Demet İkiler: “Türkiye için herhangi bir değişiklik söz konusu değil”

Dünyanın her yerindeki reklam ve pazarlama iletişimi profesyonelleri, Sir Martin Sorrell’in sektöre etkisini, ardında bıraktığı mirası ve WPP’den ayrılmasının sektörü nasıl etkileyeceğini yorumladı. WPP Türkiye Ülke Müdürü Demet İkiler, Türkiye için herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığı görüşünde.

Campaign Türkiye Martin Sorrell ile çalışmak nasıl bir deneyimdi? İşe, birlikte çalıştığı kişilere ve karşılaştığı problemlere yaklaşımıyla ilgili bize neler anlatabilirsiniz?

Demet İkiler Yaklaşık 18 yıldır WPP grubunda çalışıyorum. Aslında çok uzun bir zaman ancak ben bu dönem boyunca hem farklı pozisyonlarda çalıştım hem de bulunduğum pozisyonların kapsamı ve hedefleri zaman içinde evrildi. Dolayısıyla 18 yılın nasıl geçtiğini anlamadım bile. İşte bu sürecin son 4-5 yılında üstlendiğim WPP ülke müdürlüğü görevi hayatıma inanılmaz geniş bir perspektif getirdi ve Martin Sorrell ile yakın çalışma deneyimi de bu süreçte yaşandı.

Sir Martin’in WPP için stratejik olarak öncelikli gördüğü ülke yöneticisi pozisyonuna atadığı ilk birkaç kişiden biri olmanın benim için büyük bir şans olduğuna inanıyorum. Hem kendimi geliştirmek anlamında hem de Martin Sorrell’e doğrudan bağlı bir çalışma deneyimi yaşayabildiğim için.

E-mail’lere cevap verme hızı zaten fazlayla meşhur bir konu. Tanımayanlar, asistanlarının cevapladığını sanıyordu. Ama aslında kendisi sürekli olarak multi-tasking bir durumda ve bunu da yaşamın doğal rutini haline getirmiş. Dünyanın her yerinde olup biten tüm önemli konulara hakimdi ve konunun özü, dahil olan kişiler, isimleri ve en önemlisi de “çözüm ne olmalı?” hususunda bilgisi ve fikri hep tamdı.

Benim ve bizim için her zaman destek ve çözüm üreten olmuştur. Türkiye ile yakından ilgilenirdi. Ülkeye ve bize güveni beni her zaman çok gururlandırmıştır. Benim kişisel olarak enerjim ve motivasyonum yüksektir ve dışarıdan tetiklenmeye çok ihtiyaç duymadan idare ederim ama Martin’in enerjisi ve bize olan inancı her zaman ekstra motivasyon olmuştur, iddiamızı pekiştirmiştir. Son yıllarda yeni atanan her ülke yöneticisini, örnek alsınlar diye mutlaka bize yönlendiriyordu. Bu anlamda hazır sunumlar oluşturduk. İş geliştirme yöneticimiz Hande Ergün ile İngiltere’den Hindistan’a kadar pek çok ülke ile paylaştık. Doğu Avrupa’da ise önce Varşova’ya gittik, şimdi de Prag’a gidiyoruz Türkiye modelini ve stratejisini anlatmaya.

Campaign Türkiye Martin Sorrell ile çalışmak size kişisel olarak neler kazandırdı, hayatınızda neler değişti?

Demet İkiler Ben önce müşterilerime, sonra ekibimdeki kişilere, sonra da yöneticilerime mahçup olmama güdüsüyle yaşıyorum her günümü. Bana güvenenleri hayal kırıklığına uğratmak en büyük kabusum. Martin de doğal olarak bu grubun içindeydi benim için. O yüzden hayatımda çok bir şey değişti diyemem. Hatta çok direkt bir insan olduğu için hızlı ve verimli sonuç alınan bir iletişimimiz oldu. Bu anlamda göreceli olarak kolaydı birlikte çalışmak diyebilirim.

Dünyanın her yerinde olup biten tüm önemli konulara hakimdi ve konunun özü, dahil olan kişiler, isimleri ve en önemlisi de “çözüm ne olmalı?” hususunda bilgisi ve fikri hep tamdı.

Demet İkiler, WPP Türkiye Ülke Müdürü

Campaign Türkiye Böylesine büyük bir değişikliğin WPP’yi ve Türkiye’de reklam ve pazarlama sektörünü nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz? Gelecekte nasıl gelişmelerle karşılaşabiliriz?

Demet İkiler Martin Sorrell’in gidişi sonrası süreç grup içinde çok iyi yönetildi. Çünkü Martin ve bizler ile çok uzun zamandır çok yakın çalışan iki isim yönetimi devraldı. Bunlardan Mark Read zaten bugünkü WPP stratejisinin yaratımında çok önemli rol oynamış bir isim. WPP Digital’ın başı ve Wunderman’a geçtikten sonra yaptıklarıyla da tam anlamıyla başarı hikayesi yaratmış bir lider. Değişen dünyamızda data, teknoloji, dijital dönüşüm konularında çok yenilikçi ve sağlam fikirlere sahip. Onunla birlikte yönetimi devralan diğer isim ise Andrew Scott.

Andrew geçtiğimiz beş yıllık süreçte benim özellikle çok yakın çalıştığım bir isim. WPP Avrupa Bölgesi COO rolü dışında, grubun dünya çapındaki tüm satın alma ve birleşmelerinden sorumlu. WPP finans ve iş geliştirme yapısında çok önemli bir isim. Bu ikili hem çok deneyimli hem de aynı zamanda çok vizyoner ve enerjik bir ekip. Yönetim Kurulu Başkanı Roberto Quarta’nın desteğiyle de her şeyin çok doğru ilerleyeceğine yürekten inanıyorum. 15 gün önce Londra’da yaptığım toplantılarda bunları fazlasıyla hissetme şansım da oldu. Herkes son derece odaklı ve dedike bir biçimde çalışıyor, hepimizi her an dinlemeye, duymaya açık ve buna değer veren bir anlayış var. Türkiye için herhangi bir değişim ve değişiklik söz konusu değil. Çünkü bizler zaten kendi stratejimiz doğrultusunda tüm şirketlerimizin yöneticileri ile beraber yolumuzda yürüyoruz. İddiamız aynı, hevesimiz aynı, aynı şekilde destekleniyoruz, yönetimin bize inancı aynı.

Önemli olan, bu süreçten bağımsız olarak, grubumuzun stratejik önceliklerini değişen dünya düzenine uygun olarak dönüştürmesi ve bu doğrultuda yapılanması. Bunun da en emin ellerde yönetildiğinden hiç şüphem yok.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 77. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.