Çalışma süreçlerini esnetme zamanı geldi

Nicola Kemp,giderek daha fazla kıdemli sektör çalışanının neden biraz ara verme (ya da tabiri caizse “hayatı seçme”) kararı aldığını anlatıyor.

2018 yılındayız ama hâlâ tatmin edici bir kreatif kariyerle birlikte bir hayata sahip olmak birlikte yürütülemeyecek şeyler gibi görünüyor. Teknolojinin bağlayıcılığını var olan fazla mesai kültürüne ve personel değişim oranlarına eklediğimizde, sürecin neden tükenmişlik sendromuyla sonuçlandığını anlamak zor olmayacaktır.

Burada son derece sağlıksız bir statüko söz konusu. Mevcut durum gücünü, iş dünyasındaki liderlerin stratejik yetenekleri, kreatif hedefleri, empatik ve katılımcı önderlikleri yerine mail’lerine gece gündüz cevap verebilmeleri nedeniyle yücelten maço kültürün idealize edilmesinden alıyor. Bu ortamda liderliğin, personelin refahını dibe çeken bir kavrama dönüşmesi şaşırtıcı değil.

Ancak başka türlü de olabilir. The Fawnbrake Collective’in eş kurucusu Amelia Torode, “ofis dışında” olduğunu belirten mail mesajında açıkça belirtiyor: “The Fawnbrake Collective’in misyonunun bir parçası, e-mail’ler bizi ele geçirmeden bizim onları yenebilmemiz. Buna bağlı olarak, bu mail kutusunu her günün başlangıcında ve sonunda birer kez kontrol etmekteyim.”

Tabii bu sadece çalışanları stres ve tükenmişlikten korumak için değil. Esnek çalışmanın sunduğu olanakları kabul etmek çalışma hayatında da daha iyi sonuçlar veriyor. Creative Equals’ın yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına göre insanların sadece %9’u en iyi fikirlerini ofis içindeyken buluyor. O halde neden hâlâ masalarımızla evli, ofiste görünmeye köleyiz?

Günümüzde esnek çalışma, farklı nesillerden kadın ve erkeklerin büyük bir bölümünün tercih ettiği seçenek. 2017 tarihli Timewise araştırmasında görüldüğü üzere İngiltere iş gücünün %73’ü esnek çalışmanın herhangi bir çeşidini kendine uygun buluyor. Bunu olanaklı kılmanın ticari faydası çok açık.

Yine de WPP İngiltere Ülke Müdürü Karen Blackett ve Deloitte, Timewise tarafından yayımlanan “Değişim İçin Bir Manifesto: Esnek İş Gücüne Yönelik Modern İş Yeri” sunumunda şu konuda uyarıda bulunuyor: “Ne yazık ki sektörümüzde insanların belirli bir şekilde çalışması gerektiğine inanan ve esnek çalışmaya karşı çıkan bir lider nesli bulunuyor. Bu durumu normalleştirmemiz gerekiyor.” Aynı manifestoda Abbott Mead Vickers BBDO Başkanı Cilla Snowball, “Yöneticiler yeni çözümleri denemek konusunda daha cesur olmalı” diye ekliyor.

Ne var ki sektörün cesaret söylemlerine duyduğu sevgiye rağmen aslında korkular ilerlememizi engelliyor. Bu korku, “her zaman açık” görünmemekten de kaynaklanıyor olabilir, personelin her gün aynı masada oturmadığı zaman esrarengiz bir şekilde isteneni verme yeteneğini kaybedeceğini zannetmekten de.

Ustwo’nun eski ortağı Jules Ehrhardt’ın açıkladığı gibi, yerinde saymak artık bir seçenek değil. “Kariyer seyrini ve işini eskisi gibi yürütmeye çalışan bir pazarlamacı neslinin arkasından usanmış, aç, ürün odaklı ve bir amaca yönelik hareket etmeye gönüllü ilerici bir nesil geliyor.”

Talebe yanıt verme çağının ortasında olabiliriz ama siz bir e-mail’e daha cevap yazma telaşındayken hayat durup beklemiyor. Dikkatimizin her zamankinden fazla bölündüğü bu zamanda karşı karşıya olduğumuz tehlike, sadece nefes almamıza olanak tanıyan anları değil, çevremizdeki insanlara yönelik merhametimizi de kaybetmek.

Yarınla henüz karşılaşmış değiliz ancak bugün etrafımızı tamamen sarmış durumda. Ve bugünü daha iyi hale getirme görevi de hepimize düşüyor.

Nicola Kemp

Campaign Trends Editörü

 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 79. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.