Tracey Follows: Kültürel trendler

Alanında uzman isimler, yakın gelecekte iletişim sektöründe bizleri nelerin beklediğini anlattı. Buna göre, gelişen teknolojiyi ve datayı kullanmaları halinde mobilden sosyal medyaya, kültürel trendlerden reklam ajanslarına kadar çeşitlenen pazarı bekleyen fırsatlar neler?
Tracey Follows, Futuremade Kurucusu

2018’in insandan makineye dönüşüm dünyasında kültüre ahlaki sorular hakim olacak. Şimdiye kadar dijital gelişmeleri hayranlıkla izledik. Şimdi teknolojinin toplumdaki rolünü sorgulama zamanı geldi.

Çok uzun zamandır “dijital”i kültürle eş anlamlı algılamaya başladık. Ancak şimdi uyanış başladı. Ve 2018’in, bu anlayış için sonun başlangıcı olduğunu göreceğiz. Giderek daha fazla insan teknolojinin toplumdaki, işletmelerdeki ve her birimizin iç dünyasındaki rolünü sorgulamaya başladıkça, teknoloji şirketlerinin hem makro düzlemde bir tehdit olan düzenlemelere hem de sorgulayan müşterinin mikro bağlamdaki baskısına cevap vermek zorunda kalacağını göreceğiz. Şu anda bile bunun gerçekleşmeye başladığını görebilirsiniz. Hollywood son on yıl süresince teknoloji kaynaklı distopyaları bize pompalayıp duruyor. Ex Machina, Advantegeous gibi filmler, teknologların hem makineleri hem de insanları kontrol altına alarak ve bunları birleştirip transhümanistlerin ıslak rüyalarını süsleyecek hale getirerek dünya hakimiyeti kurma yolundaki büyük planlarını ortaya koyuyor.

Bu filmler, tüm dünyayı kapsayan birbirine bağlı olma halinin, hayal ettiğimiz gibi çoğunluğun elinde değil, küçük bir azınlığın kontrolünde çıkmasından kaynaklı hayal kırıklığımızı ortaya koyuyor. Bugün sadece kodlara hayran hayran bakmıyoruz. Ahlak ve eşitlik, sorumluluk ve haklar konusunda sorular soruyoruz. Değişimin buradaki sinyallerinden biri, yakın zamanda Lordlar Kamarası’nın yapay zeka hakkında hazırladığı ve sektörün bir Yapay Zeka Konseyi tarafından denetlenmesini önerdiği rapor. 2017’de her gazete, kapak sayfasına, robot istilası ve insanların işlerini kaybetmeleri hakkında abartılı manşetler atmayı görev bilirken, 2018’de bu durum ahlaki tartışmalar ekseninde şekillenecek. Neden bu makineleri insansılaştırmak istiyoruz? Bu durum insan ve makine arasındaki ilişkileri gerçekten daha iyiye mi götürecek? Yoksa aslında felaketin reçetesini mi yazıyor, gerçek hayattaki, özellikle kadınlar konusundaki tartışmalı efendi-köle mentalitemizi ve davranışlarımızı robotlara empoze etmenin yolunu mu yapıyoruz? “Alexa, dur!” o kadar da masum bir komut olmayabilir.  TrendWatching’den David Mattin’in yakın zamanda kaleme aldığı üzere, şu anda rekabet halinde olan iki büyük trend bulunuyor: otomasyon ve insanlaştırma. Kabul. Ve bu ikisi arasındaki sürekli gerilim, kültürel olarak geri kalan her şeyin fon müziğini oluşturacak. Ancak bence tüm bunların üzerinde yer alan, asıl büyük trend “ahlakileştirme”, yani bize yön veren inanç ve ideallerimizi insandan makineye dönüşüm dünyasına uyarlayacak kodlama yöntemi.

Gerçek nedir?

Geçtiğimiz yıl “post-gerçeklik” kavramını, medya elitlerinin ve anketörlerin çeşitli seçim öngörülerini tutturamadıkları gerçeğinden sızlanmaları üzerine, ölümüne kullandık. Onlar, alternatif değerler, bakış açıları ya da ihtiyaçlar konusunda kendi yetersiz anlayışları yerine kitlelerin yanlış bilgilendirilmesini suçlarken, pek çok sıradan insan olan bitene uyum sağladı. Ne var ki bu yıl hem burnu büyük elitistler hem de devasa ayak takımı aynı hayati soruyu soracaklar ve bu, “Gerçeği nasıl bilebilirim?” şeklindeki epistemolojik soru değil, “Gerçek nedir?” şeklindeki ontolojik soru olacak. Bununla ilgili ipuçlarını her yerde, özellikle de Blade Runner 2049’da görebiliriz. Deckard, kendisini esir alan kişiye “Gerçeğin ne olduğunu biliyorum” diye hırıldıyor. Ancak içine gittikçe daha fazla sanallık yerleştirilen bir dünyada, çoğu zaman, gerçeklikten emin olmak zor. Sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve karma gerçeklik sayesinde ortaya çıkacak yeni deneyimler, gerçekten yaşanmış deneyimlerin yanında anılarımıza eklenecekler. Kim VR yoluyla İstanbul’u kafanızın içinde gezdiğinizde orayı gerçekten ziyaret etmediğinizi söyleyebilir ki?

Bu dünya için neleri feda ettik?

Ancak gerçek / gerçek dışı spektrumunda asıl tanımlamamız gereken, kişisel deneyimlerimizden daha fazlası. Teknoloji ve biyolojinin birbirine kaynaşması devam ederken, kendimizi “önce bilgisayar ortamında” gerçeklik kazanan bir dünyayla ilgili ahlaki sorular sorarken bulabiliriz. İlaç deneyleri yapmak ya da yaşlanmanın etkilerini modellemek üzere bir çip üzerinde organ oluşturma (ya da birçok çip üzerinde farklı organlar oluşturma sonucunda vücudu çipe taşıma) teknolojisi gerçekten de gerçek sonuçları veriyor mu? 2018’in yüz tanıma, konuşma tanıma ve benzeri biyometrik teknolojilerin yaygın kullanımına yönelik bir eşik olarak belirlenmesi sonucunda, kamuya açık kişisel verileriniz, kimlik doğrulama pasaportunuz olacak ve “gerçek” olduğunuzun kanıtı sayılacak. Pasaportunuzun aksine, bu verilerin de sizin elinizde bulunmaması doğru mu? İronik bir şekilde, son 10 yıldır otopilot konumundayız. Hayatımızdaki aktivitelerin uzaktan kumandası olan uygulamaların ve cihazların çokluğu ve sağladıkları kolaylıkla baştan çıkarılmışken, sonunda daha otomatikleştirilmiş, gerçekliği artırılmış ve yapaylaşmış bir dünya için neleri feda ettiğimizi ve başımıza neler geleceğini sorgulamaya başlıyoruz. 2018’de bu konulara gözlerimizi açıyor, onları tartışmaya başlıyor, belki bu konularda yasa ve düzenlemeler çıkarıyor, ahlakileştirmek için tüm olası dünyalar arasından en iyisini seçiyoruz.

 

Kapak dosyasında yer alan öngörülerin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.