Ümitsizlik yok!

İçinden geçtiğimiz karanlık günlerde ümitsizliğe yer yok. İletişim sektörü temsilcileri, demokrasi için tek vücut. Sektör sorumluluklarının bilincinde ve yaraların sarılabilmesi için elini taşın altına koymaya hazır.

ARVAK adına Yönetim Kurulu Başkanı

Ayhan Tezcan

Demokrasi esastır!

Demokrasi, özgür yaşama, yaşam tarzı, halkın iradesine saygı kavramlarının Türkiye için ne kadar önemli olduğunu gördüğümüz günler yaşıyoruz. Nasıl tanımlayacağımız bilemediğimiz için “çok üzücü” olayların yaşandığı bir ülke olmaktan hızlıca uzaklaşıp, yükselen bir Türkiye görmeyi hiç bu kadar içten dilememiştik.

“Ekonomi nezle olsa reklamcılık verem olup yatağa düşer” diye bir reklamcı aforizması vardır. Tam da bugünler için söylenmiş bir söz gibi geliyor ortama bakınca. Türkiye sıkıntıda ise her şey sıkıntıda. İlk 6 ayı gülümseyerek geçirmiş bir açıkhava sektörü, birdenbire tünelin ucunda ışık göremez duruma geldi.

Pek kolay atlatılmış olmasa da atlattığımızı düşünmek istediğimiz bu tatsız olay, ekonomiye ve dolayısıyla iletişim sektörüne bir ikinci 2015 yaşatmasın diye dua ediyoruz.

İnsan kayıplarımız, dünyadaki görüntümüz içimizi burkuyor, gergin ortamın iş ve özel yaşamımıza yansıması çok ağır.

Demokratik, gerginliğini atlatmış, çağdaş, büyüyen bir Türkiye’yi kısa sürede görmeyi diliyoruz. Büyüyen, aydınlık, demokratik bir Türkiye’ye inancımızı koruyoruz. O günler geldiğinde Türkiye ile birlikte açıkhava sektörünün çok daha gelişeceğine, büyüyeceğine olan inancımız her zaman olduğu gibi yüksek…


DPİD adına Yönetim Kurulu Başkanı

 

A. Serhat Demirel 

 

“İstisnai zamanlar istisnai tedbirler gerektirir.” – Fransa İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve

Fransa, terör eylemleri sonrası Avrupa’da barış zamanında yapılan en büyük güvenlik operasyonunu planladıklarını belirtti ve OHAL ilan etti.

Hükümetin aldığı önemlerin EURO 2016’yı, Tour de France 2016’yı, sosyal ve ekonomik hayatı olumsuz etkilememesi için üst düzey özen gösterildi, hatta bazı önlemler bu etkinliklerin en mükemmel şekilde gerçekleşmesine yönelik oldu.

Terör eylemleri sosyal düzeni, toplum huzurunu ve moralini bozmaya da yöneliktir. Sosyal düzenin en önemli normallik göstergesi günlük ve dönemsel aktivitelerin devamıdır.

Spor müsabakaları, konserler, festivaller, pazarlama etkinlikleri normal seyrinde devam ettiği sürece her türlü kötü niyet ve eylem başarısızlığa mahkûmdur.

Ancak yaşadığımız bu dönem hepimiz için zor. Sektörümüz özellikle etkinlik ve sahada pazarlama konusunda olumsuz yönde ciddi olarak etkilendi.

İptal olan etkinlikler, festivaller hepimizin planlarını ve finansal öngörülerini alt üst etti. Markalar planlı işlerini dondurup, önümüzdeki dönemi değerlendirmeye başladılar.

Uzun zamandır sürekli çalkantılı dönem geçiren ülkemizde ise sektörümüz en çok etkilenenlerin başında geliyor.

İki konunun altını çizmek isterim;

‘Markalar bu dönemi fırsata çevirmeyi bilmeliler’ bir klişedir, ancak doğrudur. Kriz yönetimi bir markanın başarısını belirler, bu süreci iyi değerlendirmek konusunda hiç durmadan gaza basma zamanıdır. Ayrıca normalleşme sürecini desteklemek için planlarını gerçekleştirmeye devam etmeleri önem arz etmektedir.

Hükümetimiz ekonomi ve sosyal düzen konusunda ciddi güvenceler veriyor, bu çok olumlu bir gelişme, ancak hem sektörümüzün bazı ekonomik desteklerle korunması, hem de markaların ve organizatörlerin etkinliklerini yapmaları konusunda teşvik edilmesi ve desteklenmesi gerekiyor.

Yarattığı istihdam gücü ve katma değeri ile ekonominin güçlü ayaklarından biri olan sektörümüzün bu süreci en az zararla kapatabilmesi için ise, mali sistemimizin ve finans kurumlarımızın teşvik ve destekleri bize de yansıtması gerekiyor.

 

IAB Türkiye adına Yönetim Kurulu Başkanı

Dr. Mahmut Kurşun

Tüm gücümüzle işimizi sürdürmeliyiz

Öncelikle 15 Temmuz gecesi demokrasi uğruna şehit düşenleri rahmetle anıyor, yaralılara acil şifalar diliyor ve ülkemize, milletimize geçmiş olsun diyoruz.

Hepimiz 21. yüzyılda, internet çağı, iletişim çağı dediğimiz bir dönemde demokrasiyi askıya almayı hedefleyen bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmanın şaşkınlığı; bu teşebbüsü engelleme uğruna 200’ü aşkın vatandaşımızın hayatını kaybetmesinin üzüntüsü içindeyiz.

Böyle bir ortamda sektörel tahminlerde bulunmak, reklam dünyası siyasi ya da ekonomik her türlü dalgalanmaya ilk tepkiyi verendir demek kulağa tuhaf geliyor. Şunu unutmamalıyız, farklı dünya görüşlerine sahip olsak da bizi bir araya getiren temel değerler var ve bunların en önemlilerinden biri ve hatta en önemlisi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Türkiye Cumhuriyeti.

İçinde bulunduğumuz zorlu süreçte bir meslek kuruluşu olarak temel görevimizin ülkenin normalleşmesine ve demokrasinin gelişmesine katkı sağlamak olduğuna inanıyoruz. Bu bağlamda tüm gücümüzle işimizi sürdürmeli, yaralarımızı sarmalı, 15 Temmuz gecesi kitle iletişimindeki gücü tescillenen internetin demokratik ve özgür dünyanın temel taşlarından biri olması için çalışmalıyız.

İletişim sektörünün dört kuruluşu (RVD, RD, RV, IAB Türkiye) olarak yayınladığımız ortak duyuruda da belirttiğimiz gibi, yaşananları kınıyor, lanetliyor ve asla tekrar etmemesini diliyoruz.

 

İDA adına Yönetim Kurulu Başkanı

Işıl Arıdağ  

İletişim, ülke kalkınmasının itici gücüdür

Demokrasinin ilkelerini ve hukukun üstünlüğünü benimseyerek, insana değer vererek, insan hak ve özgürlüklerine inanarak sürdürdüğümüz mesleğimizde, hukuk dışı ve insan canına kasteden hain darbe girişimini şiddetle kınıyoruz.

Türkiye’nin önemli bir badire atlattığı ve zor bir süreçten geçtiği muhakkaktır. Ancak olağanüstü sürecin en kısa zamanda normale dönmesi için işimize odaklanmak, toplumsal değerleri korumak, ekonominin olumsuz etkilenmemesi için çok çalışmak, durmaksızın üretmek sorumluluk ve görevimizdir. Türkiye’de ekonomik ve toplumsal kalkınması için, devlet, kamu ve özel sektör ile medya, akademik çevreler, sivil toplum örgütleri ve bireyler olarak hepimizin iş birliği içinde duyarlı ve sağduyulu davranışı büyük önem arz etmektedir. İş hedeflerinden taviz vermeden, ülkemize katma değer sağlayan çalışmalara özellikle ağırlık verilmesi, geleceğe güven sağlanması ve iletişiminin derinleştirilerek sürdürülmesi halinde sağlıklı bir gelecekten bahsetmek mümkün olabilecektir.

Demokrasimizi ve geleceğimizi korumak için çalışmanın ve üretmenin bir görev olduğu gerçeğiyle, olumlu iz bırakacak iletişimi sürdürmek bir zorunluluktur. Bu anlamda, iletişim sektörü dernekleri İDA, KİD ve TÜHİD olarak yaptığımız ortak açıklamada belirttiğimiz gibi, işbirliği içinde davranmayı sürdürmeye kararlıyız. İletişim sektörü, ülke kalkınmasına itici gücü sağlayabilecek uzmanlık, beceri ve olgunluk düzeyindedir.

TAV Havalimanları Kurumsal İletişim Direktörü ve

Kurumsal İletişimciler Derneği adına Yönetim Kurulu Başkanı

Bengi Vargül Şen

Kitlesel krizlerde lider iletişiminin önemi

Demokrasinin ilke ve kurumlarını kaldırmaya ve toplumsal düzeni tamamen değiştirmeye yönelik yasadışı teşebbüs olan darbe girişimi, kuşkusuz ki ciddi bir toplumsal travma, güvensizlik ve endişe ortamının oluşmasına neden olur.

15 Temmuz gecesi maruz kaldığımız darbe teşebbüsü, başarısızlıkla sonuçlansa dahi, toplumda hissedilir bir endişe ve gelecek kaygısına sebep oldu.

Bu gibi durumlarda travmanın gözle görülür izleri ortadan kaldırılsa da, esas ihtiyaç duyulan, kısa sürede tesis edilen toplumsal güven ve huzurun daim olduğu ve buna zarar gelmeyeceği algısının yaratılmasıdır. Bu algıyı yaratmak ve toplumsal huzuru yeniden oluşturmak  için, kamuoyu önderlerinin, sözcülerin ve onlara yön gösteren iletişimcilerin sağduyulu, şeffaf, endişeleri giderici yalın mesajlarını hedef kitleye göre farklılaştırarak veriyor olması son derece önemlidir.

Zorlu dönemeçlerde, kitlesel krizlerde lider iletişimi ayrı bir önem kazanır. Ülke genelinde Cumhurbaşkanımızın güçlü mesajları yurttaşları harekete geçmeye ve demokrasiye sahip çıkmaya yönlendirmiştir. Topluma bu güvenin en üst düzeyde teminatı verildikten sonra, kurumlarda çalışanların motivasyonunun korunmasında, kendilerini güvende hissetmelerinde ve günlük hayatlarını sürdürürken birbirlerinden her zamankinden daha çok güç almalarında liderlerinin rolü çok büyüktür.

Bireysel ve kurumsal yaşamımızı üzerine kurulduğu zemin temelinden sarsıldığında, yaşam biçimimize ve asgari müşterek değerlerimize, birbirimize kenetlenerek ve aksiyon alarak sahip çıkmamız gerekir. İletişimciler açısından böylesi dönemlerde yapılabilecek en büyük hata sessiz kalıp, ‘badirenin atlatılmasını’ beklemektir. Biz de bu noktadan hareketle, iletişim alanında faaliyet gösteren dernekler olarak, İletişim Danışmanlığı Şirketleri Derneği (İDA), Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) ve Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD) ortak bir açıklamayla darbe girişimine karşı olduğumuzu düşünce ve söz birliğiyle ifade ettik.

Reklamcılar Derneği adına
Yönetim Kurulu Başkanı

Kayhan Şardan 

15 Temmuz Şehitleri Köprüsü

Darbe girişimi memleketi sarstı, acımız büyük.

Girişimin kök nedenleri, sosyo-politik analizler yıllar ve hatta nesiller boyu sürecektir… Bu konularda yorum yapmayı uzmanlara bırakarak, kalbi ve mesleki bazı tesbitler yapmakla yetineceğim.

Öncelikle şunu notlamak isterim. Derneğimiz, Reklamcılar Derneği 1980 darbesini izleyen dönemde kurulmuştu. Süreçte emeği geçen sektör ustalarından Av. Çetin Ziylan fevkalade güç, ikna gerektiren bir süreçten söz eder. O dönemde her tür toplumsal örgütlenmeye karşı bir iklim olduğundan bahseder. Eli Acıman ve arkadaşlarının, Çetin Bey’in çaba, israr ve kararlılığıyla RD’nin kurulabildiğini söyleyebiliriz.

1980 darbesinden tam 36 yıl sonra, karşı karşıya geldiğimiz darbe girişiminde toplumsal bellekte yer edecek olaylar gerçekleşti. Halkla darbeci kadroların çatışmaya girdiği anlar, tankın önüne yatan vatandaş, köprüde askerlere direnen kadın, TRT spikerinin yüzü ve en önemlisi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cep telefonundan Facetime ile ekranlara yansıyan görüntüsü. Bu kareler nesiller boyu hafızalara kazınacak…

Darbe girişiminde 240 demokrasi şehidi verdik.

RD olarak acımız misliyle arttı, çünkü üyemiz Arter’in kurucusu Erol Olçak, kıymetli evladı Abdullah Tayyip ile Mindshare çalışanlarından Şükrü Bayrakçı’yı da menfur darbe girişiminde kaybettik. Başımız sağolsun…

Sektör dergisinde bu yazının yayınlanacağından hareketle, mesleki bağlamda 15 Temmuz’a “çoklu ekran”ın damga vurduğunu söyleyebilirim.

CNN Türk ekranında bir cep telefonu ve Cumhurbaşkanı’nın görüntüsü zamanın ruhunu birebir yansıtan imgeler olarak tarihe geçti.

Pek çok kişi gelişmeleri canlı ve anında televizyondan izledi. Eş anlı Twitter’da akan mesajları kontrol etti.

15 Temmuz’dan beri devletimizden, en tepe noktadan düzenli sms mesajları alıyoruz.

Tanklardaki erler cep telefonuyla annelerine ulaşıp, yine cep telefonuyla 155’i arayarak teslim oldu.

Darbe girişimi sonrası hemen her noktada alınan kamera görüntüleri girişimin vehametini ortaya koydu.

Bu ekranlar içiçe ve yanyana kullanılan bilgi kaynakları oldu.

Sonuçta medyanın bir kuvvet ve demokrasinin güçlü bir aracı olduğunu bir kez daha gördük.

Boğaziçi Köprüsü’nün adı artık 15 Temmuz Şehitleri Köprüsü.

Dileğimi tekrarlayayım, 15 Temmuz hoşgörü, çoğulculuk ve demokrasinin köprüsü olsun…

 

Reklamverenler Derneği adına
Yönetim Kurulu Başkanı

Ahmet Pura 

Yumruk sıkarsanız, el sıkışamazsınız

Öncelikle 15 Temmuz’da ülkemize ve milletimize karşı yapılan menfur darbe girişiminde hayatını kaybeden demokrasi şehitlerimize Allah’tan rahmet, tüm ulusumuza başsağlığı ve yaralılara acil şifa diliyoruz.

Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te “darbe” açıklaması şöyle yapılıyor: Bir ülkede iktidarı ele geçirmek için yapılan yasa dışı hareket, darbe-i hükümet… Ve çok üzücü, yıkıcı bir etki yapan olay…

Varlığından huzur bulduğumuz demokrasiye, cumhuriyete, temel hak ve özgürlüklere olan inancımız tamdır. Atalarımızın, şehitlerimizin bize canları pahasına kazandırdıkları bu ortamı yok etmeye çalışmanın en hafif tarifi aymazlıktır. Aymazlıktır, zira insanınızı, gelişen uygulamaları, iletişimin gücünü bilmeden yapılan hareket cevabını net ve sert bulur.

Darbe girişimini önlemede, teknik gelişmelerin iletişimdeki gücünü bir kez daha kanıtladığını gördük. Gelişmelerden anında haberdar olmamızı, birlik beraberlik çağrılarının yurt genelinde tüm yurttaşlarımıza eşzamanlı olarak iletilmesini sağlayan teknolojik imkanlar ve bu imkanların devletimiz tarafından sonuna kadar kullanılmış olması, sonuçları çok daha vahim olabilecek gelişmelere geçit vermemiştir.

Kendini bilmezlerin cesaretini yok edecek vatandaş birliği ve devlet-vatandaş birliği, hem bugünümüz hem de yarınlarımız için bize ayrı bir güç vermiştir.

Her vesileyle dile getirdiğimiz bir söz var: “Yumruk sıkarsanız, el sıkışamazsınız.” Her zaman olduğu gibi, içinden geçmekte olduğumuz zorlu dönemde de el ele, yürek yüreğe olup ülkemizin, sektörümüzün hedeflerinden taviz vermeden çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

Reklam Yaratıcıları Derneği adına

Yönetim Kurulu Başkanı

Murat Şam 

Türkiye Fikri Hür Pazarlama İletişimcilerine İhtiyacı Var

Reklam Yaratıcıları Derneği’nin üyeleri olarak öncelikle 15 Temmuz’da yapılmaya çalışılan darbe girişimini ve pek çoğumuzun asla olmayacağına inandığı askerimizin halkımızla karşı karşıya getirilmesi planını kınıyoruz. Bu üzücü süreçte yaşamını yitirenlere rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyoruz.

Bir meslek örgütü olarak konunun siyasi, hukuki ya da idari boyutunda değil, sosyolojik ve ekonomik boyutunda görüş bildirmeyi daha doğru buluyoruz.

Bu kapsamda ülkemizi her alanda geriletmeyi amaçlayan bu gibi çağ dışı denemelerin bugünümüzü ve geleceğimizi etkilememesi için tüm ulusumuzun var gücüyle çalışması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’nin daha iyi, gelişmiş ve yaşanılası bir yer olması konusunda hepimizin yapabileceği şeyler var. Bunların başında da karamsarlığa ve atalete düşmeden hepimizin elinden geleni en iyi şekilde yerine getirmesi, mesleğini medeniyet yolunda icra etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu açıdan bakıldığında reklamcılık kitleleri ikna gücü bakımından çok şanslı ve etkin bir alan. Dolayısıyla elimizde pek çok meslek dalından daha fazla imkan ve fırsat bulunuyor. Bundan sonraki adımda ülkemizin yeniden inşasında biz reklamcılara önemli görevler düşüyor.

Hepimizin birlikte çalıştığı, fikir alışverişinde bulunduğu pek çok güçlü marka ve firma bulunuyor. Bu firmalar ülke ekonomisine, sanayisine yön veriyor, önderlik ediyor. İster yerli olsun ister yabancı eminiz ki bu markalar bulundukları tüm pazarlarda yararlı işler ve yatırımlar yapmak istiyor.

Bize düşen daha fazla çalışmak, markalarımızla her zamankinden daha sık bir araya gelmek, fikir alışverişinde bulunmak iletişim ihtiyaçlarıyla kurumsal sosyal sorumluluğu harmanlayan çalışmalara devam etmeleri için yenilikçi ve yaratıcı projeler ve fikirlerimizle onlara destek olmak. Ve elbette her zaman olduğu gibi işimizi en iyi şekilde yapmaya gayret etmek. Hepimiz biliyoruz ki dünyanın en prestijli reklamcılık yarışması Cannes Lions’da son yıllarda toplumun ve bireylerin yaşamlarına katma değer sunan, onları iletişim sürecinin bir parçası haline getiren, küçük bile olsa net ve gerçek bir sorunu çözmeye ya da o soruna dikkat çekmeye yönelik çalışmalar çok daha fazla takdir görüyor ve ödül alıyor.

Bu elbette bir tesadüf değil. Dünyamızın buna olan ihtiyacının ve açlığının bir kanıtı.

Reklam Yaratıcıları Derneği olarak Türkiye’nin her zamankinden daha fazla kurumsal sosyal sorumluluğa, ayrıştırıcı değil birleştirici siyasal iletişime, samimiyetle konuşan, toplumsal bir açığa ya da ihtiyaca destek veren markalara, katma değer sağlayan ürünlere, bir arada olmamızı birbirimizi daha iyi anlamamızı sağlayacak yaratıcı dijital uygulamalara ve kampanyalara ihtiyacı var.

Türkiye’nin fikri hür, vicdanı güçlü, çalışkan ve çok boyutlu düşünen pazarlama iletişimcilerine ihtiyacı var. Türkiye’nin bizlere ihtiyacı var.

İnanıyoruz ki barış dolu, aydınlık bir geleceği hep birlikte inşa edebiliriz.

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Ağustos 2016 sayısında yayınlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.