Dünyanın en etkileyici ofisleri

Online life-style dergisi HUH’ın arkasındaki ekip, dünyanın dört bir yanından “en etkileyici” buldukları 10 ofisi seçmiş. Anlaşılan o ki bizim gibi kreatif ofis alanlarını keşfetmeyi seviyorlar.

Aralarında Red Bull, Google, AOL, Wieden + Kennedy ve Mother London’ın da bulunduğu ofislerde, terk edilmiş bir sinemada devasa bir kayak alanından 200 kişinin oturabildiği büyük bir beton masaya kadar değişik tasarımlara rastlamanız mümkün.

Corus Quay / Toronto, Kanada 

Yaklaşık 150.000 m2’lik Corus Entertainment, çalışanlarını yaratıcı kılabilmek için fazlasıyla geniş bir alana sahip. 1,100 kişilik ekibin yaratıcılığını artırabilmek için sahip oldukları alan; beş katlı bir avludan, üç kat yüksekliğindeki dev bir kaydıraktan, geniş bir dinlenme bölümünden, dikey bir bahçeden ve çoklu televizyon stüdyolarından oluşuyor.

 

DTAC HQ / Bangkok, Tayland

Telekomünikasyon şirketi DTAC’nin 62.000 m2’lik ve 20 katlık genel merkezi, Avustralya menşeli firma Hessell tarafından, şirketin “eğlenerek öğrenme” felsefesini yansıtacak biçimde tasarlandı. Bu felsefe yuvarlak bir kütüphane-amfiteatr birleşimiyle, kapalı alanda yer alan bir koşu pistiyle, yine kapalı alandaki bir futbol sahasıyla, konser ve performans alanlarıyla, pinpon masalarıyla ve Bangkok’un nefes kesici siluetine hakim bir çatı terasıyla yansıtılıyor.

 

AOL / Palo Alto, Kaliforniya

Teknoloji devi AOL 1980’lerdeki ofisini, Studio O+A işbirliğiyle; açık beyaz kaplı tavanlarla ve sade, siyah duvarlarla donattı. Belediye binalarını andıran alan; ortak kullanılan bir mutfağı, bankları, pinpon masalarını ve çalışanlar arasındaki etkileşimi artıran çarpıcı bir masayı kapsıyor.

 

COMVERT / Milano, İtalya

İtalyan giyim şirketi COMVERT, merkez ofisi ararken terk edilmiş ve tasarım ofislerini, depolarını ve ana mağazalarını kapsayabilecek kadar devasa bir sinema salonu keşfediyor. 6000 m3’lük kubbeli alan, yerden oldukça yüksekte ve ortada duran kaykay pisti sayesinde, hiç boşa gitmeyecek kadar iyi değerlendiriliyor.

 

Wieden + Kennedy /Portland, Oregon 

Reklamcılık tarihinin en büyük sloganlarından, Nike için hazırlanan “Just Do It”in Wieden + Kennedy imzalı olması hiç şaşırtıcı değil. Zira ofis, çalışanlarına duvara doğru itilmiş bir IKEA masasından çok daha yaratıcı bir çalışma ortamı sunuyor. Allied Works Architecture tarafından tasarlanmış olan ofis, bir basket sahasını ve geniş bir oditoryumu da kapsayan beş katlı bir binadan oluşuyor.

 

Mother London / Londra, İngiltere

Chris Wilkinson Architects tarafından tasarlanan ofis, 200 kişiye çalışma alanı yaratan yaklaşık 75 metrelik beton masası ile Mother London’ın ana merkezini oluşturuyor. Yalın arka planı ve ofisin kalanına yansıyan doğal tasarımı masaya ofisin içinde merkezi bir konum sağlıyor. Tavana kadar uzanan 4,2 metrelik merdiven de ofisin kaçırılmaması gereken bir özelliği…

 

Red Bull / Londra, İngiltere

Jump Studios tarafından tasarlanan ve Soho’ya komşu olan 1860 m2’lik Red Bull ana merkezi; markanın sponsoru olduğu ekstrem sporlara ayna tutuyor. Ofisin sahip olduğu özellikler arasında üç katlık bir video duvarı, kaydırak, bar, kafe, West End’in enfes manzarasına tanıklık edilebilen çatı terası ile kaykaycıların, snowboard’cuların, yarış motorlarının, yarış arabalarının ve gösteri uçaklarının tekerleklerinin bıraktığı izlerle dolu bir resepsiyon masası var.

 

Rob Dyrdek’s Fantasy Factory / Los Angeles

Fantasy Factory, kaykaycı Rob Dyrdek’in MTV’deki aynı isimli reality show’u için dekor olmanın yanı sıra Dyrdek ve kardeşlerinin çeşitli işleri için ofis olarak da kullanılıyor. Ofiste tam ölçekli bir kaykay pistinin yanı sıra bir basket sahası ve tenis topu fırlatma makinesi de var.

 

Selgas Cano Architecture / Madrid, İspanya

Bizzat kendilerinin tasarladığı bu ofisin amacı; çalışanların doğal çevreyle bağlantı kurmalarını sağlamak ve yapının tamamını kaplayan 2 santimetrelik kalın cam sayesinde de onlara havadar ve ferah bir his yaşatmak…

 

Google / Tel Aviv, İsrail

Google’ın tüm ofislerinin birbirinden etkileyici olduğu bilinir. Tel Aviv genel merkezi ise Camenzind Evolution tarafından, Setter Architects ve Studio Yaron Tal işbirliğiyle tasarlandı. 8000 m2’lik ofis, Electra Tower’ın 8 katını kapsıyor ve farklı konumlardaki camları aracılığıyla şehrin manzarasından, pencerelerin her biri şehrin farklı kültürlerini yansıtacak şekilde harika bir açı sağlıyor. Ayrıca ofis; üç restoranı, rahatlatıcı “etkileşim manzaraları”nı ve oyun salonlarını da kapsıyor.

Kaynak: Huh Magazine

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.