Dinleyicinin kalbine dokunmak…

Aristo’nun Retorik’inden içerik pazarlamasına, içerik pazarlamasından hikaye anlatıcılığına… Şeyda Taluk marka için başarılı bir iletişimde içeriğin önemine dikkatleri çekiyor.

Aristo’nun Retorik adlı eseri aslında mükemmel bir iletişim kampanyasının nasıl olması gerektiğine dair önemli ipuçları verir. Patos, yani dinleyicinin kalbine dokunmak önemli bir parçasıdır hitabetin. Bunu da ancak etkileyici ve duygusal bir içerikle yapmanız mümkündür.

İçerik, Antik Yunan’dan bu yana insanları ikna etmede son derece önemliydi. Ancak kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla bunu bir anlamda unutan, yani hedef kitleyi merkezine koymadan sadece kendi sunduklarını anlatan daha didaktik bir iletişim anlayışı ortaya çıkmış olabilir. Yine de içeriğe önem veren markaların hala yaşamlarını sürdürdüğüne tanık oluyoruz. Rolex, Hermes bunun en iyi örneklerinden biri. Tarihi oldukça eski bu markaların hep çağlarına göre yenilikçi bir içerik ürettiklerini görüyoruz aslında. Mesela Leonardo da Vinci’nin Sforza’ya yazdığı mektup. Kendisinin sunabileceği hizmetleri net bir biçimde sıralamıştır mektupta Da Vinci. Benim için tüm zamanların en harika kişisel marka çalışması ve içerik pazarlamasıdır diyebilirim.

Geçtiğimiz günlerde, Shakespeare’in eserlerinin tüketici persona’ları için nasıl bir rehber olabileceği üzerine harika bir makale okudum. Shakespeare’in rehberliğinde farklı tüketici tiplerine farklı içerik üretmek ufuk açıcı bir deneyim.

Bir süredir iş dünyasında hikaye anlatmanın da öne çıktığına tanık oluyoruz. İçerik pazarlamasının önemli parçalarından biri de tüketicinin duygusuna hitap etmektir. Hikayeler de bu duyguları ateşleyerek tüketiciyi harekete geçirmek için mükemmel araçlardır. İnsanların kolaylıkla anlamalarını ve böylece de markayla bağ kurmalarını sağlar hikayeler. ABD’de yapılan araştırmalarda tüketicinin yüzde 92’si, medya mesajlarının hikaye biçiminde olmasını tercih ediyor. Hikayeler, bilgi ve datadan 22 kez fazla hatırda kalıyor.

Pazarlama dünyasında yeni teknolojiler ve trendler yayılmaya başladıkça, içeriğin biçimi ve işlevi de gelişecek, önemi artacaktır. Yazılı metinlerin yerini videoların, sıkıcı sunumların yerini hikayelerin aldığı bir dünyada markalar daha çok içerik pazarlamasına yatırım yapmak durumundadır. İçerik tarih öncesinde de önemliydi, gelecekte de önemini koruyacak. İçeriğe önem veren, yatırım yapan markalar da kalıcı olacaklar.

 

Şeyda Taluk
Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Görevlisi
The School of Life Istanbul Atölye Lideri

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.