Yaratmaya devam edin

Lucky Generals’ın kurucu ortağı Andy Nairn, yaklaşan tehlike ne olursa olsun, yaratıcı düşünceyle onun üstesinden gelinebileceğini keyifli bir masal ile anlatıyor.

Bir zamanlar bir vadide üç köy vardı. Bu üç köyde üç topluluk yaşardı.

Zaman zaman hangisinin inancının daha güzel olduğu konusunda tartışır ama genellikle birlikte, mutlu bir şekilde yaşadılar. Güneş doğdu, ekinler yeşerdi ve herkese yetecek yemek vardı. Köylerin durumu iyiye gidiyordu.

Sonra bir gün çok tedirgin edici bir şey oldu. Ufukta hiç de tanıdık gelmeyen bir şekil belirdi. Ne olduğunu çıkarmak oldukça güçtü. Köy sakinlerinin bir kısmı, bunun süper insan güçleriyle donatılmış kötü bir robot olduğunu söyledi. Diğerleri ise doyumsuz talepleri olan vahşi bir canavar olduğunu iddia etti.

Onlar bu yaratığa “Big Day-Tah”, “Konsuma” veya (aralarında en kötüsü) “Kay-Gen-Tse” isimlerinden hangisini vereceklerini tartışadursunlar, hepsinin kabul ettiği bir gerçek vardı: Yaratık tehditkar bir şekilde dosdoğru onlara yaklaşıyordu.

İlk yerleşimde yaşayanlar korku nedeniyle kendini kaybetti. “Panikleyenler” olarak bilinenler ellerindeki işleri bıraktı, çığlık ve inlemelerle ufku işaret etti. Köyün yaşlıları, bu canavarı anlatılarında büyüttükçe büyüttü; yepyeni, korkunç özellikler ve güçler ekleyerek onu olduğundan daha gösterişli hale getirdiler.

Tüm köy halkı aceleyle ölüm ilanlarını yazdı. Aileler çocuklarını korkuttu ve tüccarlar satıcıları, köyü ziyaret etmemeleri konusunda uyardı. Bir gün korku öyle bir düzeye ulaştı ki insanlar korkudan öldü.

İkinci yerleşimde insanlar daha yürekliydi. “Konuşanlar” olarak bilinenler de uğraştıkları işi bırakıp ufku işaret ettiler. Ancak çığlık atıp inlemek yerine, güçlü ve etkileyici bir konuşma yaptılar.

Kasabanın yaşlıları harika konuşmalar yaptılar, halka cesur olmalarını ve direnmelerini telkin ettiler. Halk biraz olsun rahatladı. Rahipler heyecan verici vaazlar verdi ve şairler insanın içini titreten destanlar yazdı. Herkesten görkemli kelimeler akıyordu ama bütün bunları takip eden bir eylem bulunmuyordu. Bir gün etkili konuşma yoğunluğu öyle bir seviyeye ulaştı ki tüm köy iyi niyet selinde boğuldu.

Son olarak, üçüncü yerleşimde insanlar korkmadı veya nefeslerini boş cümlelerle tüketmedi. “Yaratıcılar” olarak bilinenler, yaptıkları şeyi daha önce hiç olmadığı kadar büyük, daha iyi, daha hızlı, daha zekice ve eğlenceli bir şekilde yapmaya devam ettiler. Öyle şeyler yarattılar ki onlar karşısında en acımasız robot bile silahlarını bırakır, en talepkar canavar bile tatmin olur ve en kurnaz cin bile kendini büyüye kaptırırdı.

Köyün yaşlıları, daha önce benzer canavarlar gördükleri için gülümsediler. Halk ise hayal gücünü sonuna kadar kullanabildiği için mutlu oldu. Sanatçılar boyamak zorunda oldukları tüm yeni tuvaller için sevinirken, esnaf da birçok yeni aleti benimsedi.

Bir gün insanlar işlerinden kafalarını kaldırdı ve canavarın ufuktan tamamen kaybolduğunu fark etti.

Geriye dönüp baktıklarında, hiç kimse bunun nasıl olduğunu tam olarak anlayamamıştı. Bazıları şeytanın yenilmiş hissederek uzaklaştığını, musallat olmak için başka bir bölgeye gittiğini söyledi. Diğerleri ise onun aslında hiç zarar vermek istemediğini ve en barış taraftarı haliyle köye yerleştiğini belirtti. Pek çoğu, tüm yaşananların sadece hayal güçlerinin bir ürünü olduğu görüşündeydi. Fakat herkes tek bir şey üzerinde mutabıktı: Gelecekte böyle tehditlerle baş etmenin en iyi yolu, paniklemek veya konuşmaktansa (özelllikle de doğal olmayan metaforlar kullanarak) yaratmaya devam etmek olacaktı.

 

Andy Nairn

Lucky Generals Kurucu Ortağı

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 82. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.