artwork

Vay be, İstanbul’a bak!

7 sene önce

0

İstanbul markası sizce yeterince güçlü mü? Murat Çolakoğlu İstanbul markasını güçlendirmek için neler yapılması gerektiğini sıralıyor.

Her yurt dışına seyahat sonrası “Aah-ah, İstanbul’um gibisi yok şu dünyada!” diyorum. Diyorum da, havaalanından çıkıp on dakika kadar araba kullandıktan sonra “Ya, bu dünya markası olabilecek şehre biz ne yapmışız, ne yapıyoruz!” diyorum.

Bir tüketici sırf logosunu beğendiği için bir ürünü bir kere alır, kalitesiz çıkar, memnun olmazsa bir daha almaz. Bir şehre duyduklarınız ve reklamlarında gördükleriniz nedeniyle geldiğinizde ilk önce hayran kalabilirsiniz, ancak ziyaret esnasında memnun kalmazsanız “Valla bir kere gidip görmek lazım ama bir kere daha gider misin diye sor! Gitmem” diyebilirsiniz.

Bana göre İstanbul bu durumda.

Markayı kuvvetlendirmek

İstanbul kuvvetli ve bilinen bir marka. Eşsiz bir şehir. Bence “hala” yeteri kadar tanıtamıyoruz ve daha fazlasını hak ediyor. Ancak iş sadece tanıtım ile de kalmıyor. Gelen yerli ve yabancı turistleri (yani “tüketicileri”) memnun etmezsek bir daha gelmemek üzere, bir daha harcama yapmamak üzere şehrine/ülkesine geri döner.

Benim gözlemlediğim ve acil bir plan çerçevesinde ele alınması gereken “İstanbul” markasını kuvvetlendirecek önlemlerden iki öncelikli olanının aşağıdakiler olduğunu düşünüyorum.

1. Taksiler

Havalanından iner inmez ülkemiz hakkında ilk intiba edinilen ve gelenlere hoş geldin diyen ve gerçekten zor bir işle uğraşan kişiler sevgili taksicilerimizdir.

Ancak yabancı arkadaşlarımızla yaptığımız sohbetlerde duyduğumuz negatif içerikli hikayeler o kadar çok ki, İstanbul markasına yakışmıyor.

Bunun için;

• Öncelikle yol bilgisi (karşının taksiyim abla!) konusunda ciddi bir eğitim ve sınav süreci başlatılmalı.

• Her araçta mutlaka GPS ve çalışan klima (çok yakıyor diye genelde çalıştırılmayan) olmalı.

• Araç standardizasyonu teşvik edilmeli.

• Sürücü arkadaşlar kılık kıyafetlerine özen göstermeli.

• Yabancı ziyaretçilerle asgari düzeyde anlaşabilecekleri mesleki İngilizce öğrenimi görmeliler.

• Nadiren olduğuna inanmak istediğim “TEM’den gidelim daha kısa” aldatmacası yapanların tespit edilerek meslekten men edilmeleri sağlanmalı.

• Kısa mesafeye müşteriyi kabul etmeyen ya da etse de süratli ve tehlikeli kullanarak bineni pişman etmeye çabalayan sürücü arkadaşların tespit edilerek tekrarı halinde cezalandırılacakları örnekleriyle takip edilmeli.

Bunlar, gerek İstanbul’da yaşayan bizlerin, gerekse ülke ve şehrimiz için vazgeçilmez ihtiyacımız olan turistlerin (tüketicilerin) yaşam kalitesi ve memnuniyeti içindir. Bu değişim inanılmaz fark yaratacaktır.

2. Temizlik

Yollarımızın pisliği ve bakımsızlığı havaalanından başlıyor. Yol kenarlarına atılan pet, metal ve cam şişeler, sigara paketleri ve izmaritleri ve muhtelif çap ve ebatta arabalarında tutmak istemedikleri pislikleri yola atan güzide arkadaşların adam edilmeleri gerekiyor. Camını açıp çok normal bir hareket yaparcasına pervasızca aracından ya da yolda yürürken elinden bırakıveriyor yere. Yahu neredeyse 20 milyon kişi olacak şehirde. Herkes bir şey atarsa kim baş edecek. Belediye yetişemez. Bunun için de önerim öncelikle her türlü medya ve sosyal medya kanallarının kullanılarak eğitim ve bilinçlendirme seferberliği başlatılması.

O yerlere çöpünü atan güzide arkadaşlar bir elinden çöpü bırakırken diğer elinde akıllı telefonuyla okey oynuyor, araba kullanırken ya da yolda yürürken. Bulundukları ortama girelim (sanal okey salonuna) ve onlara mesaj iletelim: “Yerlere çöp atma, yerlere çöp atma, yerlere çöp atma……” bu bilinç yıkama sistemiyle ancak kafalarına girer de bir süre sonra yapmamaya başlarlar. Tabi şaka bir yana bunun işin uzmanları tarafından bilimsel ve sosyal yaklaşımlarla verilecek sürekli ve akılda kalıcı mesajlarla kuvvetlendirilip yeterli bilinç düzeyine ulaştırılabileceklerine inanıyorum.

Bunların yapılabileceğine “inanıyorum”. İstanbul’a gelen yerli ve yabancı “tüketicilerin” “Burası Türkiye, burası İstanbul, olur bunlar” dememesi için elimizden ne gelirse yapmalıyız.

Şunu demeliler “Vay be! İstanbul’a bak. Helal olsun adamlara!”

İnanıyorum. Yaparız!

Murat Çolakoğlu

PwC Türkiye Şirket Ortağı

Eğlence ve Medya Sektör Lideri

Twitter: @mcolak001

Bu yazı Campaign Türkiye Eylül 2015 sayısında yer almıştır.