Aklanmak ya da alkışlanmak değil, çalışmak gerekiyor

Son zamanlarda yaşanan doğa olaylarıyla da farkındayız ki Dünya bizimle iletişim kuruyor. Peki biz bu mesajları yeterince ciddiye alıyor muyuz?

İnsanlar, özellikle de Z Kuşağı çevre duyarlılığıyla hareket eden, sürdürülebilir bir gelecek için belirli prensipler doğrultusunda iş süreçlerini yöneten firmalar arıyor artık. Bu eğilimi fark edip harekete geçen kuruluş ve markalar da gün geçtikçe artıyor. Yalnız en başta akıllara gelen soru şu: Ne kadar samimiler? ‘Yeşil’ olma çabalarını tüm şeffaflığıyla iletişimlerinde ortaya döküyorlar mı? İddiaları ne kadar ispatlanabilir? Tüketicilerin gözünde sırf artı puan kazanmak mı amaç?

İnsanların gözünü boyamak artık o kadar kolay değil, birçok konuda çok daha bilinçli hale geldiler çünkü ellerinin altında uçsuz bucaksız bir kaynak var. Bu noktada yanıltıcı ve yanlış bilgiler içeren iletişim çalışmalarından kaçınmak, yani ‘greenwashing’ tuzağına düşmemek gerekiyor aksi halde onların kara listesine girmek işten bile değil. Tabii ki iletişim çalışmalarının dürüst ve açık bir şekilde yapılmasında hem reklam hem de PR ajanslarına büyük rol düşüyor. Onların da birtakım prensipler belirlemesi, iş ortaklarıyla çalışmalarında karbon ayak izini azaltmak adına yaptıkları da bir hayli önemli. Yine de şu gerçeği hatırlatmakta fayda var ki; hiçbir şirket geceden sabaha %100 çevreci olamaz ama atılan her küçük adım, kar topu etkisi gibi zamanla geleceğimiz için fark edilir ölçüde kurtarıcı olacaktır.

Bu ayki kapak dosyamızla da konunun ehemmiyetini vurguladığımız, birçok değerli ismi konuk ettiğimiz bir sayı çıkardık. Kapak tasarımımız üzerinde çalışan DONE Agency’ye teşekkür ediyor, yazımı Mevlana’nın şu sözleriyle bitirmek istiyorum: Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol.” 

Necla Eylül Durukan

Campaign Türkiye Kıdemli Editörü

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 121. sayısında yayımlanmıştır. 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.