Yaratıcılık Kristal Elma kazanında fokur fokur kaynadı

İstanbul herkese ilham veren bir şehir… Bu kez yaratıcılığın merkezi oldu ve dünyanın en büyük kreatifleri deneyimlerini paylaşırken İstanbul’dan ilham alıp yurtlarına döndüler.

İstanbul’u bir kutuya koyup, tek bir desenle paketlemek imkânsız. Senelerce uğraştım İstanbul’u tanımayan yabancı arkadaşlarıma betimlemeye ama çoğu seferinde bir şeyleri eksik bırakıyormuşum gibi hissettim. Sonra İstanbul’u olduğu gibi anlatmaya, yani soranlara “İstanbul farklı kültürlerin birleştiği bir mozaiktir” cevabını vermeye başladım.

Sanırım Kristal Elma Yaratıcılık Festivali İstanbul’un yaratıcı kimliğini tam olarak böyle anlattı; farklı kültürlerden yaratıcı ve başarılı profesyonelleri bir araya getirip onların bilgi ve birikimlerini gerek birbirleriyle gerekse festivale gelen binlerce kişiyle paylaşmasına olanak sağlayarak…

Lüks markaların dijital içerik oluşturma teknikleri ve bloggerlardan nasıl fark yaratabileceği üzerine iki konuşma yaptığım santralistanbul’da Londra’dan Amsterdam’a, New York’tan Dubai’ye kadar dünyanın farklı şehirlerinde yaşayan yaratıcı profesyonellerle tanışma ve fikir tartışma şansını elde ettim. Kristal Elma’nın kazanında yaratıcılık fokur fokur kaynıyor, konuşmaların hemen hepsi yoğun bir soru cevap kısmı ile devam ediyordu.

İlham veren İstanbul

İstanbul’un yaratıcılıkta büyük bir stratejik önemi var: Gerek Asya ve Avrupa arasında bir köprü olması, gerek farklı kültür, dil, din ve insanları bünyesinde kabul etmesi onu yaratıcı insanların ilham aramak için geldiği bir şehir olarak konumlandırıyor. Uçakta tesadüfen karşılaştığım iki iş arkadaşıma neden İstanbul’da olduklarını sorduğumda ilham için dolaştıklarını öğrendim. İstanbul Bienali’ni görmüşler, Sakıp Sabancı Müzesi’nde Anish Kapoor’un eserlerine bakmışlar, şehrin turistik kalbinin attığı bölgede Aya Sofya, Sultan Ahmet Camii, Yerebatan Sarnıcı, Topkapı Sarayı ve sarayın harem kısmı gibi yerleri dolaşmışlar. santralistanbul’daki yabancı konuşmacılar da sadece deneyimlerini paylaşmakla kalmadı, İstanbul’un verdiği ilhamdan yararlanarak belki de gelecekteki işleri için birçok fikir ürettiler.

Seçilen kişiler stratejik bir şekilde seçilmişti: Yer bulabilmek için salonunun önünde sıraya girdiğimiz dev şirketlerin yaratıcı CEO’ları, örnek aldığımız birçok sanal şirketin girişimci kurucuları,  işlerine saygı duyulan yazar ve gazeteciler ve kariyerine kısa bir sure önce başlamış fakat bu kısa surede büyük başarılar elde etmiş genç profesyoneller… Herkesin öğretebileceği ve herkesin öğrenebileceği şeyler olduğu bir festivale dahil edilmiştim: İsmimi festival girişinde büyük harflerle kocaman bir panoya yazılmış olarak görünce duygulandım. Her ne kadar ilk konferans deneyimim olmasa da, sanırım hep aklımda kalacak deneyimlerden biri olarak geçti Kristal Elma Yaratıcılık Festivali.

Yaratıcılık lüks mü?

Yaratıcılık aslında bir lüks değil, tamamen bir gereksinim. Bireysel düzlemde incelediğimizde, yaratıcılığın sizi hedefinize daha çabuk ulaştırabileceğini görebilirsiniz. “Yaratıcılık”ın 11 harften oluştuğuna bakmayın, her harf arasında gizli bir boyut taşıyor aslında: Sizin fark atmanızı, fark yaratmanızı, eksinizi artıya, artılarınızı kazanca dönüştürmenizi, var olmayanı yaratmanızı, olanı geliştirmenizi, görüleni görülmeyen, görülmeyeni görülen yapmanızı sağlıyor. Bir nevi elinize verilmiş bir sihirli değnek; dokunduğunuz yeri pırıl pırıl bir ışıkla kaplıyor.

Sanal dünyanın bu kadar güçlenmesi, hayatımızda bu kadar dallanıp budaklanması birçok dev şirketin kendini yeniden düzenlemesini gerektirdi; bazen güçlü bildiğimiz markalar çekirdek işlerini sıfırdan yaratmak zorunda kaldı. Durum böyleyken tüketim hızlandı, sabır azaldı ve hızlı bir iş döngüsünün içinde bulduk kendimizi: Bu döngüyü en iyi şekilde yönetebilmede yaratıcılığın önemi arttı.

Yaratıcı bireylerin beslenebileceği programların başlangıcı ve dünya genelinde yapılan konferans programlarının arasında genç ruhu ve başarılı organizasyonu ile ortaya çıkmayı başarmış bir festival olarak görüyorum ben Kristal Elma Yaratıcılık Festivali’ni. Uzun süredir beraber çalıştığım Campaign Türkiye dergisinin beni de bu programa dahil etmiş olmasına ne kadar teşekkür etsem az kalacak.

Bir sonraki festivalde deneyimlerimizi paylaşabilmeyi diliyorum.

Yiğit Turhan / Gucci WW Sosyal Medya Stratejisti

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Ekim 2013 sayısında yayınlanmıştır.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.