‘Yeşil Badana’ kavramı daha uygun

Sürdürülebilirlik bugün hemen her alanda karşımıza çıkan bir kavram. Özellikle iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini yaşamaya başladığımız son yıllarda tüketicilerin çevre hassasiyeti arttıkça markaların da sürdürülebilirlik vaatleri de artmaya başladı. Peki, ne kadarı verdiği sözleri tutabiliyor ve vaatlerini yerine getirebiliyor, işin bu noktası tam bir muamma çünkü şirket ve markaların çoğunun ‘yeşil’ ve ‘çevre dostu’ söylemleri aslında gerçeği yansıtmıyor. Türkçe’de literatüre yeşil aklama diye geçiyor ama ben ‘Yeşil Badana’ kavramını daha sert ve uygun buluyorum. Aslında çevresel farkındalığın ivme kazanmaya başladığı 1960’ların ortalarına kadar uzanan bir geçmişe sahip. Sürdürülebilirlik popülerleştikçe yeşil aklamayla karşılaşma olasılığımız daha da artıyor.

Tüketicilerin etkileyici bir şekilde %70’i* sürdürülebilir ürünler için daha fazla para ödeyeceğini belirtiyor. KPMG Sürdürülebilirlik Raporlaması Anketi, anketin ilk kez yayınlandığı 1993 yılından bu yana sürdürülebilirlik raporlamasındaki muazzam değişimi takip ediyor. 30 yıl önce şirketlerin %12’si sürdürülebilirlik raporları yayınlıyordu ancak bugün bu rakam dünyanın en büyük şirketleri arasında %80 ve %90’ın üzerinde**. Dünya çapında şirketlerin büyük çoğunluğu karbon emisyonlarını düşürme taahhüdünde bulunuyor.  

Ne yazık ki şirketlerin çoğu bunu bir reklam ve pazarlama unsuru olarak kullanarak yeşil aklama yapıyor. Gerçek anlamda sürdürülebilir olmanın; ekonomik, sosyal ve çevresel sorumlulukları yerine getirmenin yolu ise bu konuda kararlı bir şekilde ilerleyerek tutarlı aksiyonlar almaktan ve tüketicilerle şeffaf bir iletişimi benimsemekten geçiyor ancak bir ikilem var. Almanya merkezli Yeni İklim Enstitüsü 2022 Şubat ayı raporunda, söz veren kurumların da aralarında bulunduğu 25 büyük şirketin, yıllık net sıfır karbon hedeflerini tutturamadığı vurgulanıyor. Hem de fark çok. Aynı evin içinde birbirimizi kandırmak için çaba harcıyoruz.  

Sürdürülebilirlik konusunda MAPFRE, dünya genelindeki tüm şirketlerinde kirliliğin engellenmesi, çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması, iklim değişikliği yönetimi ve enerji tasarrufunun teşvik edilmesi yönünde kararlı bir çevre politikası izliyor. Bu çalışmaları uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global tarafından da tescil ediliyor. S&P Global’in sosyal, çevresel ve yönetişim alanlarında en sorumlu şirketleri sıralayan Sürdürülebilirlik Yıllığı 2022’de üçüncü kez üst üste yer alan MAPFRE, sürdürülebilirlik alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden biri olarak yıllığa girmeye hak kazanan 27 sigorta şirketinden biri oldu.

Hem yatırım portföyünü hem de sigortacılık portföyünü karbondan arındırmaya odaklanan girişimlerimiz var ve bu sürece müşterilerimizle birlikte katılıyoruz. MAPFRE, kurumların dünya çapında sürdürülebilirlik performanslarını değerlendiren saygın platformlardan biri olan Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi’nde de yer alıyor. Üst üste 14. kez Londra Menkul Kıymetler Borsası’nın sürdürülebilirlik endeksi FTSE4Good’a da dâhil edilen MAPFRE; çevresel, sosyal ve yönetişim kriterlerinde elde ettiği puanla sigorta sektörü ortalamasının da üzerinde yer alıyor. 2004 yılından bu yana parçası olduğumuz BM Küresel İlkeler Sözleşmesi’nde öngörülen 10 eylemlilik ilkesini yönetimimize entegre ettik. Bu ilkeler insan hakları, işçi hakları, çevre ve yolsuzlukla mücadele alanlarını kapsıyor. 2020 yılında MAPFRE’nin yayınladığı İlerleme Raporu, Birleşmiş Milletler tarafından en yüksek puanlamaya (İleri Seviye) layık görüldü. 

MAPFRE sürdürülebilirlik stratejileri kapsamında fırsat eşitliği, çeşitlilik ve kapsayıcılık anlamında da öncü çalışmalara imza atıyor. MAPFRE’de 18.500’ü aşkın kadın, toplam çalışanların %55’inden fazlasını oluşturuyor. Kadınların %41’den fazlası ise sorumluluk gerektiren pozisyonlarda görev alıyor. Hayata geçirdiği uygulamalarla 2021’de olduğu gibi 2022 Bloomberg Cinsiyet Eşitliği Endeksi’nde de yer alma başarısını gösteren MAPFRE, eşitliği teşvik eden performansı ve şeffaflığıyla öne çıkan dünya çapında 418 şirketten biri.

Sürdürülebilirlik gelip geçici bir moda olarak düşünülmemeli. Sürdürülebilir kalkınma da tercihe kalmış bir seçim değildir. Hayatımızın tadını çıkarmaya devam etmek için tek yoldur. Sürdürülebilirlik; şirketlerin çalışanlarından müşterilerine tüm paydaşları nezdinde 360 derece ele alması, tüm faaliyetlerinin ve vaatlerinin merkezine yerleştirmesi gereken bir olgu. Dolayısıyla tüketicilerin bu konuda daha bilinçli olması, markaların ‘Yeşil Badana’ tuzağına düşmemeleri, uluslararası ve bağımsız kuruluşlarca tescillenmiş sonuçlarla markaları değerlendirmeleri büyük önem taşıyor.

*: https://www.symbia.com/blog/2021/4/5/10-facts-global-supply-chains-sustainability

**: https://assets.kpmg/content/dam/kpmg/xx/pdf/2020/11/the-time-has-come.pdf

Uğur Nalbantoğlu

MAPFRE Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 121. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.