Bu yıl veriyi iyilik için kullanın

JWT London’dan Marie Stafford’a göre tüketici verisi toplamak bazen şirketleri kötü duruma soksa da bu verinin yardım için kullanılması durumu değiştirir.

Bu yıl veriyi iyilik için kullanın

Veri ekonomisi heyecan verici olsa da tüketiciler için bu verinin geri dönüşü çok anlamsız olabiliyor. JWT Innovation Group’un geçtiğimiz yıl yaptığı bir araştırmaya göre, İngiltere’de insanların yüzde 71’inin, şirketlerin neden onların verilerini kullandıkları ve onlarla ne yaptıklarıyla ilgili net bir fikri yok. Bu durum, sağlıksız ilişkiler yaratmış olsa da verinin kar değil insaniyet için kullanılması güveni yeniden inşa edebilir.

Tüketicileri ve şirket anlayışını güçlendiren veri, aynı zamanda insani ve gelişimsel mücadeleler için de kullanılabilir. Örneğin; mobil telefon coğrafi konum verisi Kenya’da sıtma yayılımını analiz etmek için kullanılırken, anonimleştirilmiş emailler, küresel göç örüntülerine dair içgörüler sağlamak üzere bir madendir.

Yine de doğru bilgiye ulaşım her zaman eşit şartlarda olmaz. Kar amacı gütmeyen kuruluşlar ihtiyaç duydukları veri kümesine her zaman sahip olamadıkları gibi, bunları kazacak yetenekleri ve kaynakları da yoktur. Bu hazinelerle beraber en iyi veri bilim yeteneklerine erişim de genellikle büyük şirketlerin ellerindedir.

Veri hayırseverliğine giriş: özel sektör için kendini savunmak adına bir fırsattır.

Data hayırseverliği anlamlı etkiler yaratarak, şirketlerin verilerini, yeteneklerini ve teknolojik kaynaklarını sırf kar için değil daha iyi işler için ortaya koymasına da fırsat sağlar. 2016’daki TED konuşmasında UPS İleri Düzey Analiz Yöneticisi Mallory Soldner bunu, “kurumsal sosyal sorumluluğun geleceği” olarak tanımladı.

Buna dahil olan şirketler aynı zamanda müşterilerden de sıcak bir karşılama bekleyebilirler. JWT’nin araştırması da İngiltere’deki insanların %50’sinin, toplumun yüzleştiği büyük sorunlarla mücadele etmeye çalışmak için, markalara veya şirketlere kendi verilerini vermeye meyilli olduğunu gösterdi.

Yardım etmek isteyen işletmeler için buna dahil olmalarını sağlayacak birçok yol var: Veri bağışlamak, uzmanlık sağlamak ya da teknolojik çözümlerini paylaşmak.

İşe yarar veri kümeleri olanlar bunların analizinden çıkan sonuçları kendilerine saklayabilir ya da bir adım öteye giderek iyilik için kullanılması adına başka şirketlere de bağışlayabilirler.

Dünya genelinde mobil operatörleri temsil eden GSMA bu yıl kendine ait Sosyal Fayda İçin Büyük Veri girişimini tanıttı. Projenin amacı, epidemi gibi felaketlerle mücadele eden yardım kurumlarına, üyeleri aracılığıyla veri aktarmak. Benzer şekilde, Uber’in yeni Movement platformu da, dünya çapında şehir planlamasına destek vermek üzere 2 milyarın üzerinde yolcuğunun anonimleştirilmiş verisini paylaşıyor. Amaç sıkışıklıkla mücadele etmek, altyapıyı geliştirmek ve nihayetinde de şehirleri daha yaşanır bir yer haline getirmek.

Bazen hayır kurumlarının kendi verileri oluyor ama bundan içgörü çıkaracak yetenekler eksik kalıyor. Bu yüzden bazı işletmeler kendi yetilerini ve yeteneklerini bağışlıyorlar. Nectar sadakat şemasının sahibi olan Aimia, analistlerin, barındırma kurumu Centrepoint gibi şirketlere işe alım, fon toplama ve iyileştirme işlemlerinde yardımcı olduğu, kendi Data Philanthropy şemasını tanıttı. Çalışanlara bu tarz anlamlı projelerde yer alma fırsatı vermek, onlar arasında da topluma olumlu katkı sağlayan şirketler için çalışmak adına tatmin duygusunu artırıyor.

Diğer şirketler var olan teknolojik çözümlerini alıp onları insanlık için kullanıma sunuyorlar.

Küresel lojistik şirketi UPS, kendi özel Trackpad teknolojisini, UNHCR için Relief Link isimli tool’un yaratılması adına kullandı. Eskiden, UNHCR’a kayıtlı olan mülteciler sadece kalem ve kağıtla takip ediliyordu ve çalışanlar da yiyeceğin, battaniyelerin ve diğer acil durum malzemelerinin adil dağıtımı konusunda zorluk yaşıyordu. Relief Link, dağıtımın dijital gözlemini mümkün kılarak herkesin ihtiyacı olanı aldığından emin olunmasını; aynı zamanda da operasyonel verimlilik de sağladı: Mauritanian mülteci kampalarındaki testler, dağıtım sürelerinde yüzde elli hız kazanımına öncülük etti.

Mastercard, kurumdal data hayırseverliği konusunun öncülerinden olup hem verilerini hem de yeteneklerini birçok girişimle paylaştı. 2013’te Center for Inclusive Growth’u açan şirket, ekonomik büyümeyi ve finansal kapsamı dünya çapında artırmayı amaçlıyordu. Yakın zamanda, Unilever’la Kenya’daki küçük ve mikro ölçekli işletmelerin ödeme verilerini toplamak üzere iş birliği yaptı. Buradaki amaç vekil kredi puanı olarak hizmet vererek, işyeri sahiplerinin resmi olmayan yolları takip etmek yerine bankalara ve finansal kurumlara erişimini sağlamaktı.

Şirketlerin, verilerinin rakiplerinin eline geçmesi korkusuyla veri paylaşımından çekinmesi de olası. Birleşmiş Milletler’e ait Global Pulse bu konuda, gizlilik anlaşması altında paylaşım yapmak ya da farklı şirketlerden gelen verilerin bir havuzda toplanmasıyla gizlilik sağlanması gibi karşı önlemler alınmasını öneriyor.

Sonuç olarak, verilerin insan yararına sunulmasının şirketler için çok geniş faydaları var. Yoksulluk, felaketler ya da eşitsizlik gibi zorluklarla mücadele etmek sadece sosyal etki meselesi değil, aynı zamanda şirket için de iyi bir his. İnsanlar iyi işler yaptıklarında, şirketler de iyi işler yapmış olur.

Marie Stafford
J. Walter Thompson London Innovation Group Avrupa Direktörü
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.