Sorrell etkisine sektör yorumları

Dünyanın her yerinden reklam ve pazarlama iletişimi profesyonelleri Martin Sorrell’in reklam ve pazarlama iletişimi dünyasına etkilerini ve WPP’deki görevinden ayrılmasının sektörü nasıl etkileyeceğini yorumluyor.

Sir Martin Sorrell, öyle ya da böyle global reklam sektörünü modern zamanlara taşımış bir isim. Ancak sektör üzerindeki etkisinin yararlı mı yoksa zararlı mı olduğu her zaman tartışılacak.

WPP’nin kurucusu hakkındaki görüşler genellikle iki ayrı uçta yer alıyor. İş dünyasının, ajansları ciddiye almasını sağladığı için büyük övgü topladı. Bir meslektaşının anlattığına göre buradaki ciddiyetsizliği “Ajanslar, finansal yönetim söz konusu olduğu zaman eğriyi doğrudan ayıramayan at kuyruklu gerzeklerin kontrolünde” cümlesiyle tanımlamıştı.

Bir zamanlar “önemsiz, minik el işi atölyeleri” olarak tanımladığı ajansların daha üretken ve etkili kurumlara mı yoksa yaratıcılığını tamamen kaybetmiş makinelere mi dönüştüğü ise daha büyük tartışma konusu oldu.

Sorrell’in burnunun dikine gitmesi ona kesinlikle düşmanlar kazandırdı. Bağımsız medya ajansı kavramının yaratıcısı olarak görülen Chris Ingram, bir rivayete göre “Onun için çalışmaktansa bir mezbahanın zeminini yalarım” demişti. Kendisi milyonlarca pound kazanırken, acımasız finansal yaklaşımıyla ajansları yatırımdan yoksun bıraktığı konuşulan Sorrell’i neredeyse Deccal gibi görenler yok değildi. Eski bir kreatif direktör “Sorrell büyük reklamcılığın sonu oldu. Cehenneme kadar yolu var. O adam başkalarının yeteneklerini kullanarak zengin oldu” diyor ki sektördeki bir insanın böylesine tepkiyle anılması da pek sık karşılaşılan bir durum değil. Farklı WPP ajanslarının yaratıcı departmanlarında, kıdemli pozisyonlarda çalışmış biri bile bu istifanın ardından “yönetim, finans ve yaratıcı ekip direktörleri arasında büyük kutlama yapılacak” öngörüsünde bulunuyor.

Peki bu şartlar altında Sorrell reklamcılığı iyi yönde mi etkiledi yoksa kötü yönde mi? Sorrell’in gidişi bu sektörü nasıl değiştirecek? Dünyadan ve Türkiye’den sektörün önde gelen isimleri anlatıyor.

 

“Yöneticiliğine hep saygı duydum”

Maurice Lévy

Publicis Groupe Denetim Kurulu Başkanı

Sir Martin Sorrell’in görevi kötüye kullanma iddiasıyla ilgili soruşturma devam ederken istifa ettiğini görmek üzücü. Kuşkusuz, Martin WPP’yi bugün bildiğimiz haline getiren, yani dünyanın en büyük reklamcılık şirketi ve acımasız rakibine dönüştüren kişidir. Bazı durumlarda vizyonunu yetersiz bulsam da gerçekten dünya standartlarında bir holding kurduğunu kabul etmeliyim. Aramızdaki ilişkinin pek iyi olmadığı bilinen bir gerçek ama onun girişimci ve yönetici yönüne hep saygı duymuşumdur. Her zaman kazanma iradesine sahipti ve kendisine karşı girişilen her türlü rekabeti son derece ilginç ve zorlu hale getirebilen biriydi.

Bunun aksine, kendisine ve davranışlarına da aynı şekilde saygı duyduğumu söylemem zorlama olacaktır. Basında bunun pek çok örneği var.

Bu zor dönemde kendisine ve WPP çalışanlarına şans diliyorum.

 

“Gösteri devam etmeli”

John Seifert

Ogilvy Worldwide CEO’su

Herkesin Martin Sorrell hakkında bir görüşü var ama beni asıl cesaretlendiren, müşterilerden gelen destek mesajları oldu. WPP’nin bir parçası olan becerilere, kurulmuş olan ağa ve içinde barındırdığı yeteneklere büyük saygı duyuluyor. Son birkaç gündür bana hissettirilen, yaptığımız işe devam etme ve tempomuzu kaybetmeme konusundaki kararlılık oldu.

Yine de çözmemiz gereken sorunlar var ama WPP büyük bir şirket, çok iyi insanlara ve yeteneklere sahip. Bunu kurmak, Martin’in profesyonel kariyerinin büyük bölümünü oluşturdu ve sadece WPP hikayesinin bir sonraki bölümünü yazmayacak olması, onu bırakıp gitmemiz için bir neden değil. Martin burada olsa da olmasa da müşterilerimize ve birlikte çalıştığımız insanlara hizmet etme sorumluluğumuz var. Bu nedenle gösteri devam etmeli.

 

“Martin dünyayı değiştirdi”

Shelley Lazarus

Ogilvy & Mather Fahri Yönetim Kurulu Üyesi

Martin Sorrell reklamcılık dünyasını ileriye götüren güçtü. Sektöre dair anlayışı herhangi birimizin sahip olduğundan çok daha büyük, ileri görüşlü ve cesurdu. Yeni fikirleri gerçeğe dönüştürebilmemiz için sektöre yatırım yapılmasını sağladı. Martin sektörü yeni yetenekler için çekici hale getirdi. Bundan daha büyük bir varlığa sahip olamayacağımızı anlamıştı. Martin risk almayı becerebilen biriydi. Büyük bahisler oynamaktan korkmazdı. Onun risklere dayanıklılığı sektörümüze inovasyonu getirdi. Yıllar önce, WPP için çok zorlu olan bir dönemde “Şu anda nasıl bu kadar sakin olabiliyorsun?” diye sormuştum. Cevabı, “Böyle durumlarda sakin olmayı başaramazsam, bu işi yapmamalıyım” olmuştu. Martin dünyayı değiştirdi. Hepimiz ona borçluyuz.

 

“Büyüklük kültünü yarattı”

Robert Peston

ITV Politika Editörü

Martin Sorrell’i 25 yıldır, WPP iflasın eşiğine geldiğinden beri tanıyorum. O, doğanın hiperaktif güçlerinden biriydi, sadece reklam sektöründe değil, kurumsal hayatın kültürü üzerinde de önemli etki sahibiydi.

Reklam ve pazarlama dünyasında büyüklük kültünü yarattı ve kendi sektöründe dünyanın en büyük şirketler grubunu kurmak için rakipleriyle bitmeyen bir birdirbir oyunu oynadı. Şirketleri durmaksızın kendi bünyesine kattığı yıllarda işletmelerini satın aldığı pek çok reklam insanını zenginleştirdi. Aynı zamanda, sürekli TV ve radyo programlarına katılarak, gazetelere röportaj vererek İngiltere’deki en az çekingen yönetici olduğunu da gösterdi. Bir keresinde kendisine ödenen devasa miktarda paraya önem verip vermediğini sormuştum. Paranın, rakipleri karşısında kazanıp kazanmadığını ölçen “skor” sayıldığı için önemli olduğunu söyledi. Her şeyin ötesinde Sorrell yırtıcı, hırslı, takıntılı bir rakipti. Sorrell önemliydi. Gazeteciliğim nedeniyle benim tarafsız olmam gerekiyor. Mirasının olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğu konusunda başkaları yorum yapmalı.

 

“Sektöre global strateji kazandırdı”

Miles Young

Ogilvy Global eski CEO’su ve Yönetim Kurulu Üyesi

Sektörde modernizmin öncüsüydü. Teknolojiyi iş süreçlerine entegre etti, dijitali butik statüsünden ölçeklenebilir bir yapıya taşıdı ve medyaya yeni bir önem atfetti. O, farklı bir holding kurdu, ürüne inandı. Cannes Lions ve Effie’ye yönelik kişisel coşkusu bulaşıcıydı. Çağdaşlarının hepsinden önce entegrasyonun savunuculuğunu yapmaya başlamıştı. Duruşuyla global olan bir sektöre global stratejiyi de kazandırdı. Çin ve Hindistan örneklerinde olduğu gibi, o nereye giderse, başkaları da onu takip etti. Martin Sorrell sektöre, dünyanın büyük oyuncularının masasında bir yer, global müzakerelerde söz söyleme hakkı kazandırdı.

 

“Etkiyi hatırlıyoruz, parayı değil”

John Hegarty

Bartle Bogle Hegarty Kurucusu

Asıl sorulması gereken nasıl hatırlanacağı değil. Asıl soru, hatırlanacak mı? Martin muhteşem bir holding kurdu. Ama onu yaratıcılık üzerine değil, finansal temeller üzerine inşa etti. Hatırlananlar ve saygıyla anılanlar, sektörümüzün yaratıcılığına katkı sağlayan insanlar oldu. Bill Bernbach, David Ogilvy, Mary Wells. Biz etkiyi hatırlıyoruz, parayı değil. Marion Harper’ı hatırlayan var mı?

 

“Saygı duymak hariç bir görüşüm yok”

Allan Rich

The Media Business Kurucusu ve MediaCom Eski Başkanı

30 yılı aşkın bir süredir Martin’i tanıyorum ve kendim de bir iş adamı olarak, elde ettiği şeylere büyük saygı duymak dışında bir görüşüm olmadı. Sadece WPP markasının bariz gelişimi için değil, aynı zamanda dünyanın her yerinde birlikte çalıştığı kişilere, büyümeye devam ederken dahi, büyük bir hız ve verimlilikle cevap verme zamanını her zaman bulabildiği ve gerektiğinde o insanlarla birlikte önemli kararları almak gibi yeteneklere sahip olduğu için de. Bence sektörün büyümesini koruması ve sürdürmesi için gerekli olan yaratıcılıktan ödün vermeden, kendi tutkusu ve kişiliği ile çok büyük bir güç getirdi.

 

“O kadar tutkulu birini kaybetmenin utanç verici olduğunu düşünüyorum”

 

Michael Houston

Grey CEO’su

Michael Houston, 2007’de CMO olarak Grey’e katıldı ve geçtiğimiz Ağustos ayında da CEO oldu. İş dünyasının en genç liderlerinden biri olan Houston, Campaign UK’e verdiği röportajda, yaşanan talihsizliğe rağmen günlük iş süreçlerinde büyük değişiklik yaşanmayacağına inanıyor.

 

 

Campaign UK Sir Martin Sorrell’in WPP’den istifasının Grey’e, kişisel olarak size ve sektöre ne gibi etkileri olacağını düşünüyorsunuz?

Michael Houston Martin Sorrell’in istifa haberini duyunca çok üzüldüm ve hayal kırıklığına uğradım çünkü onunla daha çok uzun yıllar çalışmayı bekliyordum. Grey için, WPP 200.000 kişiden oluşuyor ve bence müşterilerimiz ve insanlarımıza hizmet etmeye odaklanmaya devam edeceğiz, dolayısıyla günlük yaşamımızda büyük bir değişiklik beklemiyorum. Sektör için büyük bir talihsizlik olduğunu düşünüyorum çünkü Sorrell, sektörün hedeflerini sürekli destekledi ve ileri taşıdı. Bu nedenle, WPP için etkinin ne olabileceğine veya olmayacağına bakılmaksızın, sektördeki sesini kaybetmek talihsiz bir durum. Herhangi bir sektörün, o tutkuyu taşıyan birini kaybetmesinin bir utanç olduğunu düşünüyorum.

Campaign UK Sektör daha büyük bir konsolidasyona doğru ilerliyor gibi görünüyor. Bu doğrultuda, Sorrell’in müşterilerin bireysel ajans markalarını umursamadığı yönündeki önerisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Michael Houston Tüm müşteriler için genelleştirilebileceğine inanmıyorum, bu yüzden bu ifadeye katılmıyorum. Ancak, ajans markalarına daha az ilgi duyanlar var. Bence sektörümüz, müşterilerin, bizim başımıza gelenlere çok fazla önem verdiklerine inandığı ve bencillik yaptığı için suçlu. Müşterilerin odaklandığı şey, kendi kurumlarındaki başarıyı artırmaktır ve bu, iç mekanikten daha fazla odaklanmamız gereken şeydir. Sürekli gelişime inananlardanım ve pek çok sektörde değişimin faydaları görülüyor. Bu yüzden değişime ve farklı iş birliği türlerine açığım.

Campaign UK Sorrell her zaman büyük resmi düşünürdü. Onun gidişiyle sektör daha içe dönük hale mi geliyor?

Michael Houston Sektörün şimdi olduğundan daha fazla kendi içine dönüp dönemeyeceğini bilmiyorum ama sanırım, ajansların kendilerinde neler olup bittiğine daha fazla takıntılı yaklaşacağı alanlar olacak. Başarılı olan kuruluşlar, müşterileri için sonuç vermeye odaklananlar olacaktır. Bunu yapmak için dünyada neler olup bittiğine dair bir makro bakış açısına sahip olmalıyız. Yani reklamcılığın ötesinde neler olup bittiğini anlamalı, pazarlama iletişimiyle ilgili problemler yerine işimizle ilgili sorunları çözmeliyiz.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 77. sayısında yayımlandı.
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.