Dolaplardaki pelerinler çıksın, dünyanın bize ihtiyacı var!

Bu ay, çok uzun zamandır sayfalarımıza aktarmak istediğimiz bir konuyu mercek altına aldık ve tamamen sürdürülebilirlik kavramına odaklandık. Son yılların popüler kavramı pazarlama ve iletişim dünyasını nasıl etkiledi, acaba markaların gücü dünyayı değiştirmeye yetebilecek mi, markaların daha bilinçli tüketiciler karşısında sağlam bir şekilde durabilecek amaçları var mıydı diye düşündük. Birbirinden değerli isim anlattı biz de dinledik. Hepimiz geleceğin dünyasının kahramanı olabilirmişiz, diyerek aydınlandık ve elimizdeki gücün farkına varırken bu gü.ten herkesi haberdar etmek istedik. Bunu yaparken de bu ruhu taşıyan materyaller kullanmanın çok daha anlamlı olacağını düşündük. Poşetimizi attık, tamamen geri dönüşüm kağıtlarla çevre dostu mürekkep kullandık. Dergimiz, A’dan Z’ye her şeyiyle doğanın yanında olsun istedik. Bu yüzden sayfalarımızı gezegenimizi değiştirme gücünü içinde bulmak isteyen herkese ithaf etmekte hiçbir sakınca görmüyorum.

Bu anlamlı sayıyı hazırlarken bol bol Douglas Adams’ı da andım. Hem “tüm soruların cevabı sadece 42 olsaydı keşke” dedim, hem de “bütün o balıklar için teşekkürler” dedim…

Belki bir gün 42’nin gizemini gerçekten çözeriz, belki dünyaya format atarak ya da yeniden başlatarak virüslerden kurtulmak mümkün olur; ama o zamana kadar elimizden geleni yapmanın vakti geldi de geçiyor… Dolaplardaki pelerinler çıksın, dünyanın bize ihtiyacı var!

Bu son sayıyla beraber ben de Campaign Türkiye’deki görevimden ayrılıyorum. Kalbimdeki yeri, her zaman başka olacak bu olağanüstü yapıdan ayrılmakla ilgili ne söylesem az… Keşke Adams gibi sıra dışı bir yanıt ben de bulabilseydim. Ama en azından bu eşsiz macerada yardımlarıyla, destekleriyle yanımda olan herkese tüm o balıklar için teşekkürler diyebilirim…

Kamer Yılmaz

Campaign Türkiye Kıdemli Editörü

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 110. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.