Cannes 2016’da hangi kampanyalar kazanır?

Leo Burnett Küresel Yönetici Kreatif Direktörü ve Publicis Communications Yaratıcı Başkanı Mark Tutssel, Leo Burnett’in önümüzdeki hafta Cannes’da kimlerin zafer kazanacağına dair tahminlerini paylaşıyor.

Sürekli daha da büyüyen reklam sektörünün tüm dünyadan 13 binden fazla çalışanının güney Fransa’ya yaptığı yıllık hac ziyaretine çok az bir zaman kaldığına göre (sadece bir hafta), Côte d’Azur’da parlayacak işler üzerine bahislerimizi oynama zamanımız geldi demektir.

Peki bu muazzam yaratıcı zirvenin 62’incisinden ne bekleyebiliriz?

Genel trendler, daha çok icat, yeni ortaklıklar ve etki yaratmak için devamlı kazanılmış medyadan yararlanmaya işaret ediyor. Film kategorileri ise müthiş performans, prodüksiyon ve animasyonda bazı çarpıcı işler vadediyor.

İcat zamanın ruhu. Teknoloji, geçtiğimiz on yılda Cannes’da ortaya çıkmış en büyük hikaye. Şüphesiz ki işimizi tüm açılardan etkiledi. Ama akıllı pazarlamacılar teknolojinin elinde tuttuğu gücü yeniden yorumluyor; yeni bir  ürün, hizmet ve en hırslı şekilde de insanoğlunun yüzleştiği sorunlara çözüm üretme potansiyelini yakalıyorlar.

Geçtiğimiz yıl otoban kazalarından (Samsung “Safety Truck”)  köpek balıkları saldırılarına kadar (Optus “Clever Buoy”) değişen skalada çeşitli sorunları engellemek için bulunan icatlar sahnedeydi. Bu yılın yarışmacıları arasında da favoriler arasında, kafa yaralanmalarını azaltmak için yapılmış yaratıcı bir cihaz (Samsung “BrainBAND”) ve biranın yan ürünü olarak yaratılmış bir benzin var (DB Breweries “Brewtoleum”). Yaratıcılık ve teknolojinin karışımı sayesinde markaları kısıtlayan tek bir şey kalıyor, o da kendi hayalgüçleri.

Samsung BrainBand
DB Breweries “Brewtoleum”

Bir sonraki soru: Eğer kampanyanız bir trilyondan az etkileşim aldıysa, gerçekten olmuş mudur ki? Künye kolajları ve retweet hesaplamaları herhangi bir case study filminin yarısını oluşturduğunda bu soruyu sormak çok doğal. 2016’da, şanslarını kazanılmış medyanın peşinde deneyen daha çok markayla karşılaşacağız. Rémy Cointreau’nun Louis XIII konyağı için sergilediği “#NotComingSoon” çabası bu durumu en uca taşıyor; John Malkovich’in oynadığı film yüz yıl sonra yayınlanacak. O zamana kadar manşetlerin onlar adına konuşmalarına izin verme konusunda rahat olmalılar.

Bir başka yerde de markalar, hırsla ve özgüvenle günün en büyük etkinliğini kendine mal ederek haber periyodlarını boynuzlarından yakalıyorlar. Netflix’in, kurnaz Frank Underwood’u Amerika’nın başkanlık seçimine zekice yerleştirdiği House of Cards dizisinin “FU2016” kampanyasına bakın.

Ortaklıklardan da bahsedelim; bu yıl pazarlamacılar ve Silikon Vadisi tarzı girişimler arasında daha çok benzersiz ve hayal gücü yüksek işbirlikleri görmeyi bekleyin. Art Institute of Chicago’nun, ünlü resimdeki yatak odasını gerçek hayatta, fiziksel bir üç boyutlu oda haline getirdiği  “Van Gogh BnB” çalışmasını görmüşsünüzdür. Oda Airbnb’de kiralanmaya hazır hale geldiğinde üç dakika içinde rezervasyonlar doldu taştı. Daha güzeli, müzenin 15 yıldan fazla bir süredir aldığı katılımdan daha fazla bir katılım yaşandı.

Kurnaz işlerden bu kadar bahsettiğimiz yeter, peki hangi ünlüleri göreceğiz bu yıl? Favorilerden bir tanesi tuhaf bir durumla karşılaştığınızda bu andan nasıl çıkabileceğinizi gösteriyor. Jeff Goldblum, Currys PC World’ün histerik spot serisinde iğrenç Noel hediyelerinin asil bir şekilde nasıl kabul edileceğine dair bir ustalık dersi veriyor. Bu sırada Rio’da gerçekleşecek olan beşinci ve son Olimpiyatı için hazırlanan şampiyon yüzücü Michael Phelps, Under Armour’un “Rule yourself – Phelps” filminde bizi o zorlu antrenmanlarını izlemeye davet ediyor. Sürükleyici bir filmcilik.

Geleceğin ve prodüksiyon büyücülüğünün hüküm sürdüğü Film Kraft kategorisinde, klasik bir formata modern bir yorum pekala ödülü kapabilir. Japon makyaj markası Shiseido’nun “High school girl?” filmi bir sınıf dolusu öğrencilerle başlıyor. Bir dakikalık tek plan çekimin sonunda bu kızların aslında Shiseido kozmetiklerinin büyüsüyle kızlara dönüştürülmüş erkekler olduğu ortaya çıkarıyor. Hem büyüleyici hem ikna edici bir ürün tanıtımı.

İlk günlerinden beri Cannes animasyona hep sevgiyle yaklaştı. Mecranın çok yönlülüğü onu taze tutuyor ve bu yılın mahsulleri de her zamanki gibi canlı ve gerçekten güçlü bir hikaye anlatımını gözler önüne seriyor.

Danny McBride, Southern Comfort için Tayvanlı animasyon formunu garip bir müzik videosuna uyguluyor.

Animasyonun en dinamik özelliklerinden birisi “türünün” bile yeni bakış açısına ve uygulamasına açık olması. Honda enfes filmi “Paper”, dört aydan fazla bir süre boyunca bu iş için çalışmış animatörlerin binlerce orijinal çiziminden oluşuyor. Film, Honda’nın köklerine doğru bir yolculuğa çıkaran, Aslanları kendine çekebilecek strateji, hayalgücü ve kraft üçlüsüne sahip büyüleyici bir çalışma.

Harvey Nichols’ın “Shotlifters” işinin jürinin bir kısmının kalbini çalacağından şüphelenmemek için bir hücrede yaşıyor olmak lazım. Hangi Aslan’dan alır bu önemli değil ama kullanıcı tarafından oluşturulmuş içerik kullanımının en iyi örneği olarak bir ödülü kesinlikle hak ediyor.

Son olarak, Pixar-ımsı kalitede bir İspanyol Piyango Çekilişi filmi olan “Justino”, şimdiye kadar olmuş tüm büyük ödül törenlerinde endüstrinin kalbini çalan bir başka iş olarak karşımıza çıktı. Bu nefis duygusal animasyon film de bu yıl Cannes’da büyük ekranı şereflendirecek işler arasında yer alıyor.

Ama sanırım haftanın sonuna gelmeden cesareti ödüllendiren birden fazla jüri seçimine tanık olmuş olacağız. Ne kadar mantık dışı dursa da REI’nın Black Friday günü kapılarını kapatması kendi özgün gerçeğini yaşayan bir marka örneği. “#OptOutside” (Dışarıyı seç) bilmeniz gereken her şeyi, kim olduklarını ve neden var olduklarını anlatıyor. Aynı zamanda içimizde en cesurun kim olduğunu da anlatıyor. Günün sonunda parayı ağızlarına koymak isteyenler, bir başka deyişle, müşterilerimiz…

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.