“Doğallığı bozmamak gerekiyor”

Ünlüye tonlarca para verip istediğini söyletebilirsin. Doğru bir influencer kullanımında ise kitlesinin istediği içeriği yapmak esas.

Markaların celebrity/fenomen/influencer kullanımıyla ilgili geleneksel alışkanlıklardan kaynaklanan durumlar söz konusu. TV’ye çıkacak reklam gibi, videonun rengine, sesine zaman zaman da direkt olarak içeriğin şekline etkin biçimde yön verilmek isteniyor. Ancak influencer dediğimiz kişiler onları takip eden insanların ne izleyip ne izlemeyeceğini, ondan ne beklendiğini en iyi bilen kişiler. Bir noktada onlara influencer denmesinin sebebi de bu zaten. Tabii ki de içeriğin gideceği yön önemli ancak TV reklam filmi gibi senaryo beklemek influencer dünyası açısından çok karşılığı olan bir durum değil. Çoğu kamera karşısına geçinceye kadar ne diyeceğini bilmeyen kişiler. Bunun sağladığı doğallık da takipçilerinin en sevdiği şey. Bu doğallığı bozmamak gerekiyor.

Influencer tarafı revizyon kavramına yabancı. Ya da o kelimeden hoşlanmıyorlar demek daha doğru sanırım. Marka tarafının ise en sevdiği kelime malum. Bu anlamda bir karşıtlık oluşma durumu sıklıkla karşılaşılan problemlerden. Influencer kullanımının en büyük avantajı ise organik etkileşim sağlaması. Örnek vermek gerekirse, geçen yıl bu zamanlar Ülker ile iş birliği yaparak açtığımız Mutluluk Oynanır YouTube kanalı 5 ay gibi bir sürede tamamen organik 5 milyon+ izlenme , 15.000+ yorum ve 120.000+ beğeni alarak YouTube Türkiye’nin case olarak gösterdiği bir platform haline geldi. Bu tamamen influencer’in gücü.

Marka ünlü kullanacaksa onun bilinciyle ona istediği her şeyi söyletebilir. Ancak bu influencer tarafında ters tepecek bir durum. YouTube’da bir sürü örnek gösterilebilir. Onun için “inluencer’ı nasıl kullanmamalıyız” sorusuna doğru cevap verecek bir ajansla çalışmaları gerekiyor. Bu soruya cevap bulunduğu takdirde, kampanya amacını ajansa iletip ilgili influencer çalışmalarını onlardan istemeliler. Sonrasında da ortaya çıkacak içeriğin şeklini influencer’ın görüşlerini de işin içine katarak bir sonuca varmalılar.

Kriz durumunda markayla beraber nasıl hareket edilmesi gerektiği konusu, krizin ne olduğuna ve ölçeğine bağlı. Ancak genel itibariyle üzerinden çok zaman geçmeden değerlendirilip nasıl hareket edileceğine karar vermek lazım. Bunun yanında fenomene tweet attırmakla krizin aşılamayacağını bilmek gerekiyor. Türkiye açısından dijital dünyada bir markanın kampanya için beraber çalıştığı fenomen/celebrity ya da ajanstan çıkan sorunların markaya yansımasının önüne geçmek için troll denilen ve az okuyup çok yorum yapan kitleyi durdurmanın yolunu bulmak gerekiyor. Ama bu mümkün mü tam bir cevabım yok. İnsanlar detaylı araştırma/okuma yapmadan çok RT/Fav alan bir gönderiyi mutlak doğruymuş gibi kabul ediyor. Ülkemizde bir oturup bin düşünmek gerekiyor bir projeye başlamadan önce. Yani sonuçla uğraşmayı son seçeneğe bırakıp nedenleri baştan yaratmamak gerekiyor.

Reha Kocabaşoğlu

Muse Media Network,
İçerik Yazarı

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Mayıs 2017 sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.