Benjamin Braun: Markalar

Alanında uzman isimler, yakın gelecekte iletişim sektöründe bizleri nelerin beklediğini anlattı. Buna göre, gelişen teknolojiyi ve datayı kullanmaları halinde mobilden sosyal medyaya, kültürel trendlerden reklam ajanslarına kadar çeşitlenen pazarı bekleyen fırsatlar neler?

Benjamin Braun: MarkalarBenjamin Braun, Audi UK Pazarlama Yöneticisi
Önümüzdeki 12 ay bize pek çok yenilik getirecek. Sesli komut sisteminin yükselişi, artırılmış gerçeklik ve bir sonraki büyük yenilik için yaratılacak heyecanlar gibi…

Evet, dijital yaşamsal öneme sahip ama daha eski kanalların da pazarlamada hâlâ çok önemli roller oynayabileceğini gözden kaçırmamak gerek.

Bir zamanlar yönetim kurulu toplantılarında kafası dijitale en çok çalışan kişi bendim. Son kampanyamızın müziğinin Shazam’da ne kadar yükseldiğinden bahsederdim. Elbette masanın diğer ucundaki kişilerden biri “Shazam nedir?” diye sorardı.

Ama şimdi herkes teknolojiyle içli dışlı ve ben, eski günlerin aksine, dijitalden bahseden tek kişi değilim. Bu günlerde ellili yaşlardaki yönetici direktörünüz WhatsApp kullanıyor. Günümüzde bu teknolojiyi sahiplenenler sadece gençler değil. Hepimiziz.

İlk kez diğer direktörler “Hangi yeni dijital kanalı kullanıma sokuyoruz?” diye soruyorlar. Birlikte çalıştığım kişileri dijitalin faydaları konusunda ikna etmek zorunda değilim, çünkü bu faydalardan halihazırda yararlanıyorlar.

Aksine kendimi, keşfettiğimiz son yeniliği daha sağlam temellere oturtmaya çalışırken buluyorum ki kaynaklarımızı, büyük yenilik olarak lanse edilen ama kısa süre sonra ortadan kaybolan en yeni, en çok tutulan dijital trendlerden birine harcamayalım.

Dijitalde manzara sürekli yenileniyor. Bu nedenle, 2018’de aklınızda bulunması gereken birkaç önemli noktaya değineceğim.

Kurunun yanında yaşı da yakmayın

İnsanlar yıllarca radyonun, sinemanın, mailing’in öldüğünü söylediler. Bu üç iddianın aksini kanıtlayabilirim.

Radyo reklamları diyalog yaratmak için çok etkin bir yöntem. On yetişkinden dokuzu, en az haftada bir kez radyo dinliyor. Dijital radyo, internetten veri akışı ve podcast’ler, bu iletişim aracının yeniden canlanmasına yardımcı oluyor.

Sinema, insanların telefonlarını kullanamadığı ya da kalkıp bir fincan çay alamadığı sayılı yerlerden biri. Dolayısıyla gösterdiğiniz her şeyi izlemeye mecburlar ve reklamları zevkle izliyorlar.

Bu arada pek çok şirket mailing yapmayı bıraktı ve şimdi insanlar iyi hedeflenmiş e-postalar aldıklarında, onları açıp okumaya daha meyilli oluyorlar.

Bir diğer deyişle, dijital hayati öneme sahip ama bazı eski kanalların da yeniden doğuş dönemine girdiğini unutmamak lazım. Dijitali ön planda tutarak yenilikler getirdiğimiz bir dünyada bu satış noktalarını da yeniden gözden geçirmeli ve canlandırmalıyız.

Önce dijital (bu kez gerçekten)

McKinsey tarafından yakın zamanda yayımlanan bir rapor, işletmelerin sadece %40’ının dijitali tamamen benimsediğini gösteriyor. Bu da geride, arayı pek çok konuda kapatması gereken büyük bir rakam bırakıyor.

Şirketlerin göz ardı etmeyi göze alamayacağı bir dünyada yaşıyoruz. Örneğin bir Audi müşterisi, herhangi bir Audi merkezine gitmeden önce web sitesini çok kez ziyaret ediyor. Aynı zamanda mobil cihazlarımızla televizyon izlemekten daha çok zaman geçiriyoruz. Bu gerçek bir dakika durup düşünmemize neden olmalı: neden pazarlamacılar hâlâ TV konusunda bu kadar takıntılı?

Audi’nin son çıkan “Palyaçolar” kampanyasında bu durum çok güzel bir şekilde anlatılıyor. YouTube’un yeni altı saniyelik reklam formatını denedik. İnsanların reklamımızı dijitalde, diğer kanallardan çok daha fazla izlediğini keşfettik, bu nedenle reklamımızı altı saniyelik bölümlerden oluşan kısa bir seri olarak tasarladık. Her bölüm, Audi teknolojilerinin yolları nasıl daha güvenli hale getirdiğini anlatıyor. Teker teker tüm bölümler dijital tüketim için ideal. Bir araya geldiklerinde ise çok iyi bir televizyon reklamına dönüşüyorlar.

En büyük risk, risk almamaktır

Son zamanlarda yapılan bir PwC araştırması, ev dışı pazarların hâlâ en güvenilir reklam noktalarından biri olduğunu ortaya koyuyor. Açıkhava reklamcılığı henüz basılı iletişim ve TV sektörleri gibi bir bozulma yaşamadı ancak burada da basılı işlerden dijitale dönüşüm söz konusu. Kuşkusuz, açıkhava reklamları yakın gelecekte daha interaktif, uyarlanabilir ve kişiselleştirilmiş olacak.

Audi yakın zamanda hava ve trafik durumunu ölçümleyebilen büyük dijital reklam panoları kullandı. Böylece güneşli günlerde hedef kitlemize üstü açık modellerimizden bahsederken, trafiğin sıkışık olduğu zamanlarda otonom sürüş teknolojimizin avantajları övebildik.

Sistemlerimiz aynı zamanda araçların plakalarını da okuyabiliyor. Bu sayede hedef kitlemize eğlenceli anlar da yaşatabiliyoruz. Örneğin plakayı okuyarak sıkışık trafikte bekleyen birine “Merhaba kırmızı Audi A3’ün içindeki kişi. Nasılsın?” diye sorabiliyoruz.

Bu etkileşimde büyük bir potansiyel yatıyor. Pazarlamacılar elbette kendi markalarına uygun tonu ve etkileşim düzeyini bulmak durumundalar. Ayrıca büyük, interaktif açıkhava reklam panolarının ardındaki teknoloji ve metodoloji henüz emekleme aşamasında, şu sıralar beta sürümünü kullanıyoruz. Ancak sınırları zorlamakla övünen şirketler için bu risk, almaya değer. Önümüzdeki 12 ay bize pek çok yenilik getirecek. Sesli komut sisteminin (gerçekten çalışanından bahsediyorum) yükselişi, artırılmış gerçeklik (oyun sektörü dışında da yaygın kullanımı başladığında) ve bir sonraki büyük yenilik için yaratılacak heyecanlar gibi… Elbette bu “büyük yenilik”lerin kayda değer bir bölümü sadece kaynakları harcayan fiyaskolar olacak ama aralarından çıkan en iyiler dünyamızı değiştirecek.

 

 

 

Kapak dosyasında yer alan öngörülerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz. 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.