(e) Ticareti yeniden hayal etmek!

Geometry Global’den Evren Gülyaşar, pandemi ile birlikte değişen alışveriş tercihlerimizi vurgularken, bu sürecin yükselen değeri haline gelen e-ticaret üzerinde duruyor.

Yeni normale geçiş her an her yerde. Öyle yeni içgörüler var ki bugüne kadar yapılmış tüm çalışmaları çöpe atabilir. Düne kadar piyasayı sallayan, yeni çağın en önemli ve hızlı büyüyen girişimleri bile bu döneme ayak uydurmakta zorlanıyor.

Tüketici alışkanlıklarının tamamen dönüştüğü, süper marketlerde kalma sürelerinin çok kısaldığı, sosyal mesafenin fiziksel aktiviteleri sınırlandırdığı dönemi hep birlikte yaşıyoruz. Bu yeni dünyada ticaretin tamamen dönüştüğü, ülkelerin kendi üretim sistemlerine yeniden önem vermeye başladığı, küreselleşmenin sorgulanmasına sebep olduğunu gözlemliyoruz. Diğer yandan yıllardır konuşulan dijital dönüşümün birkaç aya sıkıştırılmaya çalışıldığı, meşhur ekonomi listelerinin dışında kalmak istemeyen şirketlerin hızla kendilerini yenilediği bu dönem, ticaretin eksenini tamamen değiştirdi.

E-ticaret tüketiciler nezdinde alternatif satın alma yöntemiyken, kısa sürede ana yöntem haline geldi. Çok daha talepkâr, beklemeye ve stok eksikliğine tahammülü olmayan tüketicileri sınıflandırırken, kısa süre öncesine kadar “yeni nesil” diye tanımlardık. Oysa şimdi nesil bağımsız her birimiz aynı beklentilerle e-ticareti hayatımızın merkezine koyduk. Bu yaşananlar ticaretin başında “e” harfine artık ihtiyacımız olmadığına işaret ediyor aslında. Yaptığımız hangi işlem elektronik değil? Neden biz ticareti yeniden hayal etmek yerine, başka bir kalıba koymaya çalışıyoruz? Tüm bu değişiklikler ticaretin bir parçası ve bizler bu ticareti yeniden hayal etmeden hayatta kalamayacağız.

Dijitalleşen tüketici, artık hiçbir segmentasyona sığmadan taleplerini artırıyor. Bu talebe karşılık vermek için yeni normların ticaretinde dikkat edilmesi gerekenleri Geometry olarak şöyle özetliyoruz:

Yeni platform arayışı: D2C’nin yükselişi!
Markalar bu aşırı talebe yanıt verebilmek için aradaki kademeleri azaltarak süreçleri sadeleştirmeye çalışıyorlar. Doğrudan tüketiciye (D2C) gitmeyi deneyenler arasında Unilever, Leverdirect ile başta geliyor. Hazırlanan paketler ailelerin ihtiyaçları için özel fiyatlarla ürünlerin karşılanmasını sağlıyor.

Birçok pazar yeri ise bu geçişi hızlandırmak ve özellikle orta ölçekli işletmeleri bu yeni normale alıştırmak için özel projeler geliştiriyor.

Yeni kanallarda kişiselleştirilmiş deneyim
Kısıtlamalar gün geçtikçe azalsa da alışveriş yapanların uzun dönemli ihtiyaçları için yaptıkları evde stok çalışmaları devam ediyor. Bu içgörü ile hareket edip en iyi paketleri oluşturan, kişiye özel deneyimler sunan markaların bir adım önde olacağı günler yaşıyoruz.

Yeni fiyatlama modelleri ihtiyaca ve kişilere özel hale getirilerek yeni normalde önem kazanıyor. Önceleri rakiplere, maliyetlere ve alım gücüne göre yapılan fiyat hesaplamalarını ileri taşımanın zamanı geldi.

Evdeki yaşam gelişmeyi sürdürdükçe ticaret yeni kanallarla gelişmeye devam edecek. D2C, abonelik ve tıkla-al modelleri sıradanlaşacak. Kanallar değiştirildiğinde marka tercihlerinin de değiştiği birçok araştırmada ortaya çıkıyor.

Mobil deneyimler ile ya içindesindir çemberin ya da dışında
Yavaş yavaş dışarı çıkan insan sayısındaki artıştan söz ediyoruz ve belki kınıyoruz ama bu yeni normale alışmamız, endişelerin üstesinden gelmemiz için yeni deneyimler tasarlamamız gerekiyor. Restoranlarda QR kod ile herkesin kendi telefonundan menülere ulaşabildiği sistemlerden, ATM’lerden temassız para çekme hizmetine kadar tercihler değişiyor.

Mağaza içi deneyimlerin 360 sanal ortamlara aktarılması, festivallerin dijitalde hayat bulması, yeni deneyimleri evin içinde ve dışında farklı dünyalara götürdüğünü görüyoruz.

Sosyal olan kazanır!
Bazı işletmeler doğaları gereği tüketicileriyle ilişkileri üzerinden işlerini yürütüyorlar. Döngüsel ekonominin de temellerinden birini oluşturan bu model içinde hayat bulan markaların da inovasyona ihtiyaç duyduğu bir dönemdeyiz. Yıllarca biriktirilen marka algılarının bir kenara bırakıldığı, insanların tedbirli olmakla birlikte birçok yeni markaya da kucak açabileceği bir dönemdeyiz.

Sosyal ticaret, yeni kanallar açmakla birlikte kitlelerin bu hızı marka değiştirme ve adaptasyon sürecinde yanlarında olduğunu hissettiren markalara yarar sağlayacak. D2C atılımlarının arttığı bu dönemde marka karakterlerinin ve dünyaya karşı sorumluluğunu yerine getirenlerin ticarette de kazanacağı yeni normale hoş geldiniz.

Yeni normale hazır olmak için kimsenin sihirli değneği yok ama koşullar değiştikçe kaynakları ve kanalları değiştirebilme kabiliyetine uygun açık bir strateji, her zaman ticareti canlandırmaya yardım edecek. Bu dönemden mutlu ayrılmak için hep birlikte ticareti yeniden hayal edelim!

Evren Gülyaşar
Head of Digital Commerce and Communication

 

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye’nin 101. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.