Dijital çağda bireysel kurumsallaşma

Bireyler dijitalin de rüzgârını arkasına alarak, kendi çizdiği çerçevede iktisadi hayatına devam etme arayışı içinde. Peki, insanlar nereye odaklanmalı?

Teknoloji yıkıcı bir şekilde dünyamızı değiştirmeye devam ediyor. Bu değişimin tam ortasındaysa insanlar var. Dijitalleşme konseptiyle evrilen ihtiyaçlarımız, hem markaları hem de bizleri daha yaratıcı olmaya ve yeni teknolojileri anlamaya zorluyor. Bu amansız değişimin ortasında bireyler ve markalar olarak hayatta kalabilmek için, buz dağının altında yatan konseptleri anlamak, gittiğimiz yönü fark etmek açısından çok önemli. Accenture’ın teknoloji vizyonu raporunun 2016 edisyonunda bu yıla yön verecek teknoloji trendlerinin başında ‘önce insan’ yaklaşımı bulunuyor. Teknolojinin yaygınlaşması, iş yapış biçimlerini değiştirdiğinden bireysel kurumsallaşma trendi de yıllar içinde gizlice yükselişe geçmiş oldu. Bireyler dijitalin de rüzgârını arkasına alarak, kendi çizdiği çerçevede iktisadi hayatına devam etme arayışı içinde.

Dijital çağın orta sınıfı serbest çalışanlar

Elance-Odesk sponsorluğunda Edelman Berland’in ABD’de gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçları çok çarpıcı. Araştırmaya göre, 2014’te 53 milyon ABD’li bir şekilde freelance iş yaparak ABD ekonomisine 715 milyar dolarlık bir katkı sağlamış. 2015 verilerine göre ABD ekonomisinin ürettiği toplam değer 19,2 trilyon dolar. Anlayacağınız toplam üretilen değerin neredeyse 1 trilyonu serbest çalışan ekosisteminden geliyor. Yine aynı araştırmanın verilerine göre ABD’deki iş gücünün üçte biri şu an serbest zamanlı çalışıyor. Accenture’ın öngörüsüyse 2020’de ABD’deki iş gücünün yüzde 43’ünün freelance olacağı yönünde. Gartner’ın, artık gelenekselleşen, Hype Cycle for Emerging Technologies (Gelişen teknolojilerin yaşam döngüsü) 2015 raporundan süzülen bilgiler dikkat çekici.

Robotlar plazalara giriyor

Gartner’a göre yakın geleceğimizi şekillendirecek teknolojik trendlerin içinde otonom sistemlerin ayrı bir önemi var. Otonom sistemleri, insana özgü bilişsel becerileri taklit edebilen bir teknoloji konsepti olarak özetleyebiliriz. Bu konseptin içinde yapay zekâ ile desteklenen sanal asistanlar, doğal dilde soru cevaplama, akıllı danışmanlar, sanal kişisel asistanlar, sanal gerçeklik gibi teknolojiler var. Google, Facebook ve Microsoft gibi devler bu alanda yenilikçi çalışmalar yapan pek çok şirketi peşpeşe bünyesine katmaya devam ediyor.

Sanayi 3.0 ile robotlar önce fabrikalara girmişti. Şimdiyse gözlerini plazalara diktiler. Robotlar, birbirini tekrar eden basit işleri kolayca öğrenebiliyor. Fabrikadaki mekanik kol, üretim hattında tek işi her gün aynı vidayı sıkmak olan işçilerin mesleğini çoktan ellerinden almıştı. Kader şimdi de bazı plaza çalışanlarına ağını örmeye hazırlanıyor.

Anne botlarım nerede?

Nisan’da Facebook, F8 geliştirici konferansında chat botlu yeni messenger platformunu tanıtmıştı. Facebook’un chat botları markaların messenger üzerinden müşterileriyle kolayca etkileşime girmesini sağlıyor. Yeni Send/Revieve API’ı ile markalar kendilerine Facebook Messenger üzerinden soru soran müşterilerine otomatik olarak cevap verebiliyor. Bu teknolojiyi markalar için kişiselleştirilmiş otomatik müşteri hizmetleri servisi olarak düşünebilirsiniz. Messenger üzerinden otel ya da restoran rezervasyonuzu yapabilirsiniz. Ya da bir e-ticaret sitesinden istediğiniz ürünün siparişini verebilirsiniz. Platform, Facebook’un geçen yıl bünyesine kattığı Wit.ai isimli girişimin konuşma tanımlama teknolojisi üzerine inşa edilmiş. Facebook Messenger’ın aylık 900 milyon aktif kullanıcısıyla buluşan chatbotların sadece kişiselleştirilmiş pazarlama ve reklamcılığı değil, bazı plaza çalışanlarının da hayatını değiştireceği bir gerçek.

Bize yeni işler lazım

Teknoloji yıkıcı bir şekilde hayatlarımızı uçtan uca değiştirirken, artık geleneksel titrlerin ve makamların da değerini yitirmeye başladığını görüyoruz. Bu çağda asıl olan projeler. İnternet ve bağlantı ekonomisini anlayan bireyler ve girişimlerin dünyaya kafa tuttuğu bu yeni çağda hem bireyler, hem de markalar olarak hayatta kalabilmek için yaratıcılık ekseninde odaklanmamız gereken iki önemli konu var. Bunlardan ilki; dijital çağın getirdiği veri kirliliğinden sıyrılıp anlamlı içerikler oluşturmak. Bir diğeri de; markaların müşterileriyle arasında anlamlı bağlantılar oluşturmasını sağlayacak teknolojik platformlar geliştirmek.

 

Hakan Akben

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Haziran 2016 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.