WIPO’yu unutmayalım

Şirketler markalarının bilinirliğini artırmak için ciddi reklam bütçeleri oluşturuyor. Ancak bazen markalarının (ve türevlerinin) sayıca fazlalığı bazen de satın alımda gecikme gibi sebeplerle markaları içinde bulunduran alan adlarının başka kişilerin kullanımında olduğu görülebiliyor. Bu gibi bilinirliği yüksek markaların şöhretinden haksız yere yararlanmak veya satın aldıkları alan adlarını daha yüksek rakamlarla asıl şirkete satmak isteyen kişilere sıkça rastlanır oldu.

Ülkelerin yerel hukuklarının bu gibi kötü niyetli satın alınan alan adlarının devrine ilişkin karar vermede ve kararı uygulamada yetersizlikleri ise markalarına yatırım yapan şirketleri zor durumda bırakıyor. İşte bu gibi durumlarda WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü) şikayet üzerine devreye girebiliyor. WIPO, başkalarının bilinirliğinden, şöhretinden haksız yere ve kötü niyetle yararlanmaya çalışan kişilerin bu amaçla satın aldıkları alan adlarının asıl ilgilisine devrine karar verme yetkisine sahip. Örneğin; www.sabanci.com, Sabancı ailesi dışında ve “sabancı” ile herhangi bir bağlantısı olmayan bir kişi tarafından satın alınmıştı. Ancak bu alan adının kendilerine devri için Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. WIPO’ya başvuruda bulundu ve WIPO, şikayet edilen alan adının Şirket’in üzerinde hak sahibi olduğu bir marka ya da hizmet markası ile aynı veya iltibas düzeyinde benzer olduğu, şikâyet edilenin, ihtilaflı alan adı üzerinde herhangi bir hakkı veya meşru menfaati bulunmadığı ve ihtilaflı alan adının kötü niyetle kayıt ettirilmiş ve kullanılmakta olduğunu tespit ederek alan adının Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.’ye devrine karar verdi. Yine migrosmagazin.com alan adının Migros-Genossenschafts-Bund’a, lassa-lastikturk.com alan adının Brisa Bridgestone Sabancı Lastik San. ve Tic. A.Ş’ye, akbank.com alan adının da Akbank Turk A.Ş’ye devri de örnek kararlardır.

Fırsatçılık yaparak satın alınan alan adlarından haksız menfaat elde etmeye çalışan kişilere karşı WIPO ciddi denetim mekanizması durumunda.

Av. Erdal Aksu
HukukiBoyut

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Şubat 2016 tarihli sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.