Başka bir gerçeklik…

Son iki yıldır bizim kendi gerçekliğimiz bize yetmez oldu. 2014 yılında Zuckerberg’in Oculus’ü 1 milyar dolarlık şirket yapmasıyla Sanal Gerçeklik (VR – Virtual Reality), bir yıl kadar öncesinde de Google’ın 2013’te bir viral ile ilk katkılarını yaptığı ve son olarak Pokemon GO’nun 19 günde 50 milyon download’u aşan çılgınlığı ile Artırılmış Gerçeklik (AR – Augmented Reality) hayatımızın önemli bir parçası haline geldi. Haliyle tüketicinin hayatının içinde, özellikle onunla iletişime geçebileceğiniz teknolojiler tarafında bunlar olurken reklam dünyasının buna kayıtsız kalması mümkün değil.

Bu sene geçtiğimiz Cannes Lions Yaratıcılık Festivali’nde olduğu gibi, Türkiye’nin en büyük reklam etkinliği Kristal Elma Festivali’nde de gündemlerden bir tanesi AR ve VR’dı. Rakamlara baktığımızda akıllı telefon penetrasyonu ile PC ortamından çıkan AR, kullanıcı deneyimini özellikle oyun gibi uygulamalarda farklı bir platforma taşımış oldu. Bu hızlı değişim 2014 başında 60 milyon olan AR kullanıcı sayısını 2018’de 200 milyonun üzerine taşıyacak gibi görünüyor. Cihazlar işin bir kısmı ama 2020 yılına geldiğimizde, ki şunun şurasında ne kaldı, AR ve VR’ın 90 milyar USD civarında bir pazar oluşturacağı öngörülüyor.

Mc Donald’s gibi global reklamverenlerin restoranlarını Pokemon GO “gyms” lokasyonları haline getirmesi, Carrefour’un Doğu Avrupa’daki bazı mağazalarına alışveriş yapılabilen ekranlar yerleştirmesi gibi birçok örnek sıralanabilir ama kesin olan şu ki markaların hızlı gelişen bu alan için elini çabuk tutması gerekli. Mobil cihazların hayatımızda kapladığı yerle birlikte yaratılan kullanıcı deneyimi önümüzdeki en büyük gelişim alanı olacak. Reklamverenler sadece kendilerini sektörde cool ve teknolojik gösteren uygulamalar yerine, markalarına fayda sağlayan, efektif uygulamalar ve projeler yaratmakla doğru adımlar atmış olur. Markalara tavsiyem, bu yeni alanlar önümüzde açılırken, denemekten ve öğrenmekten korkmamaları.

 

Cüneyt Devrim

IAB Yönetim Kurulu Üyesi ve Yeni Trendler Yürütme Kurulu Başkanı

*Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Kasım 2016 sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.