‘Demet İkiler’

Nisan sayımızın kapağında yine bir istisna var… 2018’in son Campaign Türkiye sayısında Sevgili Cem Topçuoğlu’nun gurur veren atama haberi için kapağımızı ayırmıştık. Bu kez de Şubat ayında, gurur verici bir haber aldık: Sevgili Demet İkiler muhteşem bir haberle GroupM’in EMEA CEO’luğuna atanmış, endüstrimiz adına müthiş bir başarıya imza atmış, bununla kalmamış WPP ülke sorumluluğuna da devam edecek ve bu önemli görevi Londra’dan değil, İstanbul’dan yürütecek.

Bu haberi duyduğum anda önce Sevgili Tamer Yılmaz’ı aradım. Kapak konumuzu anda değiştirip yeni kapağımızın fotoğraf çekimi için organize olduk. Hemen Demet’i tebrik ettim ve kapak çekimi için uygun zamanı planladık. Sonrasında ise ne röportaj için ne de herhangi bir hazırlık için kendisini aradık. Elimizde yeteri kadar içerik vardı; yıllardır ne yaptığını, neler yapacağını defalarca konuşmuştuk ama bu muhteşem kariyerin bir retrospektifini de yapmamız gerekiyordu. Bunun için de sayfalarımızda göreceğiniz duygu dolu paylaşımları için kariyerine dokunan herkes ile irtibata geçtik. Atladıklarımız mutlaka olmuştur; ama hem bu kısıtlı zamanda hem de dünya tarihinin gördüğü en büyük krizlerden birini yaşarken yine de içimize sinen bir hikaye oldu.

Sevgili Demet’in atama haberini duyduğunda şaşırdın mı, diye sorarsanız; cevabım, kesinlikle hayır… Hatta geçtiğimiz Ekim ayında Atina’da gerçekleştirilen WPP Stream organizasyonunun panelinde sahne aldığında içimden; ‘tamamdır artık, Demet’i kimse Türkiye’de tutamaz’ diye geçirmiştim. Paneldeki hakimiyeti, soruları, duruşu ve ışığı parıl parıl ‘ben geliyorum’ diyordu.

Demet, medya-reklam dünyasına girmeseydi eminim diplomat olurdu. Kendisiyle çok gergin toplantılarda da bulundum, beraber oldukça çetrefilli konulara da mesai harcadığımız oldu; ancak bir kez olsun tansiyonunun yükseldiğini görmedim. Bence en önemli özelliği; ne kadar yoğun, ne kadar farklı konularla uğraşıyor olsa da karşısındakini çok iyi dinliyor olması.

Üstelik dinlemiş olmak için değil; gerçekten odaklanarak, ‘acaba yeni bir şey duyar mıyım’, ‘bir yenilik mi var’ diye meraklı gözlerle baktığını fark ettim bir süre önce.

Sadece dinlemekle kalmıyor, hemen bir parçası da oluveriyor. Sonrasında da konuştuklarımızı ya hayata geçirdiğini ya da delege edip takipçisi olduğunu gördüm hep. En son Ekim ayında WPP Stream Bosphorus projesinde birlikte bir hayâli gerçekleştirdik ve kendisiyle çalışmanın ne kadar kolay, aynı zamanda da keyifli olduğunu bir kez daha yakından deneyimleme imkânı buldum.

Demet ile ilk tanışmamız 2005 yılındaydı sanırım, ama Campaign’i yayınlamaya başladıktan sonra çok daha yakın temasta olduk. Sir Martin Sorrell’in ne kadar vizyoner ve zeki bir iş insanı olduğunun somut bir örneğidir Sevgili Demet. Gelecek vaat eden bir yöneticiyi bugüne nasıl hazırladığına birçok kez şahit oldum ve artık çok daha iyi anlıyorum. Şimdi de bu misyonu Mark Read devam ettiriyor.

Eminim ki bununla da kalmayacak ve o cam tavanları bir bir kırmaya, bizleri de gururlandırmaya devam edecek. Biz de onu takip etmeye devam edeceğiz.

İyi okumalar ve lütfen #evdekalın
Sevgiler…

Not: Sevgili Tamer Yılmaz’a bir kez daha teşekkür ediyorum, bizi hiçbir zaman kırmadı. O muazzam enerjisi ve benzersiz yeteneği ile yine müthiş fotoğraflara imza attı. Seni çok seviyoruz Tamer Abi, iyi ki varsın…

Ömer Erdem
Lift Content Factory Kurucusu
@omerdem

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 97. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.