Deneyimsel Pazarlama: Neyi, Nasıl Satar?

“Deneyim, bir insanın başından geçenler değil, başından geçenlerin bıraktığı
izlerdir.”* Peki iz bırakan markalar, bugün bize nasıl deneyimler sunuyorlar?
Neden bir anda deneyimi bu kadar fazla konuşur olduk?

Hayatımızı anlamlı kılan ve bizi birer survivor haline getiren şeylerden biridir aslında deneyimlerimiz. Anne karnından itibaren edindiğimiz alışkanlıklar, bunların değişmesi ya da değişmemesi… Beş duyumuza hitap ederek hafızalarımızda, bilinçaltımızda iyi ya da kötü şekilde yer eden deneyimler bizi biz yapan şeylerdir. Bu nedenle insanın duyularına ve duygularına hitap ederek anlamlı izler bırakabilmek pazarlamacılar için de büyük önem taşıyor. Son dönemde nörobilim ve nöropazarlama konularının sektörde oldukça fazla konuşulmasının sebeplerinden biri de bu. Ancak bu dosyada konumuz nörobilimden ziyade, nöronlarımıza en çok etki eden stratejilerden biri olan deneyimsel pazarlama.

Tüketicilerin geleneksel reklamlar görmekten, hayata dair deneyimlerinin bunlar tarafından bölünmesinden sıkıldıklarını uzun zamandır konuşuyoruz. İhtiyaca hizmet etmek üzere doğru zamanda doğru yerde tüketicinin karşısına çıkmak, onlarla sağlıklı bir iletişim kurabilmenin yollarından biri. Ancak bunun da ötesinde tüketicinin bizzat kendi rızasıyla katıldığı ve markayı deneyimlemeyi seçtiği; daha da önemlisi, mesela bankaya gitmek gibi günlük bir işini yapıyorken burada çok kanallı bir deneyimin içine çekilerek istediği hizmeti alabilmesi hem tüketici hem de marka için sağlıklı bir dünyanın kapılarını açıyor.

Deneyimsel Pazarlamayı Deneyimle

Kapak Konumuzun Diğer Makaleleri