Cannes’da işler değişmiş

2003’ten beri izleyici ve yarışmacı olarak katıldığım Cannes’a jüri olarak davet edildim. Değerlendiren tarafta olduğum bu sene gördüm ki, festivalde bir şeyler değişmiş…

Aldığım bu daveti, herkesin “Bak, çok çalışacaksın ama ha!” uyarılarına aldırmadan memnuniyetle ve tabii biraz da gururla kabul ettim. 3 aylık oğlumu, eşimi, bavulumu topladım, gittim.

Benim jürisi olduğum kategori en çok katılımın yapıldığı Outdoor’du. Farklı ülkelerden gelen, birbirinden akıllı ve renkli 18 jüri üyesi ile, 6 gün boyunca, penceresi olmayan bir odada, 5300 adet açıkhava işine bakıp, bunları eleyerek 488’e indirip, Mr Pizza’dan pizza yiyerek, bir iki gece de sabahlayıp, 1 Grand Prix, 153 Bronz, 83 Gümüş, 43 Altın Aslan ödülü verdik. Jüri odasını zaman zaman küçük bir aslan da ziyaret etti. Oğlum Arif Roman zorlu günlerin, gecelerin ve jürinin neşesi oluverdi.

Brezilyali jüri başkanımız Ricardo John, yüksek enerjisi ve pozitifliğiyle 18 adet dişli karakteri çok iyi yönetti. Hiç ses yükselmedi. Ama sessizlik de olmadı. Kimse kimseye küsmedi. Hiçbir işin hakkı yenmedi. Hiçbir işe gereğinden fazla paye verilmedi. Aslanlar titizlikle pay edildi. Bu sene Cannes’da bir şeyler değişmiş olacak ki hayata geçmemiş ya da gerçek bir iş problemini çözmeyen kampanyalar konusunda önceden uyarıldık. Hatta bazılarını çoğunluk oyuyla eledik.

Hangi işlere ödül gitti?

Outdoor’da en büyük ödülü hiç tereddüt etmeden outdoor olmayan bir işe verdik. Heineken’in bira içimini arttırmak için Colenso BBDO’nun yaptığı ‘Brewtroleum’ isimli atık biralardan yapılan BioDizeli ve istasyonu, jürinin oy birliği ile bu yılın en iyi outdoor işi oldu. Heineken’in bu yeni yaklaşımı mecralara bakışımızı değiştiriyor. Outdoor olarak billboard’u değil benzin istasyonunu değerlendirdik. “Bira iç ve dünyayı kurtar!” sloganı ile desteklenen iş, dünyayı daha iyi bir yer yapma konusunda da iddialı. Ayrıca kampanyanın sonuçları da kendisi kadar dikkat çekici. Bira satışları kampanya sonrasında %10 artmış. Gece 3’te ödülün kararını verirken biz de biralarımızı tokuşturduk.

Art Institute of Chicago’s Van Gogh sergisini duyurmak için yapılan iş ise benim gönlümün bir diğer Grand Prix’sini aldı ama biz ona Altın Aslan verebildik. Leo Burnett Chicago, Van Gogh’un, Arles’deki ünlü odasının aynısını yapmıştı ve bu oda AirBnb’den kiralanabiliyordu. Harika fikir ve mükemmel uygulama. Sonuçlar tabii ki şaşırtıcı değil. Kim istemez ki o odada uyumayı?

Biraz da jüri paparazzisi: Jüride 2 ünlü isim vardı. John Lewis ve Harvey Nichols isleriyle Grand Prix’leri toparlayan, Adam&Eve’in ECD’si tatlı insan Richard Brim ile TBWA\Çin’in CCO’su ve işlerini çok beğendiğim tasarımcı Nils Andersson. İkisiyle de sabahları kahvaltıda ve oylama aralarında uzun uzun sohbet ettik, ajans dedikodusu yaptık. Sektör, sıkıntılar, mutluluklar hep aynı. Reklamcılar hep aynı. Sadece coğrafyalar farklı.

Bu sene Cannes’ın cümlesi Thank you creativity idi

Yani ‘teşekkürler yaratıcılık’. Festival yaratıcılığa teşekkürünü Anna Wintour, Gwyneth Paltrow, Alejandro Gonzales Inarritu, Harvey Weinstein, Iggy Pop, Kevin Kelly ve daha onlarca parlak ismin konuşmaları, workshop’ları ve her tarafı sarmış VR (Sanal Gerçeklik) teknolojisi ile etti.

Festival, tüm jüri üyelerinden de yaratıcılığa teşekkür ettikleri bir cümle istedi. Ben; kimseye benzemeyen, kendi olmaktan, farklı olmaktan korkmayan Prince’e selam ettim.

Thank you creativity for helping us get through this thing called life.

(Hayat denen bu şeye katlanmamıza yardım ettiğin için teşekkürler yaratıcılık)

 

Pemra Ataç Açıktan

Rabarba Partner, ECD

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Ağustos 2016 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.