Dünyamızın her yerinde bir yarış, mücadele olduğunu düşünüyorum

Erik Vervroegen’ın TBWA Paris’in kreatif yöneticisi olduğu zaman söylediği söz benim sektör çalışanları tanımlamamı çok iyi anlatır: “Reklam sektöründe başarılı olmak için iki özelliğe sahip olmak gerekir. Birincisi yetenek, ikincisi ve en önemlisi başarı hırsı.”

Sadece sektör değil, endüstriyel dünyanın her yerinde bir yarış, bir mücadele olduğunu düşünüyorum. Hatta, bırakalım her şeyi bir sahil kasabasına taşınalım diyen insanların bile bir yarışı üretme isteği, bir mücadelesi var. İnsan, yaradılış olarak takdir edilme ihtiyacı duyuyor. Özellikle de Erik Vervroegen’ın tarif ettiği iki özelliği taşıyan karakterler için başarılı olma hissi bir yaşam tarzına dönüşüyor.

Sektör dinamiklerine baktığımızda dünyanın her yerinde başarı kriterleri ve kariyer yolculuğu aynı olgulardan besleniyor. Bu yolculuk, çok zorlu bir var olma savaşı aslında. Staj yaparak kariyerine başlayan bir sanat yönetmeni ya da bir metin yazarı düşünün. Sadece stajyer olarak bir kariyeri olması mümkün değil. Çalışma dünyası, değişimi ve gelişimi kaçınılmaz kılıyor. Bu yolda başarılı olamayanlar başka sektörleri deniyor ya da işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliyor.

Yaratıcı sektörde kariyer nasıl inşa ediliyor? Cevabı basit, uygulaması zor. Çok çalışmak sürekli kendini geliştirmek, başarılı işler üretmek ve bunun sürekliliğini sağlamak gerekiyor. İşte burada ödüllerin önemi başlıyor. Ödül almak, diğerlerinden daha yetenekli ve daha mücadeleci olduğunu ispatlamanın bir aracı. Bence kariyer için olmazsa olmaz bir yerde duruyor bu anlamda. Yazıma TBWA/ Paris’in yaratıcı yönetmeninin sözüyle başlamamın sebebi de bu. O da bulunduğu pozisyona Cannes Lions’ta en çok ödül alan ilk üç kişiden biri olarak geldi ve ajansına da bunu vadetti.

Bugün, beklentileri çok yüksek olan reklam sektöründe iyi bir ödül organizasyonu yapmak oldukça maliyetli. Bu ortamda da ödüllerin ticarileşmesini normal karşılıyorum. 22 yıldır sektörde ve ödüllerle iç içe biri olarak söyleyebilirim ki, yıllar içinde sayısı artan ve çeşitlenen ödüllerin yanı sıra “gerçek iş” ile “ödül için yapılmış iş” birbirinden uzaklaştı. Fakat bu konu, organizasyonlarla ilgili değil daha çok sosyolojik ve sosyo-ekonomik bir değişimin getirisi. Değişimlerin en büyüğü, müşteri profillerinde gerçekleşti. Farklı alanlardan müşteriler, örneğin inşaat firmaları, bir anda büyüdü ve neredeyse bir gecede reklam sektörünün gözdesi haline geldi. Fakat pazarlama alanında tecrübesi güçlü olmayan müşteriler, yaratıcı değeri yüksek nitelikli işlerin üretimine destek olmadı. Böylece nitelikli işler günlük hayatın bir parçası olmaktan çıktı ve yarışma için üretilmeye başlandı. Ödül sayısının artmasının bir diğer nedeni de dijital alanlardaki mecraların çeşitlenmesiyle oldu. Farklı mecralarda üretilen işlerin değerlendirilmesi de farklı kriterlere sahip ödülleri beraberinde getirdi.

Ödülleri olimpiyatlar gibi düşünmek lazım. Ülkeler gücüne göre ve sporcu sayısına göre ödül alıyor. Bu durum, olimpiyatların prestijine gölge düşürmüyor. Reklam ajansları da güçlerine ve ürettikleri işlere göre ödüllere katılım sağlıyor, aynı oranda daha az ya da daha çok ödül kazanıyor.

Haluk Erkmen Puck Global Ajans Başkanı

Bu yazı ilk kez 87. sayımızda yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.