Fikirler beyin fırtınasından doğmaz

 Yazarlar 16 Mayıs 2017 Campaign Türkiye

Birkaç yıl önce müşterilerimizden bir tanesi, bizden bağımsız olarak bir etkinliğe sponsor olma kararı vermişti. PR ajansı ile birlikte değerlendirmeye gerek duymamış kendi öngörülerine, iletişim bilgisine fazlasıyla güvenmişti. Biz ajans olarak misafir konumundaydık ve etkinliğin ‘keyfini’ çıkartmaya davet edilmiştik.

Fakat ekip olarak hepimizi sorular sardı; en başta bu etkinliğin amacı neydi? Neye hizmet ediyordu? Kim için düzenlenmişti? Markaya ve kendi müşterilerine nasıl bir katkı sağlıyordu? Bir etkinlik yalnızca ‘eğlenmek’ amaçlı da düzenlenebilirdi ama ‘kimi’ ‘nasıl’ eğlendirmek gerektiği üzerine düşünülmesi gereken bir konuydu. Doğru kurgulanmazsa bir amaca hizmet etmiş olmazdı.

Verdiğim örnek tek günlük, ‘buzz’ yaratmak, ‘hashtag’ paylaştırmak, ‘celebrity endorsement’ kullanmak adına yapılan bir etkinlikti. Doğru; hepsini yakalayacak ortam müsaitti ama hedeflenen hiçbir şey olmadı. Neden mi? Çünkü yaratıcılık barındırsa da arkasında güçlü bir fikir ve doğru bir strateji yoktu.

 Çok uzun zamandır PR sektöründe ‘strateji’ tabiri kullanılıyor. Peki, neyi içermeli, neyi işaret etmeli bu günde en az bir kere kullandığımız, bu olmazsa olmaz kelime? Müşteriye sunduğumuz hizmet ne olursa olsun (etkinlik, proje, kampanya, kurumsal sosyal sorumluluk projesi vb.), o hizmetin çatısını oluşturacak bir fikir, ayaklarını oluşturacak eylem planı ve çıktılarını öngörebileceğimiz bir yol haritası içermeli. Hiçbirimiz birkaç saatlik etkinlik için çift haneli büyük rakamların uzaya karışmasını istemeyiz. PR için markaların pazarlama bütçelerinden ayrılan rakamlar genelde sınırlı ve çapraz sorgudan başarıyla çıkmış bir planın parçası olur. Reklam veya diğer alanlara daha büyük pay düşer.  Oysa bir fikir veya strateji, beyin fırtınasından doğmaz, bir platformdan çıkar. Bu platform halkla ilişkiler ajansının temas ettiği tüm paydaşları, dahil olduğu eko sistemi ve asıl önemlisi beslendiği farklı disiplinlerden oluşur. Bunu kurmak ve hayatta tutmak çok ‘pahalıdır’ ve bu yük tamamen halkla ilişkiler ajansının üzerindedir.     

 

Tülay Şamcı
İDA Üyesi

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Mayıs 2017 sayısında yayımlanmıştır.

 

Yorumlar (0/0)

Güvenlik kodunu hatalı girdiniz.


Input symbols

EN ÇOK OKUNANLAR