Daha eşitlikçi bir çalışma hayatı için…

Mullenlowe Group’tan Siobhan Brunwin, korona günlerini endüstri için eşsiz bir fırsat olarak görüyor ve endüstrideki herkesi daha eşitlikçi bir çalışma hayatı için bu fırsatı değerlendirmeye çağırıyor.

Çok büyük bir değişim yaşıyoruz. Özellikle de çalışma şeklimiz hiç bu kadar hızlı değişmemişti. Zorlu bir süreçten geçiyoruz; acılar yaşıyoruz. Ancak artık geleceği düşünmenin vakti geldi; kendimizi sorgulamanın ve ileride nasıl çalışmak istediğimizi düşünmenin tam zamanı.

Ofislerimize dönmeye başlamışken çalışma hayatlarımızı da planlamaya başladık. Hepimizin kafasında bir sürü soru… Eskiye mi dönüyoruz; yoksa yeni bir iş dünyası mı oluşturuyoruz? İşimiz olabilecek en iyi durumda mı? İş hayatında kendimizi gerçek anlamda yansıtabildiğimiz bir kültür var mı?

Her kriz fırsatları da beraberinde getirir. 2020’nin ikinci yarısı da geleceği inşa etmek için bir fırsat olarak bizi bekliyor. Her şeyi sıfırlayıp, yeniden başlamak için bir fırsat…

Peki COVID-19 döneminden sonra ve hatta bu dönem hâlâ devam ederken çalışmaya geri döndüğümüzde neleri hatırlayacağız?
Tabii ki paniği, her şeyin nasıl aniden kırılganlaşabildiğini, saatlerce görüntülü görüşmeler yapmaktan gözlerimizin nasıl acıdığını hatırlayacağız. Ekonomik belirsizliği hatırlayacağız, hatta bazılarımız bu zorlu süreçte işini kaybetmiş olacak ve ne yazık ki bu kötü tecrübeyi hatırlayacak.
Ancak bir de pembe gözlüklerimizi takıp bakacak olursak sevdiğimiz insanlarla daha fazla vakit geçirme şansı bulduğumuzu, iş arkadaşlarımızla gerçek anlamda iletişim kurmaya başladığımızı göreceğiz.

Kendimizi izole ederken, birlikte çalıştığımız insanların gerçekte kim olduklarını gördük; birbirimizle çok daha derin, daha zengin ve daha anlamlı konuşmalar yapmaya başladık. Peki bu zorlu sürecin kazancı olan bu güzel deneyimleri eski iş dünyamıza nasıl uyarlayabiliriz? Herkesin hoş karşılandığı ve ait olduğunu hissettiği anti-ırkçı ajansları nasıl gerçekten kurarız?

İletişim endüstrisindeki kadınlar için bir ağ olan Bloom’un bir üyesiyim. Bloom, şu anda 300’den fazla inanılmaz yetenekli üyeye sahip. Hepimiz, kadınların gerçekten seslerini duyurması halinde ihtiyacımız olan değişikliği yaşayabileceğimize inanıyoruz.
Geçen yıl, #MeToo hareketinin ışığında The Exchange adını verdiğimiz pilot bir program başlattık. Bir araştırmaya göre erkeklerin %60’ı bir kadına rehberlik etmekten rahatsızlık duyuyor, biz de bu araştırmadan yola çıkarak The Exchange’i hayata geçirdik.
Program, sektör lideri 23 erkeği, 23 Bloom kadınıyla eşleştiren pilot bir mentorluk programı. Altı ay boyunca, birbirleriyle eşleşen çiftlerin dürüst bir diyalog kurmasını, etkileşim şeklimizi sınırlayan kalıpları yıkmayı ve iş yerlerinde cinsiyet farkı gözetmeksizin herkese çok daha eşitlikçi bir şekilde yaklaşılmasını amaçladık.

Programdan aldığımız geri bildirimler ise olağanüstü oldu. Örneğin; bir erkek katılımcımız şunları söyledi: “Bu programla edindiğim deneyimler, yaşadıklarım; sektörde geçirdiğim 25 yılımda yaptığım hiçbir şeye benzemiyordu. Beni canlandırdığını söyleyebilirim; tekdüze, basmakalıp alışkanlıklarımdan vazgeçip nasıl daha farklı bir şeyler yapabileceğimi düşünmeye başladım.”

Kişisel anlamda birini tanımak, daha fazla empati ve anlayışı da yanında getiriyor. Üstelik bunları yaparken her cinsiyetin kendine özgü zorlukları olduğu da bir gerçek. The Exchange’e katıldıktan sonra, katılımcıların %68’i iş yerlerindeki cinsiyet ayrımını olumlu yönde etkileyecek eylemler konusunda çok daha net olduklarını söylediler. Exchange’den önceki %13’e göre büyük bir artış olduğunu söyleyebiliriz.

COVID-19 salgını hepimizi çeşitli şekillerde etkiledi ancak ne yazık ki kadınların biraz daha ağır darbeler almasına neden oldu. Bu süreçte kadınlar iş hayatında daha “az gerekli” görülürken, işten çıkarılma oranları da erkeklere kıyasla daha yüksek oldu.

Bloom olarak, The Exchange programının bu yıl hiç olmadığı kadar önemli olduğunu düşünüyoruz. Endüstrimizdeki erkek ve kadınların yeni geleceğimizi keşfetmeleri ve birlikte, cinsiyet ayrımı olmaksızın eşit şekilde iş hayatında var olmanın yeni yollarını bulmaları adına çok güzel bir fırsat yakalandığını düşünüyoruz.

Siobhan Brunwin
People Director, Mullenlowe Group UK.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 102. sayısında yayımlanmıştır.
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.