Cannes, ordan Kristal, ordan yaratıcılık

Sadece Türkiye’de değil, tahmin ediyorum tüm dünyada ne zaman bir reklam ödülünden konu açılsa, önce muhabbet “Cannes’da şöyle, Cannes’de böyle”ye gelir. Kategorizasyondan ödüllendirmeye kadar bir çıta kabul edilir. Olay Türkiye’de bir yerde geçiyorsa, ordan Kristal Elma’ya da geçilir.

Konu açılmışken, muhabbet uzar. “Bu ödül meselesi daha nereye gidecek”e gelir?

Zaten Gerry Graf ve Amir Kassaei aynı köşede buluşup aşağı yukarı aynı şeyleri söylüyorlarsa ortada konuşacak bir şeyler var demek ki. Ama bu konu, şu an olup biten her şeyin, yeni dünyanın küçük bir parçası sanki. Konu ödül almak almamak değil de, yaratıcılığın değeri/değersizliği gibi geliyor artık bana. İçeriği, doğruluğu ne olursa olsun sahip olduğu fikri özgürce beyan etmenin birçok avantajı olduğu gibi bana göre şöyle bir olumsuz yanı da oldu: Sıradanlığın, zevksizliğin, cahilliğin prim yaptığı bir dünyadayız artık. Yine bu sadece ülkemizde değil, başta Trump’ın Amerikası olmak üzere Fransa’sından Avusturya’sına; bir sonraki seçimlerde aşırı sağcı partileri hükümete getirmeye hazırlanan tüm Avrupa’da böyle. Bunun yaratıcılıkla, ödüllerle, Cannes’la, Kristal Elma’yla ne alakası var gibi dursa da, aslında çok alakası var.  İnsanlarla ilgili, insanlarla konuşan bir iş yaptığımız için etrafımızda olup biten her şey bizim iş yapışımızı da etkiliyor. Aylarca çalıştığınız bir kampanyanın seyrini artık sadece bir focus group değil, 9 yaşındaki bir çocuğun tweet’i de etkiliyor. Burada seçilebilecek iki yol var gibi; ya bugünün dünyası bu deyip, yaratıcılık dediğiniz şey de ne ki aslında kafasına girip, fikir bulma sürecini, fikir bulanları, hatta fikrin kendisini değersizleştirmek, ucuzlaştırmak, ya da tam tersine, asıl bu zamanda inadına yaratıcılık, inadına fikir demek… Bana ikinci yol daha dikenli olsa da, daha doğru geliyor. Bunun için para alıyorum ben diyorum. Diyordum. Diyebilirim. Desem mi? En iyisi bi Twitter’a bakayım önce.

 

Kerem Özkut

Reklamcılar Derneği

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Haziran 2016 sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.