Sosyal medya ile ilgili konuşmamız gerek

Born Social Strateji Direktörü Callum McCahon, değişen sosyal medya kullanımını ele alıyor ve hem markalara hem de sosyal ağlara önerilerde bulunuyor.

Kabul edelim ki sosyal medya, akıl sağlığımızla pek de huzurlu bir ilişkiye sahip değil; ancak bu durumla mücadele edebiliriz. Üstelik sosyal medya sürekli değişim içindeyken bunu yapmamız da gerekiyor.

Tik Tok gibi yepyeni platformlarımız var ve bu platformlar daha uzun bir süre de burada kalacak gibi görünüyorlar. Instagram gibi yerleşik oyuncular ise daha önce platformlarını öne çıkaran özellikleri yeniden düşünmeye başladılar. Kullanıcılar, ilgi alanlarına yönelik hareket edip dikkatlerini daha küçük alanlara kaydırıyor. Her şey değişiyor ama tek bir şey sabit kalıyor: Sosyal medya ve zihinsel refah arasındaki sorunlu ilişki. Geçtiğimiz on yıl içinde, sosyal platformlar -belki de farkında olmadan- kullanıcıları bilinçsizce kaydırılan ve gösterişli bir dünyada yaşamaya teşvik etti. Ve bu da açıkçası hiç de sağlıklı değil.
Üstelik bu dünya kullanıcıların huzurunu kaçıran trollerin ve olumsuzlukların olduğu karanlık bir tarafa da sahip.

Artık yeni bir sosyal çağa geçtiğimize göre kendimize şimdiye kadar öğrendiklerimize, bu yeni çağın bize neler getirebileceğine ve kullanıcılar için daha sağlıklı bir ortam yaratmak için neleri geride bırakmamız gerektiğine bakmamız gerekir.

Sayılara meydan okumak
Facebook, Instagram ve Twitter sorunları ele alma konusunda epey ilerleme kaydetti. Özellikle Instagram, sosyal ağların en önemli detaylarından biri olan beğeni sayısını gizleyerek ve yakın arkadaşlar özelliğini öne çıkararak var olduğu dünyaya tam anlamıyla meydan okudu.

Aslında Instagram’ın getirdiği bu özellik, pek de yeni bir düşünce değil. 2012 yılında Ben Grosser bir sosyal deney yapıyor ve Demetricator’ü yaratıyor: Sayılar olmaksızın sosyal medya. Gönderinizi 30 kişi beğenmiş olmasına rağmen sadece “insanlar beğendi” ibaresi yer alıyor.

Sayıları çıkardığımızda beğeniler, paylaşımlar, yorumlar ne kadar da anlamsız göstergelere dönüşüyorlar değil mi? Oysa kendimizi değerlendirmek için bu sayılara gerçekten ihtiyacımız var mı?”

Tüketmenin sınırı
Sosyal platformlar, özellikle bir şeyleri ertelemeyi sevenler için ideal bir yer olabilir ama bilinçsizce ekranı sürekli kaydırmak herkes için iyi sonuçlar doğurmaz. Üstelik bu platformlarda zaman geçirirken beynimizin alabileceğinden çok daha fazlasını tüketiyoruz.

Bu yüzden Instagram sonsuz bir şekilde aşağıya kaydırdığımız ekran yerine “her şeyi yakaladın” uyarısını getirdiğinde, çevrimiçi zamanı daha doğru geçirmek adına atılmış bir adım oldu. Ayrıca ana sayfamızda yer alan akışların tamamını tüketmek gibi bir zorunluluğumuz da yok.

Güvenli alanlar
Kullanıcılar için gizlilik hâlâ gündemde. Facebook ve WhatsApp grupları gibi paylaşılan ilgi alanları doğrultusunda yaratılan küçük dünyaların tadını çıkarıyorlar. Onları tanıyan herkesin yargılayan bakışlarına maruz kalmadan, istediklerini paylaşabiliyorlar. Bu kapalı gruplar tabii ki de tamamen sorunsuz değil ama yine de kullanıcının belirlediği sınırlar dahilinde dilediği gibi paylaşım yapabilmesi adına çok daha konforlu.

Önümüzdeki beş yıl içinde başarılı olacak sosyal platformlar, ortak çıkarları olan insanlar için güvenli yerler oluşturmaya odaklanacak platformlar olacak. Facebook bunu biliyor ve bu yüzden grupları merkezine alan bir yapı inşa etmeye başladı. TikTok gibi yeni platformların buna yaklaştığını görmek büyüleyici olacaktır.

Dikkat çekmek
Platformların öncülük etmesi önemli olsa da markaların da bu sorunları ele almaları gerekiyor. Hazırladığımız bir rapora göre tüketicilerin %80’inin kampanyaların “izlenebilir”, “paylaşılabilir” ve “eğlenceli” olmasını istediğini ortaya çıkardık. Sosyal içerik artık dikkat çekici değil, dikkati kazandıracak, kitlenizin sizinleyken iyi vakit geçirmesiniz sağlayacak bir yapıya sahip olması gerekiyor.

Bu değişim zamanını iyi değerlendirmeliyiz; kendimiz için daha yüksek satandartları hedeflemeli, yaptığımız her şeyin akıllıca olmasını ve yaptığımız her şeyin unutulmaz olmasını sağlamalıyız.

Callum McCahon
Strateji Direktörü, Born Social

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 97. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.