Sürdürülmez dünyanın değişmesi için iletişim sektörü daha çok sorumluluk almalı

Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda medyanın en fazla işlediği konu, 2020’nin ve sonrasının da gündemini belirleyecek güçte bana göre. O konu da gezegenin nasıl kurtarılacağıdır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Davos’ta şirketlerin temel faaliyet alanlarına entegre etmeleri gereken sürdürülebilir kalkınma amaçları girişimini açıkladı.
Prens Charles, küresel ekonomiyi karbondan hızla arındırmanın yollarını tespit edebilmek ve sürdürülebilir piyasalara geçiş yapabilmek amacıyla Dünya Ekonomik Forumu iş birliğiyle Sürdürülebilir Piyasalar İnisiyatifi ve Konseyi’nin kurulduğunu duyurdu.
Yoksulluk ve eşitsizlikler artmaya devam ederken ve küresel iklim, geri dönülmez krizden yalnızca yarım derece uzaktayken sürdürülebilirlikten daha öncelikli bir gündem olması pek mümkün görünmüyor. En çok da iletişim sektörü için böyledir bu. Çünkü iletişim, dünyadaki olumlu yönde değişimlere en çok yön veren, katalizörlük yapan, yapması gereken sektörlerin başında geliyor. Dolayısıyla artık sürdürülemez olan dünyanın değişmesi için iletişim sektörü daha fazla sorumluluk üstlenmeli. Sürdürülebilir olmanın, şirketler ve markalarla toplumlar arasındaki bağları güçlendirmenin en etkin yolu olduğu kadar, hepimizin ortak geleceği için en akılcı yol olduğunu da ısrarla anlatmalıyız. 2020 yılında şirketler ve markalar açısından gündemi belirleyecek en önemli başlıkların birincisi sürdürülebilirlik olacak, olmalıdır.

Dijital dönüşüm, tüketicileri, müşterileri, şirketleri, değer zincirlerini ve sektörleri, hem çok daha farklı hem de çok hızlı bir değişime maruz bırakmaya devam ediyor. İletişim sektörü olarak 2019’da değişimlerin hızlandığını hissettik, 2020’de daha da çok hissedeceğiz. İletişim, mecra ve trendleri çok hızla gelişen teknoloji ile birlikte son 10 yıldır çok büyük bir değişim içinde.

Teknoloji, pazarlama ve iletişim için benzersiz fırsatlar yarattı. Bu fırsatları değerlendirmek için iletişimde dijital iş yapış modellerini daha da hızlandırmak gerekiyor. Sosyal medya, POS, alışveriş, mobil ve sensörlerden elde edilen ve sınırsız denebilecek büyük veriyi hızla analiz ederek karar destek sistemlerinde kullanabilenler, elbette iletişim sektöründe fark yaratacak. Büyük kitleleri yüzeysel biçimde segmente eden ve farklılıkları göz ardı etmek zorunda kalan geleneksel yöntemler yerine, çeşitliliği kucaklayan ve bireysel bazda segmentasyonu mümkün kılan dijital araçlar mevcut. Birçok farklı hedef kitleye, özelleştirilmiş marka mesajlarının kurgulanacağı iletişim stratejileri geliştirip yönetmek, çok büyük veri yığınlarını anlamlandırıp optimize etmek üzere markaların ve ajansların gündeminde yapay zekâdan daha fazla yararlanmak olacak.

PR ve pazarlamanın 2020’de daha da iç içe geçeceğini söyleyebilirim. Bunun nedenlerinden biri de dijital mecraların yükselişi ve dijitalde faal olan influencer’lar. Tüm dünyada 2015’te 500 milyon dolarlık bir pazar büyüklüğü bulunan influencer marketing’in 2020’de 5 ile 10 milyar dolar arası bir büyüklüğe ulaşacağı tahmin ediliyor. 5 yılda en az 10 kat büyüyen influencer yönetimini daha stratejik ve ölçülebilir bir iletişim yöntemi haline getiren yeni çerçeveye biz ‘trufluencer iletişimi’ diyoruz. Trufluencer iletişimi, dijital ekosistemdeki dürüst ve etkin uygulamalarıyla örnek olan ve stratejik iletişim hedefleri için, ölçülebilir maksimum faydayı sağlayacak saygın iş ortaklarıyla çalışmayı ifade ediyor.

2019’da iletişimde her yönde büyük bir devinim içindeydik. Mecralardan iletişim yöntemlerine kadar mesleğimizin birçok dinamiği değişti ve dönüştü. Etkileşim aldığımız etkinlikler de çeşitlilik gösterdi. Bu nedenle, iş yapma süreçlerimizin bu kadar hızlı değiştiği böyle bir dönem yaşamadık diyebiliriz. Sadece 1 yılda medyada hayal edemeyeceğimiz bir değişim ve dönüşüm yaşadık. BTK’nın 2019 ilk yarı verilerine göre Türkiye’de mobil penetrasyon 0-9 yaş aralığını dikkate almazsak %113’ün üzerinde. 82,5 milyonluk nüfus içinde yaklaşık 81.6 milyon mobil abone var. İnternet ve sosyal medya kullanımında dünyada ayrıcalıklı bir konumdayız.

Yeni dinamikler doğrultusunda iletişim sektörü olarak kendilerini bu değişim yönünde geliştiriyor ve işe alımlarda bu hıza ayak uyduran ve dünyayı yakından takip eden bir kadro oluşturmak istiyoruz. Hem yeni yeteneklerde bu özellikler ve teknolojiye hâkimiyet aranıyor hem de mevcut kadroların yetkinliklerinin bu yönde gelişmesine dikkat ediliyor. Dönüşüm içinde olan iletişim dünyasında içerik konusu ise eskisinden daha stratejik bir noktaya geldi.

Hızla değişen dinamiklere bağlı olarak sektörümüzde iş yapmak giderek zorlaşsa da değişime ve yeniliğe açık olan markalar, şirketler ve çalışanlar için 2020 büyük potansiyel taşıyor. Belirttiğim gelişmeleri ele alıp değişim kültürünü benimseyenler için 2020’nin fırsatlarla dolu olduğuna inanıyorum.

Önümüzdeki dönemde halkla ilişkileri, medya ilişkileri odaklı algılamayıp influencer yönetimini bilenler, sponsorluk yönetiminden etkin şekilde faydalananlar, dünyanın en önemli gündemi olan ve her şirketin vazgeçilmezi olan sürdürülebilirlik ile ilgili çalışmalara hâkim olanlar rekabette öne geçecekler. Ben, şahsen bir iletişimcinin dünya için, toplum için fark yaratmak üzere en az bir STK’ya üye olmasını ve gönüllü çalışmalara katılıyor olmasını dikkat çekici bir özellik olarak değerlendiriyorum.

Küresel veya ulusal ölçekte sektörünün lideri olan veya iddialı konumda bulunan büyük şirketlerle ve onların liderleriyle çalışıyoruz. Aynı zamanda onların güvenilir iş ortakları ve danışmanları olabilmek için yeni nesil iletişimciler çok donanımlı ve çok boyutlu olmak, teknolojiye ve network geliştirmeye, paydaşlarla iletişime hâkim olmak ve daha iyi bir dünya için çalışmak zorundalar.

Gonca Karakaş
CEO, Effect BCW

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.