Tasarımda “İşte bu!” Anları

Herhangi bir soruna çözüm ararken, zihnimizdeki fikir karmaşası çözümlenip çıkış yolu belirdiği anda bir ışık yanar ve “İşte bu!” deriz. Tasarımcılar için bu, eşsiz bir yenilenme ve bir sonraki adım için teşvik edici gücü yakalama anıdır. İşte tam o anda bulanık olan netleşir, kavramlar birbirine bağlanmaya ve bir bütün olarak anlam ifade etmeye başlar.

Tasarım Temelli Düşünme

Tasarım temelli düşünme, belirsizlikleri ele alır, tasarımcıyı belirsizliklerle yüzleştirir. Çünkü ancak bu şekilde farklı çözüm yolları keşfedilebilir. ‘Ne tasarlıyorum?’dan önce ‘Neyi çözmeye çalışıyorum?’ sorusunun cevabını arar. Sonucu en baştan kesin olarak tanımlamaktan ziyade o sonuç için gerekenleri tanımlamaya çalışır. Tasarım temelli düşünce, bir ihtiyacı doğuran nedenlerle tek tek ilgilenir ve bu nedenlerden her birini yeni fırsatlar ya da alternatif çözümler keşfetmek için potansiyel birer ipucu olarak değerlendirir.

Tasarım Süreci

Tasarım süreci, tasarlanacak ürünün hangi alanda, kimler tarafından ve ne amaçla kullanılacağının anlaşılmasıyla başlamalıdır. Sürecin yüzeysel varsayımlarla başlaması durumunda, sonunda önerilecek çözümün gerçek ihtiyaçla örtüşmemesi olasıdır. Anlamak için gözlemlemek, araştırma yapmak, kullanıcılarla temasa geçmek ve empati kurmak gerekir. Ancak bu araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular analiz edilip yorumlandığında tasarım hedefini belirlemek mümkün olur.

Fikir geliştirme aşaması ne kadar cesur ve merak dolu olursa, o kadar çeşitli olasılık üretilebilir. Beyin fırtınası ile ekip üyeleri bu yaratıcı sürece eş zamanlı olarak katkıda bulunabilirler. Yaratıcılığın törpülenmemesi için fikirlerin uygulanabilirlikleri üzerine herhangi bir yargıda bulunmadan her türlü fikrin ortaya konmasına alan yaratılmalıdır.

Bu dinamik ortamda konuşulanların sözde kalmaması ve daha sonra analiz edilebilmesi için kayıt tutmak önemlidir. İster post it notları olsun, ister kağıt üzerine eskizler ya da tahtaya çizilen şemalar, fikirlerin paylaşılabilir bir kaydı olmalıdır. Söz uçar, yazılar ve çizimler kalır!

Bir sonraki adım, üretilen fikirlerle, sanki birer Lego parçasıymış gibi oynamaktır. Her parçayı evirip çevirerek, farklı açılardan bakarak, yeni kombinasyonlarda birleştirerek, bütünlüğü bozanları ayırarak, nihayet daha rafine ve ihtiyaca en uygun çözüm potansiyelini taşıyan bir fikir setine ulaşılır.

Elde kalan fikirleri sentezlemeye devam ederken bir noktada “İşte bu!” deriz. Artık kazanan fikir bellidir, ilerleyeceğiniz yol nettir. Sıra fikri işlemeye ve gerçeğe dönüştürmeye gelmiştir.

Tasarım süreci asla doğrusal değildir ve bir noktada bitmez. Yol boyunca tekrar tekrar “İşte bu!”nuzu sorgulamanız ve sınamanız gerekecektir. Prototip tasarımcının fikrinin somut modelidir ve ancak gerçek kullanıcılarla buluşup denendiğinde fikrin işler olup olmadığı anlaşılabilir. Eğer prototipiniz zihninizde kurguladığınız gerçekte işe yaramıyorsa, onu parçalarına ayırıp yeniden birleştirin veya daha iyi bir fikir için baştan başlayın.

Tüm tasarımcılara enerji dolu “işte bu!” anları diliyorum!

Derya Aydemir 

Monitise MEA Tasarım Ekip Lideri

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.