Ekibin yaratıcılığını kısıtlamayın!

Fikirlerin bir türlü gelmediği zamanlarda ekibinizi sürekli yönetmeye çalışmaktan vazgeçin. Eğer ekibinizde doğru insanların yer aldığına inanıyorsanız, geri çekilip onlara alan yaratın.

Geçtiğimiz akşam, tıpkı benim gibi kreatif departmanın yönetiminden sorumlu bir arkadaşımla bir şeyler içiyorduk. Ne hakkında konuşuyorduk hatırlamıyorum ama bir noktada şöyle bir şey söyledi: “Genelde ben fikir üretmiyorum. Fikir ürettiğim tek zaman, zamanın azaldığı ve ekibimin yetiştiremeyeceğini anladığım dönem. O dönemde konuya dahil oluyorum ve orası da hepimizin panik olduğu nokta.”

Bu beni, endüstrimizin neden artık bu kadar can yaktığı konusunda düşünmeye zorladı. Neden “modelin ölümü” hakkında bu kadar çok makale var. Neden müşteriler giderek daha buyurgan hale geliyor? Panik!

Bir düşünün. Hızlı, ileri düzeyde bağlantılı, hiç bir şeyin aynı kalmayacağı bir dünyada yaşıyoruz. Burada yeni kanallar manzarayı kültür kadar hızlı bir şekilde değiştiriyorlar. Ve tüm bu belirsizliğin ortasında müşteri hala dünün sonuçlarına ihtiyaç duyuyor.

Şüpheyle birleşen telaştan panik doğar. Bu yüzden şimdiki modeli sorguluyor, işe karışıyor ve çok fazla yönetiyoruz. Ama belki de asıl cevap sadece rahat olmaktır.

Doğru oyuncuyu seçebilmek…

Reklamcılığa giriş kapım film yapımı oldu. Yasal çalışma yaşında olduğum belliydi ve benden daha büyük markalar için hikaye çekimleri yapıyor, benim yaşımın iki katı yaştaki yönetmenlerle senaryoyu tartışıyordum.

Mutlu olmam gerekirdi fakat değildim. Daha az karakter ve daha fazla yıldız patlaması gerektiren, efektlerle dolu reklamlar çeker olmuştum. İz bırakan yönetmenlerse hikaye temelli reklamlar yaratanlardı ve ben de bu grubun bir parçası olmak istedim. Oyuncuları yönetme şansını her bulduğumda bu işe her şeyimi verdim. Onları mikro düzeyde yönetirdim – verdiğim senaryolarda çıkarmalarını beklediğim duygusal ses değişimlerini de yazardım ya da nasıl oynanmasının hoşuma gideceğini gösterirdim.

Hiçbir çekim yeterince iyi gelmiyordu, bu yüzden de en mükemmel çekimi arayarak tekrar ve tekrar çekiyordum. Yine de ne kadar denersem deneyeyim performansları yaşıtlarımın seviyesine çıkaramıyordum. Onlarınki tazeydi. Şaşırtıcıydı. Gerçekti. Benimkilerse değildi.

Sonra bu işin sırrının aynı oyuncudan mükemmel performans çıkarmayı denemekte olmadığını fark ettim. İşin sırrı o rol için doğru aktörü seçebilmekteydi. Net bir bağlamda onları seçiyor, sonra da maharetlerini göstermelerine izin veriyordum. Kast, hazırlan, kayıt.

Bu andan sonra tüm enerjimi doğru oyuncuları seçmeye ayırdım. Performansın sadece ve sadece bu karara bağlı olduğunu biliyordum. Bu sayede geleneksel olmayanlar ve beklenmedik olanlar için savaşabilirdim, onları ona göre hazırlayabilir ve basitçe özgür kalmalarını sağlardım. Bu bakış açısı da gerçek anlamda sihirli performanslara hayat verdi. Bir senaryo diğerini izledi ve sonunda kendimi daha mutlu bir yerde buldum.

Ve dijital dünya sahnede

Bundan birkaç yıl sonra, gözümüzün önünde gerçekleşen olağanüstü dijital dünya tarafından baştan çıkarıldım. Aslında, pek de öyle değil. O zamanlar oldukça zeki, başa çıkılmaz ve fikirlerle dolu insanlar tarafından yarısı dolu pizza kutularıyla darmaduman odalarda dijital dünya oluşuyordu; gösterişli süitlerde ya da aşırı derecede ciddi toplantı salonlarında değil. Beni asıl baştan çıkaran da buydu. Dijital ajanslarda dijital kreatif ekiplere yıllarca liderlik ettim ve şimdi de işler aynı bakış açısı üzerinden işliyor. Kast, hazırlan, kayıt.

Yeteneklerini doğru projelerde kullanabileceğimiz doğru insanların karmasını bulmak için çok çalıştık ve sonra da onların maharetlerini göstermeleri için onlara alan verdik.

Bugün bizim ajansımızda da aynı bakış açısını kullanıyoruz. Evet, ben başladığımdan beri dünya çok değişti. Bugün Facebook’umuzu gözden geçirirken TV’yi dinliyoruz. Daha sonra online’dan alacağımız şeyleri seçmek için mağazalara gidiyoruz. Sesli mesajlar gönderiyoruz. Haberleri telefonumuzdan izliyoruz. İnsanları TV’lerimizden arıyoruz. Fakat değişmeyen şey şu: Eğer oyuncularınızın iyi performans sergilemesini istiyorsanız, kast ve hazırlıktan sonra yoldan çekilmekten çok daha iyisini yapmak için enerjinizi harcamalısınız.

Yani ya müşteri tarafını tutar ve ekibinize aşırı baskı uygularsınız ya da ajansın tarafında olup yeteneklerinizi yönetirsiniz, deneyin. Kast, hazır, kayıt. Belki de muhteşem bir performansla ödüllendirilirsiniz.

Lucas Peon

J. Walter Thompson Yönetici Kreatif Direktörü

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.