Catch me if you can

Organon Analytics CEO’su Devrim Pamir, TÜBİTAK Ar-Ge fonuyla geliştirdiği “Anomaly Detector”ı neden icat ettiklerini, sistemin nasıl çalıştığını, neler yapabileceğini ve faydalarını anlatıyor.

“Catch me if you can” benim en sevdiğim filmlerdendir, birçoğunuzun da seyrettiğini tahmin ediyorum. Steven Spielberg yönetmenliğindeki kusursuz kurgusu ve süper oyuncu kadrosuyla aklımızda yer etmesinin yanında bence asıl çarpıcı olan, gerçek olduğu iddia edilen hikayenin kendisidir. Filmin kahramanının her zaman peşindeki dedektifin bir adım önünde olması, izleyiciyi baştan sona sürükler.

Bugün bankacılık, e-ticaret, çok satış noktası olan, çok bayili tüm yapılar; daha doğrusu çok işlemli, çok müşterili bütün kurumların hepsinin ortak problemidir arkadan koşmak. İşlemlerin dijital platformlarda yapılıyor olması, uzaktan yapılıyor olması da tuz biber eker bu probleme.

“Know your customer” temelli süreç tasarımları, 3 aşamalı şifreli yapılar (3FA), biometrik çözümler, ses tanımalar, hepsi kontrolü elinde tutma savaşıdır. Ancak müşteri merkezli süreç tasarımları da tabii ki karşı cephededir ve hep bir arka kapı açık kalır. Diğer taraftan hepimizin bildiği gibi her sistem en zayıf noktası kadar sağlamdır. 

Ne anlatmaya çalışıyorum?

Bugün teftiş, uyum, iç kontrol gibi tüm yapıların amacı, bu açık kapıyı kontrollü hale getirmektir ancak bu iş her geçen gün zorlaşıyor. Müşteri tarafı, çalışan tarafı, sistem açığı derken insan gücüyle yetişilemeyecek ve çok arkadan gelen bir takip oluşuyor. O zaman yeni bir “icat” çıkarmamız gerekiyor.

Organon Analytics’in TÜBİTAK Ar-Ge fonuyla geliştirdiği icadın ismi “Anomaly Detector”.

Anomaly Detector tahmin edeceğiniz gibi makine öğrenmesi tabanlı bir teknolojidir. Unsupervised veya supervised öğrenebilen algoritmalar, veri setlerindeki örüntüleri öğrenir, bunlarla uyuşmayan durumları, gerçek zamanlı olarak belirler. Sadece geçmişi analiz etmekle kalmaz, gelecekle ilgili analizler yapılmasını da sağlar. Kolay entegrasyon, yüksek tespit, simülasyon özellikleri yanında kullanıcı arayüzleri aracılığıyla bulduğu anomalileri ve neden bir anomali olduğunu neden kodlarıyla birlikte gösterir. Bunların sonucu olarak teftişin kapsamı genişler, çeşitlenir, hızlanır. Bu tip yazılım 3 kriterde ölçülür: Süre, maliyet ve vaka tespit gücü.

Anomaly Detector ile bir birimlik teftiş için harcanan zaman 10 kat azalır/hızlanır; bilinmeyen vaka adetleri 20% artar, caka tespit oranları 2 katına çıkar.**

Tom Hanks in filmde dediği gibi: “I can not stop chasing, it is my job”.

** anomaly detector kredi kayıt bürosu, bazı bankaların teftiş, iş kolları ve ıt birimlerinde, oyun şirketlerinde oyun içi sahtekarlık tespiti gibi süreçlerde kullanılmaktadır.

Devrim Pamir

Organon Analytics CEO’su

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 123. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.