Bulutlar dağılırken…

COVID-19’un hayatımıza girmesinin üzerinden tam 2 yıl geçti, bu gerçekle yaşamak neredeyse normalimiz oldu. Bu iki yıl içinde birçok dinamiğe etki etti. Çalışma hayatında köklü denebilecek derecede değişiklik yarattı. İlk dönemler, evden çalışmaya uyum sağlayabilmekle geçti ki bu her sektör için pek de kolay değildi. Bu süreçte evden çalışmanın şirket için ekonomik açıdan çok daha faydalı olduğunu  görüp fiziki ofisini tamamen kapatanlar da oldu. Şimdi ise pandemiyle ilgili bulutlar yavaş yavaş dağılmaya başlarken çoğu kuruluş, ofislere kademeli olarak geri dönmeye çalışıyor; haftanın birkaç günü evden, birkaç günü ofisten çalışmayı yani hibrit modeli benimsiyor. Pandeminin başından itibaren iş hayatının nasıl dönüştüğünü, nasıl bir düzenden bu noktaya geldiğimizi tekrar hatırlamak adına 98. ve 109. sayılarımıza göz atmanızı öneririm.

Hibrit çalışma, her şirketin tarzının farklı olabileceği, hepsinin kendine özel bir formül geliştirebileceği bir model. Bu modelde başarılı olabilmek ve personelleri için en verimli çalışma ortamını yaratabilmek, şu an kuruluşların gündemine oturan hassas bir nokta. Bu süreç için neler yapılabilir, bir tuğla da biz koyalım dedik ve globalde nasıl tavsiyeler var, hangi sektörden firmalar ne tür bir tutum izlemiş gibi sorular sorarak kapak dosyamızı oluşturduk.

Çalışma hayatımızda yaptığımız değişikliklerle bu sürece her ne kadar uyum sağlamış gibi gözüksek de maskesiz bir hayatı, kalabalığın içine kaygılanmadan karışmayı, kısacası özgürlüğümüzü özledik. Sanırım insan, elinden bazı özgürlükler alınınca değerini daha iyi kavrıyor. Ruhen ve fiziken sağlıkla sınanmadığımız günlere en kısa zamanda “tamamen” dönme umuduyla…

 

Necla Eylül Durukan

Campaign Türkiye Kıdemli Editörü

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 123. sayısında yayımlanmıştır. 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.