yaratıcı kişi fikrinden dönmez ve insan iletişiminden etkilenip yeniden hayat bulur. Ancak pek çok sanatçı özünde içe dönüktür. Paris merkezli yaratıcı ajans Rosbeef’in kurucu ortağı ve CEO’su Antoine David, evden çalışmanın bazı yaratıcı yeteneklerin kalabalık bir odada yapamayacakları parlamayı gerçekleştirdiklerini söylüyor.

Bu göze çarpma yeteneği, GroupM’nin m/ Rosbeef’in kurucu ortağı ve CEO’su Antoine David kampanya ile ilgili olarak “Yaratıcılarımız bu konuyu ele alma ve fikir bulmaya çalışma konusunda çok proaktif davrandılar” dedi.

Pandemi ile beraber kısıtlamalar yaratıcı endüstride de hakim oldu. Müşteriler, COVID-19 krizinde yaşamaya çalışırken, yaratıcı çalışmalara ayıracak bütçeleri de yok denecek kadar küçüldü.

Bu da ajansları, yenilikçi ve yüksek kaliteli kampanyaları nasıl yürütecekleri konusunda kurnaz olmaya zorluyor.

Teknolojiden ilaç ürününe kadar neredeyse tüm kategorilerden markalar; uzaktan çekimlere yer veriyorlar, anlattıkları konuyu destekleyecek ekstra görüntüleri ilginç şekillerde yeniden tasarlıyorlar ve kampanyalarında daha çok insana ve mekana yer verebilmek için sanal rol dağılımlarından ve çekimlerden yararlanıyorlar.

Bütün bunlara bakınca, insani ilişkileri ve etkileşimi özlüyor olsak da (özellikle dışa dönükler), sektörün; yaratıcılığın, bir ofisin dört duvarı ile sınırlı olmadığını kanıtladığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Alison Weissbrot

Editör, Campaign US

 

 

 

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 105. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.