Değeri artan bir şey ucuzlar mı?

Hayatın her katmanında radikal, zaman zaman yıkıcı ve önemli ölçüde kalıcı değişimler yaratan COVID-19 pandemisi, tüm dünyada iletişim disiplinleri arasında kurumsal iletişimin yıldızını parlatıyor.

Markalar, 2020 başında küresel hale gelen bu salgının yarattığı ortamda bir krizle değil kaos ile karşı karşıya kaldı. Kriz jenerik olarak öngörülebilen ve önemli ölçüde yönetilebilen bir kavram iken, geçmişten gelen bir deneyiminiz yoksa, jenerik olarak dahi öngöremediğiniz bir şeyle karşı karşıya iseniz o artık bir kriz değil, kaostur. 2020’nin ilk aylarında burnumuzun ucunu bile göremediğimiz, bir sonraki adımın, saatin, günün ne getireceğini öngöremediğimiz bir kaos ortamında bulduk kendimizi.

Bu süreçte tüm dünyada kurumsal iletişimlerini kapsam, içerik ve strateji olarak doğru yöneten markalar işlerini ve itibarlarını korumayı başardı hatta artırdı. Pazarlama iletişiminden daha inandırıcı ve hedef odaklı olan kurumsal iletişim, bu dönemde toplumun ve markaların insan kaynaklarının değişen koşullardaki nabzını hissetti ve bu kaos ortamında markaları gerçek zamanlı yönlendirmeye odaklandı.

Markalar bu dönemde bir taraftan evlerine dönen ve gelecek endişesi yaşamaya başlayan çalışanlarını, diğer taraftan da diğer paydaşlarının gözünde itibarlarını korumaya çalıştı. Bu süreç, tüm dünyada reklam ajansları ile değil kurumsal iletişim ajansları ile yönetildi ve yönetiliyor.

Halen süren pandemi döneminde markalar ile kurumsal iletişim sektörünün güçlenen ilişkisi, kurumsal iletişimin başka iletişim disiplinlerinde olmayan kriz yönetme, öngörme, inandırıcılık gibi onlarca niteliği ile yıldızının nasıl parladığını sayfalarca anlatmak mümkün. Özetle, kurumsal iletişim artık daha değerli ve etkili bir araç olarak kendini bir kez daha kanıtladı.

Bazı markaların kurumsal iletişim ajanslarının kendileri için artan değerine rağmen pandemi öncesi bütçeleme alışkanlığı ile hayatını sürdürdüğünü görüyoruz. Daha değerli hale gelen kurumsal iletişim için 1 yıl boyunca 30 saniyelik bir reklam filmi bütçesi kadar bile kaynak yaratmayan, enflasyon oranında bile bütçe artırmayan hatta azaltmaya çalışan bazı markaların bu dönemi doğru okumadıkları ortada. Artık kurumsal iletişime yeterli önemi vermeyen, daha değerli olduğu halde bu hizmeti ucuzlatmaya çalışan markalar tüketicisi ve çalışanları nezdinde parayla yerine koyamayacakları bir itibar kaybı riski ile yaşıyor.

Mustafa Kutlay

İDA Başkanı

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 117. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.