Blockchain ve markaların geleceği 1

Kıdemli Pazarlama Yöneticisi Doruk Yılmaz, Blockchain ile markaların değişen reklam yatırımlarını anlatıyor.

Blockchain son bir senenin en moda teknoloji terimi.

Başta finans olmak üzere birçok sektör tarafından benimsenip kullanılmaya başlandı. Marka pazarlama dünyası ise blockchain’in kendi dünyasını nasıl etkileyeceğini yeni keşfediyor.

En basit haliyle

Blockchain: Özünde bir dağıtım veri tabanı teknolojisi. Bu dijital veri tabanı değer taşıyan her işlemin kaydını tutar. Bunu da belli bir matematik ve kriptoloji aracılığı ile yapar. Her yeni işlem üst üste gelerek işlem bloklarını oluşturur. Blockchain terimi de bu şekilde ortaya çıkar.  

Sistem oldukça şeffaf. İsteyen şu ana kadar birikmiş blokları inceleyebilir ancak müdahale edemez. İşlemi gerçekleştiren iki tarafın şifrelenmiş kimlikleri sayesinde sistem her zaman anonim. 

Oluşan bu blok zincirlerinin en önemli özelliği değiştirilemiyor yani müdahale edilemiyor olması. Yani geriye dönük bir işlem yapmanız imkansız. Çünkü sistem ana bir ağa bağlı değil. Bunun yerine dağıtık (de-centralized) diye tabir edilen veriyi tek bir merkezi ağda tutmak yerine birden fazla yerde kayıtlarını tutarak çalışıyor. Verinin bulunduğu kaynaklardan birine müdahale edilse veya kaybolsa bile veriler diğer kaynaklarda saklanmaya devam ediyor. Şifreleme sayesinde veri kendisinden önceki ve sonraki blok zinciri ile ilişki halinde çalışıyor. Bu yüzden veri değiştirilmek istense bile bir sonraki blok zincirinin değişikliği onaylaması gerekir. Bu da birçok bilgisayardan ve blok zincirinden onay almak demek, yani mümkün değil.  Tüm bu süreç ve özellikler blockchain’i şu an için en güvenli sistemlerden biri haline getiriyor. 

Bitcoin ve ortaya çıkan kripto paralar ise yukarıda bahsettiğim blockchain teknolojisinin sorunsuz çalıştığının ispatı olan para birimleri. 

Gelelim bu teknolojinin marka pazarlama dünyasıyla olan ilişkisine…

 

Markan ne kadar samimi?

Bir pazarlamacı olarak önemli bir itirafla başlayalım. 

Marka çoğunlukla müşterilerinin hayatlarını değiştirmeyi vaat edecek kadar büyük fikirlerle ürünlerini satmaya çalışır. Fikirler bazen orijinal, çoğunlukla büyük veya eski işlerden ilham (?) alınarak ortaya çıkar. 

Sadece iletişimle sınırlı kalan güçlü vaatler sonrası ürün deneyimi bazen de üretim sırası/sonrası yaşanabilecek tatsız gerçekleri öğrenen müşteri, markayla olan duygusal bağını kaybetmeye başlar. 

Bir marka asla böyle bir şeyin başına gelmesini bilerek hareket etmez. Ancak bazı trenleri kalkarken yakalamak çok önemli. 

Son 10 yılın modern tüketicisine baktığımızda kullandıkları markaların kendi değer yargılarına yakın olmasını bekliyor.

Aslında “iyi” bir insandan beklenen temel değerler desek daha doğru olur. 

  • Sorumluluk sahibi olan, 
  • Sürdürülebilir (Tutarlı) işler yapan, 
  • Etik değerlere önem veren 
  • Yerel değerlere sahip çıkan (Türkiye’de ulusalcılık trendini de buraya ekleyebiliriz)

Bu sadece markanın müşterisi gözünde değil markanın çalıştığı tedarikçisi için de önemini arttıran değerler haline geldi.

Bugünün marka pazarlamasında ambalaj üzerine “katkısız” veya “şeker ilavesiz” yazmak, reklamlarda serbest gezen inekleri, buğday tarlalarını veya doğal yaşamı koruduğunu anlatmak hala çok popüler. 

Ancak önemli olan bunları sadece anlatmak değil, gerçekleştiğini gösterebilmek, yani şeffaf olmak.

Blockchain ve markaların geleceği 1-campaigntr

Blockchain teknolojisi farklı birçok sektörü etkileyecek. Markalar isterlerse;

  • Granolanın içinde yer alan yulafın alındığı tarlayı,
  • Somon balığının Norveç’te yetiştiği balık çiftliğini, ithal edildiği tarihi, 
  • Poşet çayın Rize’de hangi çay bahçelerinden alınan bir karışımı olduğunu,  
  • Jean pantolon üretimi sırasında doğaya olan etkisini müşterisinin öğrenmesini, takip etmesini ve şeffaf şekilde aktarabilmesine imkan sağlayacak. 

Unilever’in sahip olduğu Ben and Jerry’s, blockchain destekli bir platform sayesinde müşterilerine ormanların artmasına yardımcı olacak girişimlere satın aldıkları dondurmalar üzerinden karbon kredisi adı altında destek vermelerini ve bunu takip edebilmelerini sağlıyor. 

Starbucks Costa Rica, Colombia ve Rwanda’da seçili kahve yetiştiricileriyle bir proje başlattı. İzlenebilirlik teknolojisi Starbucks müşterilerinin içtikleri kahvenin hangi tarlada yetiştirildiğini gösteriyor. 

Bu sadece markaların değil devletlerin de ilgi ve teşviğini gerektiriyor.  

Avustralya’da Quennsland şeker kamışı yetiştiricilerine tedarik zincirlerini takip edebilmek için 1.7M dolar destek verdi. Bu inisiyatif sayesinde çiftçiler ve şekeri kullanan büyük üreticiler işin verimliliğini, sürdürülebilirliğini ve son olarak da karlılığını yeni standartlarda takip edebiliyor olacaklar. 

Şu an için blockchain ile markaların sürdürülebilirlik projelerini gelişmekte olan pazarlarda görüyoruz. Ağırlık tedarik zincirine daha fazla şeffaflık getirmek üzerine. 

Sektör ve kategori bağımsız tüm markalar, önümüzdeki yıllarda doğaya, hayvanlara, ülkelerine bıraktıkları izi daha detaylı aktarmak için yarışacak.

Blockchain, marka müşteri ilişkisinde aracı olmadan ilişki kurabilmenin en etkin ve samimi yolu haline gelecek, markanın kendisine yani geleceğine yapacağı yatırım olacak.

Bu yatırımın geçtiğimiz 20 yılı internet ve dijitalleşme için harcandı. İçinde alınmış doğru kararlar kadar büyük yanılsamalar da vardı.

Blockchain’in markaların dijital dünyadaki iş yapış şekillerini, tasarımını değiştireceği aşikar. Önümüzdeki ay Blockchain ile markaların değişecek reklam yatırımlarını anlatmaya devam edeceğim.

Doruk Yılmaz, Kıdemli Pazarlama Yöneticisi

Bu yazı Campaign Türkiye 83. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.