Yaratıcılık süreç değil danstır

WCRS Yönetici Kreatif Direktörü Billy Faithfull, kreatif sürecin en kritik anının kırılma noktası olduğunu söylüyor. Faithfull’a göre kreatifler aynı çarkta dönmekten, kolay bir başarıdan rahatsızlık duymalı.

İki kelime; “yaratıcı” ve “süreç”, aynı cümleye ait olamayacak kelimeler. Deneyebilir ve yaratıcılığın içine süreci koyabilirsiniz. Fakat yolun bir yerinde bu girişim çuvallar.

Hem de projeyi iptal etmek değil; müşteriyi kaybetmek, işini kaybetmek gibi ya da sadece ahh’lamaktan ziyade; hadi “ayağımızı topa koyalım ve başka bir ekibi brief’leyelim” şeklinde bir çuvallama.

Üçüncü bir gözden geçirmeyle kafayı üşütmediğinde… Müşteri işi sevdiği ama değiştirmek istediğinde… HEPSİNİ.

Tüm işi yaptığın fakat konkuru kazandıracak bir son notu atladığın ve tüm departmana bir kabus yaşattığında kreatif süreç çuvallamış demektir.

Ya da değil midir?

Belki de “kreatif sürecin” en kritik kısmı kırılma noktasıdır.

Eskiden bununla savaşırdım. Süreçleri, daha hızlı ve daha iyi sonuçlar alabilmeyi garantilemesi daha mümkün görünen bir yere koyardım. Bazen bu işe yarardı. Ama yaramadığı zamanlar daha fazlaydı.

Düşündüm ki, zamanında sunulan herhangi bir cevap, on bir saat sonra verilen bir cevaptan daha iyidir.

Fakat şimdi bundan emin değilim.

Belki de rahatsızlığın gıdıklayan, garip hissi, yaratıcılığı sıradanlık denizinin ötesinde ve muhteşem bilinmezliğin içinde, bilinen bir evrenin kenarına yaklaştırmak için elverişli bir gemi olabilir.

Ve sanırım insanlara biraz bu çeşit bir rahatsızlık hissi vermek de benim işim.

Müşterilerinizin mantıklı, kanıtlanmış kararlardan rahatsızlık duymalarını sağlayın.

Kreatifleriniz aynı çarkta dönmekten, kolay bir başarıdan rahatsızlık duysun.

Takım elbiseliler ya da stratejistler statükodan rahatsız olsun.

Statükonun ne olduğundan tamamıyla emin değilim fakat önemli insanlar bunun mühim olduğunu söylediği için benim de bunu anlama gerektiğini düşündüm.

İşler rahatsızlaşmaya ve bazıları topun genel yönüne doğru ayağını uzatmaya başladığında şunu hatırlayın – bu bir süreç değil, bir dans.

2 adım ileri, sekiz adım geri. Karmaşık. Tutkulu. Heyecan verici.

Ve dans ederken rahat hissedenler, kendini müzikte kaybedenler en iyi işleri yapıyorlar.

LA Story’yi gördünüz mü? LA Story’yi görmelisiniz; tatlı küçük fikirlerle ağzına kadar dolu. 1990’lardaki hayatı alaya alan bir skeçler dizisi gibi.

LA Story’de, İngiltere’nin sudan çıkmış balığı Greta Scacchi, ilk patenle kayma deneyimini tanımlıyor: “Yeşil, saten bir tulum giymiş, uzun boylu siyahi bir adama çarptım. ‘Özür dilerim, bana yardım eder misiniz?’ dedim. Ve o derin, sarhoş gözleriyle bana bakıp “Hanımefendi, izin verin zihniniz gitsin, vücudunuz da onu takip edecek’ dedi.”

İşler ters gittiğinde ben de bu uzun boylu, yeşil saten tulumlu ve derin bakışlı adama dönüyorum. Hanımefendi, diyor bana, patenlerinizi giyin.

Billy Faithfull: Yaratıcılık süreç değil danstırBilly Faithfull  
WCRS Yönetici Kreatif Direktörü

 

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.