Endüstrinin yaratıcı alanları: Ofisler

Gideon Spanier, pandemi dönemi ve beraberinde gelen kısıtlamalarla biten ofis hayatının reklam ve medya endüstrisindeki önemine değiniyor.

Bir aşı bulunup güvenli bir şekilde uygulanana kadar COVID belirsizliği devam edecek. Bu süreçte de ofisin yetenek, fikir, öğrenme, eğitim ve mentorluk için bir merkez olma durumu; işe alma ve elde tutmak için, aidiyet duygusu ve kurumsal kimlik yaratmadaki rolü sahne arkasında kalacak.

Bir ajans lideri, “insanların ofise geri gelmek istemediğinden” endişeleniyor. Büyük bir reklamveren, bazı personelini eskisi gibi ofis içinde çalışmaları için “zorlaması” gerekebileceğini söylüyor.

Aslında içinde bulunduğumuz dönem de göz önüne alındığında ofislerle dalga geçmek oldukça kolay. Ancak kabul edelim ki bu endüstride ofisler büyük yaratıcı alanlardır. Bir gazeteci olarak, her zaman bir

şirketin ofisini ziyaret etmeyi isterim; çünkü bu şekilde pek çok şey öğrenebiliyorum. Konumundan personelin yaklaşımına, dekorundan kullandıkları teknolojilere ve hatta içerideki ambiyansa kadar pek çok ipucu barındırıyor.

Koronavirüs bu durumu şimdilik değiştirdi. Şu anda bu köşeyi evden yazıyorum. İşe gidip gelirken geçirilen zaman, aslında pek de önemi olmayan iş seyahatleri… Bir süreliğine bunlar hayatımızdan çıktılar ve hem zamandan tasarruf etmeye başladık hem de gereksiz işlere efor sarf etmemize gerek kalmadı. Hatta bazı durumlarda video görüşmeleri ve güvenliği sağlanarak paylaşılan belgeler daha iyi bir iş birliğini ve uyumu bile sağladı.

Ancak evden çalışmanın da bir bedeli var; özellikle de ruh sağlığı açısından. Genç yetenekler genellikle geniş bir eve sahip değiller, haliyle çalışma ortamları her zaman elverişli olmadığı gibi küçük bir alanda kalmak ruh hallerini de etkiliyor. Ayrıca daha deneyimli meslektaşlarıyla aralarında bağ kurma ve onlardan bir şeyler öğrenme şansını da kaçırıyorlar.

“İnsanlar mükemmellik için buluşmaz, iş birliği yapmaz, ağ kurmaz ve savaşmazsa düşünce çeşitliliği zarar görür.”

 

Reklam ve medya endüstrisinin liderleri, şirketlerinin gelecekte sadece Zoom üzerinden iletişim kurarak, gerçek hayatta çok az etkileşime geçerek veya hiç etkileşim içinde olmadan çalışabileceğini düşünmek istemezler. Yaratıcı endüstriler, fikirlerin, şansın ve yetenek kümelerinin büyüsüyle gelişir.

Abbott Mead Vickers BBDO’nun eski başkanı ve CEO’su Cilla Snowball bu duruma şöyle yaklaşıyor: “Ofisler hızı ve standartları belirliyor, insanları bir araya getiriyor, kültür inşa ediyor, yetenekleri cezbediyor, yaratıcılığı, problem çözmeyi ve sonunda elde edilen başarı için çalışmaya, iş birliği yapmaya teşvik ediyor. Tüm bunları Zoom aramalarında da yapmak mümkün, ancak tatmin edici değil.” Ya da Uncommon’ın Kurucu Ortağı Nils Leonard’ın dediği gibi: “Ekranlar kurgudur; insanlar birlikte bir enerji yaratır.”

Campaign UK’in yaptığı ve İngiltere’nin önde gelen 21 ajansı ve medya sahibinin katıldığı bir araştırmaya göre, şirketlerden yalnızca üçü daha küçük bir ofise taşınmayı planlıyor. Katılımcılardan biri “ofisimizi seviyoruz” derken bir başkası; WeWork tarzı paylaşılan ortak kullanım alanlarını reddettiğini, müşterilerin buna pek de olumlu yaklaşacağına inanmadığını söyledi. Ancak birkaç şirket de ofis olarak büyümeyi durdurdu. Endüstrinin iki devi Omnicom ve Interpublic, para biriktirmek için dünya çapında kesintiye giderek toplam 1.5 milyon fit karelik bir alandan vazgeçti.

Reklam ve medya endüstrisinin çoğu lideri de özellikle sosyal mesafe ihtiyacı ve ofis içinde sınırlı kapasite ile çalışıldığından, personelin zaman zaman ofise gelmesini, zaman zaman da uzaktan çalışmasını bekliyor. Bu noktada da doğru karışımı elde etmek zor olabilir. Hayatımızda virüs yokken bile, bazı liderler esnek çalışmanın çok ileri giderse ekip dinamiklerini değiştirebileceğinden endişeliydi.

Bütün bunlar yüzünden de ofiste olmayı yeniden hayal etmek; güvenli olduğunda çalışanları geri dönmeye ikna etmek ve iş yerlerinin yaratıcılığı artıran, iş birliğine dayalı ve üretken bir alan olduğuna inandırmak için artık çok daha önemli. Snowball, bu dönemin “daha iyi inşa etmek” için bir fırsat olduğunu söylüyor. Riskler yüksek; ancak insanlar mükemmellik için buluşmaz, iş birliği yapmaz, ağ kurmaz ve savaşmazsa yaratıcılık ve düşünce çeşitliliği zarar görür.

 

Gideon Spanier

Editör, Campaign UK

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 104. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.