Bilginin insana aktığı yer: SXSW

South by Southwest’i “büyük fikirlerin, gelmekte olan büyük değişikliklerin öncü dalgalarını sezinlediğimiz bir platform” olarak tanımlayan Didem Dinçer Başer izlenimlerini anlatıyor.

20 yılı aşkın çalışma hayatımda ikinci kez gitme şansı bulduğum Austin şehri ABD’nin en büyük ikinci üniversitesi ve güler yüzlü insanlarıyla ünlü olsa da, sanırım yine de bahsedilmesi gereken en önemli noktası o çarpıcı festivali. SXSW; SXSW Interactive, Müzik ve Film Festivali olarak 3 ayrı programdan oluşuyor.

Austin Downtown’da her yıl Mart ayında gerçekleşen bu bilgi vahasına 30 binden fazla ziyaretçi; geleceği şekillendirecek trendleri, büyük şirketlerin bakış açılarını, fikir liderlerini ve buluşları dinlemek için geliyor. Müzik, film ve dijital / teknoloji dünyalarının gittikçe birbirine yakınsadığı gerçeği SXSW’te hem festival temalarının oluşturulmasında  hem de organizasyonun yapısında büyük bir etken. Bu seneyi diğer SXSW senelerinden farklılaştıran bir nokta ise, 30 yıldır gerçekleşen festivale ilk defa bir Amerikan başkanının katılması oldu.

Başkan Obama’nın yaptığı konuşma, ABD’nin dijital gelişim ve entegrasyona devlet düzeyinde ne kadar önem verdiğini gösterdi. Obama’nın üstünde durduğu konulardan biri ise özel sektörün geliştirdiği yeni dijital yaklaşım ve platformlarla toplumun şu anki sorunlarına çözüm bulmak, girişimciliği beslemek ve verimini artırmak için devletin birlikte çalışma isteği idi.

SXSW, genelde büyük fikirlerin, gelmekte olan büyük değişikliklerin öncü dalgalarını sezinlediğimiz bir platform oluyor.

Festivalin zengin içeriği ve profesyonelce planlanmış organizasyonu ile birlikte konuşmacı renkliliği, çeşitliliği ve güçlülüğü SXSW’i diğer festivallerden oldukça farklılaştırıyor. Bu sene Star Wars yönetmeni JJ Abrams’tan Wikipedia Kurucusu Jimy Wales’e, Slack kurucusu Stewart Butterfield’den Under Armour Kurucusu Kevin Plank’e ve  Google, Facebook, Uber, Airbnb, Netflix gibi birçok dijital platformun üst düzey yöneticilerini birinci ağızdan dinleme fırsatı bulduk.

Dizi dünyasının büyük markası ve toplum içerisindeki dijitalin sonuçlandırdığı değişimin dili olan Mr. Robot ekibinin paneli ise hikâyenin günümüzün kültüründen nasıl etkilendiğini anlamak açısından güzel bir deneyimdi. Ayrıca Austin şehir merkezinde festivale özel bir Mr. Robot dönme dolabı kurulmuştu.

Bu sene SXSW’te işlenen 4 ana konu vardı:

İnsan odaklı tasarımlar

Özellikle teknoloji ağırlıklı fikirlerin, ürünlerin ve servislerin temelini oluşturduğu bir dönemde insanı ve insanın teknolojiyle etkileşimini odağına koyan tasarım anlayışı, festivalin ortak noktalarından biriydi. İnsanı ve insanın bugünkü dijital dünyayla etkileşimini merkeze alarak kurgulama yaklaşımı üstünde duruldu. Bunun en önemli örneklerinden birkaçını Quartz ve Çin’in devasa mesajlaşma servisi WeChat olarak gösterebiliriz.

Yapay zeka, botlar ve robotlar

Markalardan teknoloji şirketlerine, büyük devletlerden küçük girişimcilere kadar tüm oyuncular yapay zeka, deep learning ve  bilişsel hesaplama konularının geleceğimize etkileri üzerinde yoğunlaştı.

Yapay zeka, chat bot’ları sayesinde insanlara sağlık, kilo verme gibi konularda koçluk yapan ve şu an Amerika’da belli listelerde ilk 10 uygulama içerisinde gösterilen Lark’tan tutun, Google’ın sürücüsüz aracına kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıktı. İleride oluşacak bir sürü girişimin yapay zeka üstüne kurulması bekleniyor.

Sanal gerçeklik ve video

Sanal gerçeklik (VR) tam anlamıyla Austin’de her yerdeydi. Samsung, Mashable, IBM gibi markaların kendi VR setlerini denettikleri yerler dışında VR’ın nasıl diğer markalar tarafından da kullanılacağı konusu işlendi. Evde, sinemada film seyreder gibi film seyretme deneyimi ve Afrika’da açlık çeken çocuklar hakkında verilen haberi oradaymış hissiyatıyla deneyimleme bu işin sadece başlangıcı sayılır.

Yeni dünyaya adaptasyon

Yeni dönemde büyük markaların teknoloji, sosyal medya ve değişen müşteri demografiklerine nasıl adapte olduğuna dair birçok konu işlendi. Buradaki güzel örneklerden biri Under Armour markasını kuran Kevin Plank’in kendi markasını hem bir girişimci olarak nasıl kurduğunun, hem de bugünün dünyasında müşterinin günlük hayatına nasıl girdiğinin hikayesiydi. Plank, bir tişört markası olarak yola çıkıp kurdukları ‘community’ ile müşterinin spor yaparken kullandıkları aksesuarlardan topladıkları datalarla nasıl önemli bir marka haline geldiklerini anlattı. Konuşmanın en etkileyici kısmı ise Plank’in eskiden işe pazarlamacı ve satışçı alırken artık data bilimcisi alıyor olmasından bahsetmesiydi.

Bu yazıda aktaramadığım pek çok farklı noktasıyla beraber SXSW, gerçek anlamda bilginin insana aktığı bir festival.
Didem Dinçer Başer     

Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı, Dijital Bankacılık

Bu yazı Campaign Türkiye Mayıs 2016 sayısında yer almaktadır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.