Bugünün ve yarının yükselen değeri: Yapay zekâ

Türk Telekom Strateji, Planlama ve Dijital Genel Müdür Yardımcısı Barış Karakullukçu teknolojiyle birlikte gelişen akıllı sistemlere dikkat çekerken, yapay zekânın önemini anlatıyor.

Büyük verinin ekonomik ve siyasi bir güç olduğu günümüzde, ülkeler güvenli bir iletişim için kendi millî teknolojilerini geliştirme yarışı içindeler. İçinde bulunduğumuz salgın süreci, özellikle teknoloji girişimleri için büyük bir fırsata dönüşmüş durumda. Doğru alana yatırım yapanlar ve yeni süreç ile gelen fırsatları görüp iyi değerlendirenler büyük avantaj elde ettiler. Bu alanların başında ise yapay zekâ ve makine öğrenmesi geldi. Yapay zekâ teknolojisi, yeni algoritma sınıfları ve veri yapılarının sağladığı yeni yeteneklerle her geçen gün veriyi daha derinlemesine inceleyerek öngörülerini geliştiriyor.

Sağlıktan ulaşıma, enerjiden haberleşmeye, savunmadan siber güvenliğe, eğitimden eğlenceye her sektörde yapay zekâ uygulamalarının kullanım alanları hızla genişliyor. Yapay zekânın, COVID-19 süreci ile daha da önem kazanan başlıca kullanım alanları ise; sağlıkta hastalıkların erken tespiti, dijital aboneliklerde yüz tanıma teknolojileri, siber güvenlikte fraud algoritmaları, kurumsal şirketlerde şirket içi süreç otomasyonları oldu.

Akıllı şehirler, akıllı ulaşım, akıllı cihazlar, akıllı fabrikalar, akıllı eğitim, akıllı tarım… Neredeyse her kelimenin başına “akıllı” ibaresi eklendiği günümüzde bu ‘akıllanma’yı, makine öğrenmesine dayalı yapay zekâ uygulamaları ile birlikte IoT yani internete bağlanan cihaz ve makineler mümkün kılıyor.

Gartner, 2020 sonuna kadar dünya çapında 20,4 milyar bağlı cihazın kullanımda olacağını öngörüyor. Bu da IoT, yani nesnelerin interneti konusuna yapılan yatırımı gözler önüne seriyor. Kişiselleştirilmiş nesnelerin hizmeti için ise, 4G’den yaklaşık 20 kat hızlı olan 5G ve 5G iletişim servis sağlayıcılarının rolü önem kazanıyor. 5G, akıllı bağlantı çağının, ekonomik büyümeyi destekleme, işletmeleri dönüştürme ve yenilikçi hizmetler sunma döneminin temel direği olacak. Nihayetinde üretkenliği, sürdürülebilirliği, verimliliği ve genel refah düzeyini arttırarak sosyo- ekonomik dönüşümleri güçlendirmede önemli bir rol oynayacak.

İşte bu yüzden Türkiye’nin ve sektörün gelişimi için en kilit nokta, 5G ve sonrasında gelecek olan yeni nesil teknolojileri destekleyebilecek altyapıyı inşa etmek. Türk Telekom olarak yatırımlarımıza bu amaç doğrultusunda aralıksız devam ediyoruz. 2020’nin ilk yarısına kadar, sadece son 15 yılda, ülkemizin dijital dönüşümü için 17 milyar dolar yatırım yaptık. Türkiye’nin her noktasına hizmet ulaştırma sorumluluğuyla müşterilerimize ulaştırdığımız fiberi son 10 yılda 10 kattan fazla artırdık. Fiber hane kapsamamız, son bir yılda 4,4 milyon artışla 23,8 milyon seviyesine yükseldi. Bugün geldiğimiz noktada, ülkedeki fiber altyapının yüzde 80’inde Türk Telekom imzası bulunuyor.

Güçlü fiber altyapımızla 5G’ye en hazır operatörlerden biri konumundayız. İkinci çeyrek itibarıyla, fiber bağlantıya sahip LTE baz istasyonlarımızın payı yaklaşık yüzde 45. 5G alanında yaptığımız ArGe çalışmaları, dünya çapında kırdığımız hız rekorları, 360 derece kamera açısıyla gerçekleştirdiğimiz Türkiye’nin ilk 5G canlı maç yayını, 5G ve yeni teknolojiler konusunda küresel oyuncularla birlikte yaptığımız çalışmalar ve gerçekleştirdiğimiz testlerle Türkiye’nin bu yeni teknolojiye hızlı bir şekilde erişmesini sağlamak için çalışıyoruz.

Yapay zekâyı verimliliği arttırmak için kullanıyoruz

Dünyada, operatörlerin yüzde 63,5’i altyapılarını iyileştirmek için yapay zekâ sistemlerine yatırım yapıyor.

Ağ kalitesini otomatik olarak optimize etmeyi sağlayan yapay zekâ sayesinde şirketler ağ problemlerini müşterilere yansıtmadan proaktif olarak çözebiliyor. Türk Telekom olarak bizim de bu konuda kendi kaynaklarımızla geliştirerek patentini almış olduğumuz TT-ON (Türk Telekom Optical Network) Ağ Optimizasyon platformumuz bulunuyor. Bu platform sayesinde Türkiye’nin 81 ilindeki fiber optik kablo şebekemizi canlı olarak izliyor, otomatik kök neden analizi yaparak performans kayıplarını engelliyoruz.

Yapay zekânın geçmiş verilere dayalı gelecekteki sonuçları tahmin etme becerisini, ekipmanlarımızın durumunu izlemek, arızayı tahmin etmek ve iletişim donanımıyla ilgili sorunları proaktif olarak düzeltmek için de kullanıyoruz.

Günümüz dünyasında oldukça yaygınlaşan bir diğer kolaylık da sanal asistanlar. Juniper Research, sanal asistanların 2022’de işletme giderlerini yılda 8 milyar dolar azaltacağını öngörüyor. Türk Telekom olarak biz de, yapay zekâ destekli bütün dijital kanallardan hizmet verecek sanal asistanımızı 2021’de devreye almayı planlıyoruz.

Operatörlerin arka ofis işlemlerini, büyük hacimli tekrarlayan ve kurallara dayalı eylemleri daha kolay yönetmesine olanak tanıyan Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) ise, telekomünikasyon işlevlerine daha fazla verimlilik sağlıyor. Deloitte tarafından yapılan bir ankete göre, Telekom, Medya ve Teknoloji firmalarının yüzde 25’i bu alana 10 milyon doların üzerinde yatırım yapıyor. Türk Telekom olarak biz de bugüne kadar 10 RPA sürecini başarıyla hayata geçirmiş bulunuyoruz.

“180 yıllık geçmişimiz boyunca her dönem yenilikçi kalmayı başarmış bir kurum olarak, yapay zekâ odaklı yerli ve millî teknolojiler geliştirerek, Türkiye’yi geleceğe taşımak ve küresel platformlarda temsil etmek öncelikli hedeflerimizden biri.”

Yapay zekâ odaklı yerli ve milli teknolojileri geliştiriyor ve destekliyoruz

180 yıllık geçmişimiz boyunca her dönem yenilikçi kalmayı başarmış bir kurum olarak, yapay zekâ odaklı yerli ve millî teknolojiler geliştirerek, Türkiye’yi geleceğe taşımak ve küresel platformlarda temsil etmek öncelikli hedeflerimizden biri. Bunun için bir yandan PİLOT ve TT Ventures ile genç ve büyüme aşamasındaki teknoloji girişimlerini desteklerken bir yandan da kendi bünyemizde yapay zekâ sistemleri konusundaki Ar-Ge çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.

Grup şirketlerimiz de yapay zekâ konusunda oldukça iyi iş çıkartıyorlar: Argela’nın ABD’deki iştiraki Netsia’nın katkılarıyla dünya çapında 5G’nin standartlarını kodlama çalışmaları kapsamında geliştirdiği ProgRAN başta olmak üzere 37 adet patentli teknolojisi bulunuyor. İnnova’nın kendi kaynaklarıyla geliştirip 4 kıtada 37 ülkeye ihraç ettiği bilişim çözümleri; eğitim sektörünün dönüşümüne öncülük eden Sebit’in EBA platformuna içerik desteği sağlayan Vitamin ve Raunt gibi yenilikçi eğitim teknolojileri; Türk Telekom Grubu’na her geçen gün değer katmaya devam ediyor.

PİLOT kapsamında yapay zekâ girişimlerini destekliyoruz

PİLOT ile girişimlerin en çok ihtiyaç duyduğu, nakdi sermaye ve mentor desteğini bir arada sunuyoruz. Erken aşama girişimlere sistemli ve doğru büyümenin kapılarını açıyoruz. PİLOT ile bugüne kadar 65 Türk girişimine toplamda 4 milyon TL’nin üzerinde nakit desteği sağladık. Şu anda da, PİLOT’un 8. dönem girişimleri ile programımız yoğun bir şekilde devam ediyor.

Yapay zekâ algoritmalarını her sektörde birbirinden çok farklı amaçlarla kullanmak mümkün. Fayda sağlama ekseninin bu denli geniş olması, çok farklı alanlarda değişik yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesini mümkün kılıyor. PİLOT kapsamında desteklediğimiz girişimlerden 8’i tamamen yapay zekâ konusuna odaklanmış bulunuyor. Bu girişimlerin hepsi de birbirinden çok farklı alanlarda kendine has yapay zekâ çözümleriyle başarılı Türk girişimleri arasında şimdiden yerini almış durumda.

Türk Telekom olarak tüm faaliyetlerimizde olduğu gibi girişimcilikte de pusulamız; insan odaklı yaklaşımla topluma ne fayda sunduğumuz ve insanımıza kendini nasıl değerli hissettirdiğimiz oldu. Destek verdiğimiz bu girişimlerin başarılı sonuçlarını görmek bizi çok mutlu ediyor ve ülkemizin geleceği için umutlandırıyor.

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 105. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.